Ahmet Usta
Kayıtlı Kullanıcı
CVT Şanzıman Rampada Neden Zorlanır?
Yokuş yukarı çıkarken o devir saatinin çılgınca yükselip de arabanın bir türlü hızlanmadığı o sinir bozucu anı sen de yaşadın kesin. Konuşalım biraz bunu, çünkü kimse sana bu mekanizmanın yokuşlarda tam olarak neden pes ettiğini açıkça anlatmıyor. Klasik otomatik vitesler gibi dişlilerle oynaşmaz bu sistem; iki adet konik kasnak ve aralarında gerilen çelik bir kayıştan ibarettir aslına bakarsan. Sen gaza yüklendiğinde o kasnaklar yaklaşır veya uzaklaşır, oran sürekli değişir işte. Yokuş denen o dik ve acımasız eğim ise bu narin dengeyi doğrudan tehdit eder, zavallı kayış o dikey ağırlığı yukarı çekebilmek için kasnaklara tutunmak zorundadır ama... Fizik kuralları merhametsizdir dostum, sürtünme kuvveti bir yere kadar direnir.
Kayışın o kasnak yüzeylerinde tutunabilmesi için inanılmaz bir hidrolik basınç gerekir normalde ve rampalar bu basınç ihtiyacını aniden tavan yaptırır. Sen dik bir yokuşta dur kalk yaparken veya arabayı tam yükle tepeye tırmandırmaya çalışırken, sistemin içindeki yağ ısınmaya başlar ki bu en büyük kabustur. Yağ inceldiğinde o çelik kayış kasnakları kaçırmaya başlar, buna otomotiv dünyasında kaydırma denir ve o balata kokusunu burnuna getiren şey tam olarak bu sürtünme krizidir. Şanzıman beyni ne yapacağını şaşırır, motor bağırdıkça bağırır ama tekerleklere aktarılan güç kuşa döner. Kimse sana bu şanzımanın aslında şehir içi sakin sürüşler ve düz yollar için tasarlandığını söylemez, pazarlamacılar sessizce es geçer bu detayı. Sen o dik rampaya sardığında mühendislik sınırlarını zorluyorsun çünkü o kayış o tonlarca demiri yer çekimine karşı yukarı itmek için yaratılmadı...
Isınma problemi işin tuzu biberidir aslında, şanzıman yağı aşırı hararet yaptığında koruma moduna geçer ve araba gitmez olur birdenbire. Uzun rampalarda arkandakilerin korna sesleri arasında ter içinde kalmanın sebebi budur; şanzıman kendini korumaya almıştır çünkü yanıyor içeride her şey. Sürekli dur kalk yapılan o berbat İstanbul rampalarında bu makineler un ufak olur, manuele alıp devri yüksek tutmak da bazen kurtarmaz meseleyi. Ömrünü törpülüyorsun o şanzımanın her dik yokuş çıkışında, bunu bil istedim. Tasarruf versin diye aldığın o araç, yokuşlarda yaktığı yağın ve balatanın bedelini senden misliyle çıkarır günün sonunda. Belki de tarzını değiştirmelisin, ne dersin?
Yokuş yukarı çıkarken o devir saatinin çılgınca yükselip de arabanın bir türlü hızlanmadığı o sinir bozucu anı sen de yaşadın kesin. Konuşalım biraz bunu, çünkü kimse sana bu mekanizmanın yokuşlarda tam olarak neden pes ettiğini açıkça anlatmıyor. Klasik otomatik vitesler gibi dişlilerle oynaşmaz bu sistem; iki adet konik kasnak ve aralarında gerilen çelik bir kayıştan ibarettir aslına bakarsan. Sen gaza yüklendiğinde o kasnaklar yaklaşır veya uzaklaşır, oran sürekli değişir işte. Yokuş denen o dik ve acımasız eğim ise bu narin dengeyi doğrudan tehdit eder, zavallı kayış o dikey ağırlığı yukarı çekebilmek için kasnaklara tutunmak zorundadır ama... Fizik kuralları merhametsizdir dostum, sürtünme kuvveti bir yere kadar direnir.
Kayışın o kasnak yüzeylerinde tutunabilmesi için inanılmaz bir hidrolik basınç gerekir normalde ve rampalar bu basınç ihtiyacını aniden tavan yaptırır. Sen dik bir yokuşta dur kalk yaparken veya arabayı tam yükle tepeye tırmandırmaya çalışırken, sistemin içindeki yağ ısınmaya başlar ki bu en büyük kabustur. Yağ inceldiğinde o çelik kayış kasnakları kaçırmaya başlar, buna otomotiv dünyasında kaydırma denir ve o balata kokusunu burnuna getiren şey tam olarak bu sürtünme krizidir. Şanzıman beyni ne yapacağını şaşırır, motor bağırdıkça bağırır ama tekerleklere aktarılan güç kuşa döner. Kimse sana bu şanzımanın aslında şehir içi sakin sürüşler ve düz yollar için tasarlandığını söylemez, pazarlamacılar sessizce es geçer bu detayı. Sen o dik rampaya sardığında mühendislik sınırlarını zorluyorsun çünkü o kayış o tonlarca demiri yer çekimine karşı yukarı itmek için yaratılmadı...
Isınma problemi işin tuzu biberidir aslında, şanzıman yağı aşırı hararet yaptığında koruma moduna geçer ve araba gitmez olur birdenbire. Uzun rampalarda arkandakilerin korna sesleri arasında ter içinde kalmanın sebebi budur; şanzıman kendini korumaya almıştır çünkü yanıyor içeride her şey. Sürekli dur kalk yapılan o berbat İstanbul rampalarında bu makineler un ufak olur, manuele alıp devri yüksek tutmak da bazen kurtarmaz meseleyi. Ömrünü törpülüyorsun o şanzımanın her dik yokuş çıkışında, bunu bil istedim. Tasarruf versin diye aldığın o araç, yokuşlarda yaktığı yağın ve balatanın bedelini senden misliyle çıkarır günün sonunda. Belki de tarzını değiştirmelisin, ne dersin?