Kerim Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Sistemdeki o devasa basıncı üretip silindirlere aktaran parçayı basite alamazsın, arabanın ciğeri o pompa işte. Sabah kontağı çevirdiğinde marş motoru o isteksiz gıy gıy sesini uzatıyor, motor bir türlü ateşlemiyorsa ilk şüpheleneceğin yer belli; Common Rail pompası o yüksek basıncı ray hattına basamıyor demektir. Basınç düşüklüğü sensörler tarafından algılandığı an beyin enjektörlere yakıt püskürtme emrini vermez, sen de orada öylece anahtarla baş başa kalırsın... Yakıt hattında milimetrik bir sızıntı veya pompanın iç elemanlarındaki mikro düzeyde bir aşınma, sistemin ihtiyaç duyduğu o 1500-2000 barlık çılgın gücü bir anda çöp eder. Tam çalışacak gibi olup stop etmeler, marşı saniyelerce zorlamalar hep bu yüksek basınç hücresinin can çekiştiğinin resmidir.
Siyah dumanı arkandakilerin suratına püskürte püskürte gezmeye başladıysan sorun ya enjektörde ya da yine o pompanın debi ayar valfinde. Gaz pedalına köküne kadar basıyorsun, araba bir an şahlanır gibi yapıyor ama arkandan kapkara bir bulut yükseliyor, değil mi? Yanma odasına giren hava ile pompalanan mazotun oranı birbirini tutmuyor, pompanın mekanik aksamı doğru zamanda doğru miktarda yakıtı gönderemiyor çünkü. Hatta bazen o kadar dengesizleşir ki bu durum, araç rölantide çalışırken kendi kendine gaz verir gibi devir saati sallanır durur... Zengin karışım dedikleri o felaket yaşanıyor içeride; yakıt tam yanmadan egzozdan dışarı atılıyor, hem cebini yakıyor hem de yakında o DPF filtresini kucağına alacağının haberini veriyor.
Gaza bastığında o eski ivmelenmeyi bulamayıp arabanın kendini korumaya alması, ekranda motor arıza ışığının yakılması tam bir sinir harbi. Yokuş yukarı çıkıyorsun, arkanda yük var ya da sollamaya çıktın; tam güce ihtiyacın olduğu an araba bir anda pısıyor, sanki arkadan biri çekiyormuş gibi güçten düşüyor. Pompa yüksek devirde ihtiyaç duyulan o devasa debiyi karşılayamıyor, yakıt yetersiz kalınca da sistem kendini güvenlik moduna çekiyor işte. Yani senin anlayacağın, o yüksek basınç pompasının içindeki pabuçlar ve pistonlar artık tolerans sınırlarının dışına çıkmış, aşınmış... Kalitesiz mazot kullandıysan zaten hiç şansın yok, mazotun yağlama özelliği düşük olduğu için pompanın metal parçaları birbirini zımpara gibi sürte sürte bitirmiştir çoktan.
Depoyu söküp baktığında dipte parıldayan o küçük metal tozlarını gördüğün an geçmiş olsun, pompa kendi kendini yemeye başlamış demektir. Bazen usta depoyu açar ve içi simli oje sürülmüş gibi parıldar; işte o talaşlar pompanın içindeki gövdenin eridiğinin en net, en acı kanıtıdır. O metal kıymıkları sadece pompayı bitirmekle kalmaz, bütün Common Rail hattına, o hassas enjektör memelerine kadar yürür ve bütün sistemi kilitler... Sadece pompayı değiştirip kurtulacağını sanıyorsan çok yanılıyorsun, depodan depoya giden bütün hortumları, depoyu ve enjektörleri temizletmeden atacağın her yeni adım paranı doğrudan çöpe atmak olur. O Talaş bir kere sisteme yayıldı mı, temizlenmesi tam bir beladır.
