Emre Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Motor kaputunu açtığında o siyah, sıradan kauçuk hortum benzeri hatları küçümsüyorsun ya; işte bütün bencil hataların orada başlıyor. Buji kablosu dediğin iletken, bobinden çıkan 20-30 bin voltluk yüksek gerilimi buji tırnaklarına sarsıntısız iletmekle yükümlü, silikon kaplı, karbon fiber çekirdekli yalıtkan bir köprüdür. O kablonun iç direnci Megohm seviyelerine fırladığında ya da dış izolasyonu mikro çatlaklarla delindiğinde, ateşleme enerjisi silindire ulaşamayıp şasiye atlama yapar. Sonuç? Silindirde tam yanma gerçekleşmez, motor rölantide 800 devirde sabit durmak yerine 500'e çakılır, araç tir tir titrer. Ateşleme eksikliği yüzünden krank mili ivmelenme dengesini kaybeder, sensörler neye uğradığını şaşırır.
Işıklarda durduğunda direksiyondaki o sinir bozucu karıncalanmayı rölanti motoruna bağlayıp paranı heba ediyorsun hep. Oysa kablonun bakır veya karbon-grafit iletken yapısı zamanla ısıdan, motor yağının buharından kavrulur, direnci fırlatır. İç direnç yükselince voltaj bujiye ulaşamaz; buji çaksa bile kıvılcım cılız kalır, hava-yakıt karışımı tam tutuşamaz. Tutuşamayan gazlar rölanti devrini saniyeler içinde altüst eder, tekleme yaptırır... Yanma odasındaki stoper etkisi işte tam olarak budur. Buji kablosunun direnci metre başına 10 ile 20 kiloohm arasında olmalı; sen hiç avometreyle o kabloların omajını ölçtün mü ki sorun rölanti valfinde diyorsun?
Rölanti devrindeki o anlık çöküşlerin, egzozdan gelen o patırtılı düzensiz sesin tek sorumlusu bazen tek bir kablonun yalıtkanlığını kaybetmesidir. Yüksek voltaj kılıfı geçip motor bloğuna kaçak yaptığında, Engine Control Unit (ECU) giren tutarsız verileri düzeltmek için sürekli yakıt enjeksiyon süreleriyle oynar. ECU lambda sensöründen gelen zengin veya fakir karışım sinyalini dengelemeye çalışırken rölanti dalgalanması kaçınılmaz hale gelir; devir saati bir aşağı bir yukarı dans eder durur. Bobinden gelen ark, doğru mikro saniyede doğru silindire ulaşmıyorsa o motor rölantide dikiş tutturamaz. Aradaki o ufak sızıntı, bütün silindir dengesini çöp eder...
Gecenin köründe çalıştır arabayı, kaputu kaldır ve karanlıkta kablolara bak; mavi kıvılcım atlamalarını gördüğünde gerçeği anlarsın. Silikon kılıftaki en ufak deformasyon, yüksek frekanslı ateşleme dalgasını bozar ve devir saatindeki o 100-200 devirlik oynamaları başlatır. Ateşleme kaçırdıkça motor stoper gibi sallanır, içten yanmalı sistem kendi ritmini kaybeder, rölanti dengesi diye bir şey kalmaz. Değiştir o kablo setini OEM standartlarında kaliteli bir takımla, bak bakalım o gürültülü sarsıntıdan, o saçma devir düşüşlerinden eser kalıyor mu. Kabloyu basite alma, voltajın izlediği yol doğrudan motorun kalbidir.
Işıklarda durduğunda direksiyondaki o sinir bozucu karıncalanmayı rölanti motoruna bağlayıp paranı heba ediyorsun hep. Oysa kablonun bakır veya karbon-grafit iletken yapısı zamanla ısıdan, motor yağının buharından kavrulur, direnci fırlatır. İç direnç yükselince voltaj bujiye ulaşamaz; buji çaksa bile kıvılcım cılız kalır, hava-yakıt karışımı tam tutuşamaz. Tutuşamayan gazlar rölanti devrini saniyeler içinde altüst eder, tekleme yaptırır... Yanma odasındaki stoper etkisi işte tam olarak budur. Buji kablosunun direnci metre başına 10 ile 20 kiloohm arasında olmalı; sen hiç avometreyle o kabloların omajını ölçtün mü ki sorun rölanti valfinde diyorsun?
Rölanti devrindeki o anlık çöküşlerin, egzozdan gelen o patırtılı düzensiz sesin tek sorumlusu bazen tek bir kablonun yalıtkanlığını kaybetmesidir. Yüksek voltaj kılıfı geçip motor bloğuna kaçak yaptığında, Engine Control Unit (ECU) giren tutarsız verileri düzeltmek için sürekli yakıt enjeksiyon süreleriyle oynar. ECU lambda sensöründen gelen zengin veya fakir karışım sinyalini dengelemeye çalışırken rölanti dalgalanması kaçınılmaz hale gelir; devir saati bir aşağı bir yukarı dans eder durur. Bobinden gelen ark, doğru mikro saniyede doğru silindire ulaşmıyorsa o motor rölantide dikiş tutturamaz. Aradaki o ufak sızıntı, bütün silindir dengesini çöp eder...
Gecenin köründe çalıştır arabayı, kaputu kaldır ve karanlıkta kablolara bak; mavi kıvılcım atlamalarını gördüğünde gerçeği anlarsın. Silikon kılıftaki en ufak deformasyon, yüksek frekanslı ateşleme dalgasını bozar ve devir saatindeki o 100-200 devirlik oynamaları başlatır. Ateşleme kaçırdıkça motor stoper gibi sallanır, içten yanmalı sistem kendi ritmini kaybeder, rölanti dengesi diye bir şey kalmaz. Değiştir o kablo setini OEM standartlarında kaliteli bir takımla, bak bakalım o gürültülü sarsıntıdan, o saçma devir düşüşlerinden eser kalıyor mu. Kabloyu basite alma, voltajın izlediği yol doğrudan motorun kalbidir.