Kerem Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Yıllardır oto tamirhanelerinin tozunu yutan, sanayi köşelerinde onlarca şanzıman söküp takan biri olarak söylüyorum; bu CVT denen mereti bizim millete anlatmak deveye hendek atlatmaktan zor. Düz vitesin kaba kuvvetine alışmış adam, şanzıman yağını normal motor yağı sanıyor, otuz bin kilometrede bir değişmesi gereken hidroliği yüz bin olmuş hâlâ kurcalatmıyor. Çelik kayış ile konik kasnaklar arasındaki o hassas sürtünme oranını, tork konvertörünün içerisindeki hidrolik basınç dengesini kimse kafaya takmıyor. Sonra yolda kalıp sanayiye çekiciyle gelince de "Abi araba durduk yere bağırmaya başladı" diye dert yanıyorlar.
Işıklarda beklerken vitesi N konumuna alıp, yeşil yanar yanmaz gaza yapıştırarak kalkmak hangi akla hizmettir, hâlâ çözebilmiş değilim. O hidrolik valv gövdesindeki solenoidlerin anasını ağlatıyorsunuz, farkında mısınız? P konumuna almadan aracı el freni çekmeden salmalar, yokuş yukarı park ederken bütün yükü mandala bindirmeler... Şanzıman beyni o an ne düşünüyor acaba? Balatalar değil, o çelik kayışın o konik yüzeylerde kayarak oluşturduğu mikro çizikler bir gün o şanzımanı kucağınıza verecek, haberiniz yok.
Şehir içinde dur-kalk trafikte sol ayağın fren üzerindeyken sağ ayakla hafiften gazla oynaşmalar var ya, işte o CVT'nin ölüm fermanıdır. Yağ basıncını aniden değiştirip step-motoru kilitliyorsunuz; sonra "Araba hareket halindeyken titriyor" diye feryat figan ediyorsunuz. Basıcaksın frene tam basacaksın, kalkacaksan da net kalkacaksın; bu işin ortası yok, olamaz da zaten. Üretici mühendis o kadar sensör koymuş, o kadar yazılım yazmış oraya, sen hâlâ eski şahinci kafasıyla arabaya muamele ediyorsun.
Soğuk motora gazı kökleyip garajdan fırlamak da işin ayrı bir cinayeti tabii. Şanzıman yağı henüz kıvamını bulmamış, viskozitesi düşmemiş; sen subaplar bağırtana kadar basıyorsun. O hidrolik pompası o soğuk yağı sistemde dolaştırana kadar içerideki metal yüzeyler birbirini yiyor, aşınıyor... Kim düşünecek bunları değil mi? Nasıl olsa garanti bitene kadar idare eder, sonra satarız mantığı bu memleketi bitirdi zaten.
Bir de şu "ömürlük yağ" safsatasına inananlar var ki, onlara ayrıca gülmek lazım. Hangi yağ ömürlüktür Allah aşkına? Sürekli yüksek basınç altında kalan, metal tozlarıyla kirlenen o CVT şanzıman yağı elli bin kilometrede bir değişmezse ne olur biliyor musun? O valfler tıkanır, basınç düşer, kayış konileri kavrayamaz ve o tınılı ses eşliğinde şanzıman biter... Değiştir o yağı kardeşim, markası ne olursa olsun, parasına acıma; yoksa üç kuruşluk yağ yüzünden yüz binlik olursun, benden söylemesi.
Işıklarda beklerken vitesi N konumuna alıp, yeşil yanar yanmaz gaza yapıştırarak kalkmak hangi akla hizmettir, hâlâ çözebilmiş değilim. O hidrolik valv gövdesindeki solenoidlerin anasını ağlatıyorsunuz, farkında mısınız? P konumuna almadan aracı el freni çekmeden salmalar, yokuş yukarı park ederken bütün yükü mandala bindirmeler... Şanzıman beyni o an ne düşünüyor acaba? Balatalar değil, o çelik kayışın o konik yüzeylerde kayarak oluşturduğu mikro çizikler bir gün o şanzımanı kucağınıza verecek, haberiniz yok.
Şehir içinde dur-kalk trafikte sol ayağın fren üzerindeyken sağ ayakla hafiften gazla oynaşmalar var ya, işte o CVT'nin ölüm fermanıdır. Yağ basıncını aniden değiştirip step-motoru kilitliyorsunuz; sonra "Araba hareket halindeyken titriyor" diye feryat figan ediyorsunuz. Basıcaksın frene tam basacaksın, kalkacaksan da net kalkacaksın; bu işin ortası yok, olamaz da zaten. Üretici mühendis o kadar sensör koymuş, o kadar yazılım yazmış oraya, sen hâlâ eski şahinci kafasıyla arabaya muamele ediyorsun.
Soğuk motora gazı kökleyip garajdan fırlamak da işin ayrı bir cinayeti tabii. Şanzıman yağı henüz kıvamını bulmamış, viskozitesi düşmemiş; sen subaplar bağırtana kadar basıyorsun. O hidrolik pompası o soğuk yağı sistemde dolaştırana kadar içerideki metal yüzeyler birbirini yiyor, aşınıyor... Kim düşünecek bunları değil mi? Nasıl olsa garanti bitene kadar idare eder, sonra satarız mantığı bu memleketi bitirdi zaten.
Bir de şu "ömürlük yağ" safsatasına inananlar var ki, onlara ayrıca gülmek lazım. Hangi yağ ömürlüktür Allah aşkına? Sürekli yüksek basınç altında kalan, metal tozlarıyla kirlenen o CVT şanzıman yağı elli bin kilometrede bir değişmezse ne olur biliyor musun? O valfler tıkanır, basınç düşer, kayış konileri kavrayamaz ve o tınılı ses eşliğinde şanzıman biter... Değiştir o yağı kardeşim, markası ne olursa olsun, parasına acıma; yoksa üç kuruşluk yağ yüzünden yüz binlik olursun, benden söylemesi.