Motor kapağının altından gelen o garip, tıkırtılı ve yüksek frekanslı mekanik sesi duymamazlıktan gelmeye devam edersen bir gün yolda kalırsın. Normal çalışma sesinin ötesinde, sanki içeride bir şeyler birbirini dövüyormuş gibi bir şakırdama geliyorsa kulağına, pompanın bilyaları veya iç eksantrik mili ömrünü tamamlıyor demektir. Yakıt pülverize olamıyor, basınç dalgalanıyor, bu da motorun çalışmasını bildiğin bir traktör seviyesine çekiyor... Kulak kabartacaksın o sese; rölantideki o ritmik olmayan, düzensiz tıkırtılar yüksek basınç ünitesinin son çığlıklarıdır aslında. İhmal ettikçe o mekanik aşınma büyür, en sonunda pompa tamamen kilitlenir ve triger kayışını bile kopartıp motoru senteden çıkarabilir, riskin büyüklüğünü sen hesap et artık.
Siyah dumanı arkandakilerin suratına püskürte püskürte gezmeye başladıysan sorun ya enjektörde ya da yine o pompanın debi ayar valfinde. Gaz pedalına köküne kadar basıyorsun, araba bir an şahlanır gibi yapıyor ama arkandan kapkara bir bulut yükseliyor, değil mi? Yanma odasına giren hava ile pompalanan mazotun oranı birbirini tutmuyor, pompanın mekanik aksamı doğru zamanda doğru miktarda yakıtı gönderemiyor çünkü. Hatta bazen o kadar dengesizleşir ki bu durum, araç rölantide çalışırken kendi kendine gaz verir gibi devir saati sallanır durur... Zengin karışım dedikleri o felaket yaşanıyor içeride; yakıt tam yanmadan egzozdan dışarı atılıyor, hem cebini yakıyor hem de yakında o DPF filtresini kucağına alacağının haberini veriyor.
Gaza bastığında o eski ivmelenmeyi bulamayıp arabanın kendini korumaya alması, ekranda motor arıza ışığının yakılması tam bir sinir harbi. Yokuş yukarı çıkıyorsun, arkanda yük var ya da sollamaya çıktın; tam güce ihtiyacın olduğu an araba bir anda pısıyor, sanki arkadan biri çekiyormuş gibi güçten düşüyor. Pompa yüksek devirde ihtiyaç duyulan o devasa debiyi karşılayamıyor, yakıt yetersiz kalınca da sistem kendini güvenlik moduna çekiyor işte. Yani senin anlayacağın, o yüksek basınç pompasının içindeki pabuçlar ve pistonlar artık tolerans sınırlarının dışına çıkmış, aşınmış... Kalitesiz mazot kullandıysan zaten hiç şansın yok, mazotun yağlama özelliği düşük olduğu için pompanın metal parçaları birbirini zımpara gibi sürte sürte bitirmiştir çoktan.
Depoyu söküp baktığında dipte parıldayan o küçük metal tozlarını gördüğün an geçmiş olsun, pompa kendi kendini yemeye başlamış demektir. Bazen usta depoyu açar ve içi simli oje sürülmüş gibi parıldar; işte o talaşlar pompanın içindeki gövdenin eridiğinin en net, en acı kanıtıdır. O metal kıymıkları sadece pompayı bitirmekle kalmaz, bütün Common Rail hattına, o hassas enjektör memelerine kadar yürür ve bütün sistemi kilitler... Sadece pompayı değiştirip kurtulacağını sanıyorsan çok yanılıyorsun, depodan depoya giden bütün hortumları, depoyu ve enjektörleri temizletmeden atacağın her yeni adım paranı doğrudan çöpe atmak olur. O Talaş bir kere sisteme yayıldı mı, temizlenmesi tam bir beladır.
Motor kapağının altından gelen o garip, tıkırtılı ve yüksek frekanslı mekanik sesi duymamazlıktan gelmeye devam edersen bir gün yolda kalırsın. Normal çalışma sesinin ötesinde, sanki içeride bir şeyler birbirini dövüyormuş gibi bir şakırdama geliyorsa kulağına, pompanın bilyaları veya iç eksantrik mili ömrünü tamamlıyor demektir. Yakıt pülverize olamıyor, basınç dalgalanıyor, bu da motorun çalışmasını bildiğin bir traktör seviyesine çekiyor... Kulak kabartacaksın o sese; rölantideki o ritmik olmayan, düzensiz tıkırtılar yüksek basınç ünitesinin son çığlıklarıdır aslında. İhmal ettikçe o mekanik aşınma büyür, en sonunda pompa tamamen kilitlenir ve triger kayışını bile kopartıp motoru senteden çıkarabilir, riskin büyüklüğünü sen hesap et artık.