Sami Usta
Kayıtlı Kullanıcı
BMW dedin mi akan sular durur ama o ekranlarda beliren tek bir kavisli sarı ikaz ışığıyla o bütün o Alman mühendisliği karizması bir anda yerle bir olabiliyor. O mükemmel sürüş hissinin arkasında kilometrelerce uzayan devasa bir kablo tesisatı ve adeta kendi kafasına göre takılan yüzlerce kontrol modülü yatıyor. Direksiyonun başına geçtiğinde hissettiğin o yüksek özgüven, gösterge panelinde bir anda beliren soyut bir arıza sembolüyle garip bir tedirginliğe dönüşüveriyor... İşte tam bu noktada, o çok övülen Bimmer ruhunun aslında ne kadar hassas bir elektrik mimarisine emanet edildiğini anlıyorsun.
Akü deyip geçmek, bir BMW sahibinin yapabileceği en pahalı ve en bütçe düşmanı hataların başında gelir. Sıradan bir araçta akü biter, takarsın yenisini ve basar gidersin; fakat bu makinelerde işler hiç de öyle sorunsuz yürümüyor. Aracın şarj sistemine yeni aküyü kodlatmazsanız, beyin o pili hâlâ ömrünü tamamlamış eski akü sanıp aşırı voltaj yüklemeye devam ediyor ve... Sonuç mu? Birkaç ay içinde kavrulmuş yeni bir akü ve yanan beyin modülleri.
Şu kapı kilitlerinin kendi kendine çıt çıt kilitlenip açılması veya camların tam yarı yolda durup geri aşağı inmesi sendromuna ne demeli? FRM modülü dedikleri o lanet olası konfor beyni çöktüğü an, araba adeta kendi içinde küçük bir kıyamet koparıyor. Sadece akü kutup başını söküp taktın diye birdenbire tüm aydınlatma sistemini kaydeden, farları açık unutturan veya sinyalleri kesen garip bir mimariden bahsediyoruz.
Bagaj kapağının o kıvrımlı menteşe aralığına gizlenmiş kablo demeti, tam anlamıyla zamanlı bir bomba gibi çalışır. Yıllarca açılıp kapandıkça sürtünen, ezilen, en sonunda dış izolasyonu çatlayıp birbirine temas eden o minik kablolar... Bir bakmışsın plaka lambası yanmıyor, bir bakmışsın bagaj kapağı kilitli kalmış ya da daha kötüsü, arka stoplar gece vakti kendi kendine pavyon ışığı gibi yanıp sönüyor.
Su giderlerinin tıkanması sonucunda bagaj havuzunda biriken o iki parmak suyun faturası bazen ağır bir motor rektefiyesinden bile pahalıya patlayabiliyor. Bagaj tabanının tam altına, o sinsi çukura yerleştirilmiş olan mikro güç modülleri en ufak bir nemde oksitlenip kısa devre yapıyor. İçeriye su girdiğini ancak radyo aniden sustuğunda ya da idrive ekranı tamamen karardığında anlıyorsun ama iş işten geçmiş oluyor.
Özel servis kapılarında heba olmak istemiyorsan, o arızayı sildirmek için rastgele bir tamircinin bilgisayarına aracını bağlatmaktan derhal vazgeçmelisin. Yan sanayi veya kırık yazılımlı arıza tespit cihazları, BMW'nin hassas veri otobanında tam anlamıyla bir terör estiriyor. Silindi sanılan basit bir lambda sensörü hatası, arka planda aracın tüm konfor iletişim ağını kilitleyip seni yolda bırakabilir.
Hangi kasa olursa olsun, altındaki o canavarın aslında yürüyen bir süper bilgisayar olduğunu asla unutmamak gerek. En ufak bir voltaj dalgalanmasında sapıtan, sanayideki usta diliyle "beyin saçmaladı" denilen şey, aslında aracın seni olası bir yangından koruma çabasından başka bir şey değil. Kim ne derse desin; orijinal voltaj değerleri, kaliteli işçilik ve doğru teşhis cihazı olmadan bu otomobillerin elektriksel dilini çözmek imkânsızdır.
Akü deyip geçmek, bir BMW sahibinin yapabileceği en pahalı ve en bütçe düşmanı hataların başında gelir. Sıradan bir araçta akü biter, takarsın yenisini ve basar gidersin; fakat bu makinelerde işler hiç de öyle sorunsuz yürümüyor. Aracın şarj sistemine yeni aküyü kodlatmazsanız, beyin o pili hâlâ ömrünü tamamlamış eski akü sanıp aşırı voltaj yüklemeye devam ediyor ve... Sonuç mu? Birkaç ay içinde kavrulmuş yeni bir akü ve yanan beyin modülleri.
Şu kapı kilitlerinin kendi kendine çıt çıt kilitlenip açılması veya camların tam yarı yolda durup geri aşağı inmesi sendromuna ne demeli? FRM modülü dedikleri o lanet olası konfor beyni çöktüğü an, araba adeta kendi içinde küçük bir kıyamet koparıyor. Sadece akü kutup başını söküp taktın diye birdenbire tüm aydınlatma sistemini kaydeden, farları açık unutturan veya sinyalleri kesen garip bir mimariden bahsediyoruz.
Bagaj kapağının o kıvrımlı menteşe aralığına gizlenmiş kablo demeti, tam anlamıyla zamanlı bir bomba gibi çalışır. Yıllarca açılıp kapandıkça sürtünen, ezilen, en sonunda dış izolasyonu çatlayıp birbirine temas eden o minik kablolar... Bir bakmışsın plaka lambası yanmıyor, bir bakmışsın bagaj kapağı kilitli kalmış ya da daha kötüsü, arka stoplar gece vakti kendi kendine pavyon ışığı gibi yanıp sönüyor.
Su giderlerinin tıkanması sonucunda bagaj havuzunda biriken o iki parmak suyun faturası bazen ağır bir motor rektefiyesinden bile pahalıya patlayabiliyor. Bagaj tabanının tam altına, o sinsi çukura yerleştirilmiş olan mikro güç modülleri en ufak bir nemde oksitlenip kısa devre yapıyor. İçeriye su girdiğini ancak radyo aniden sustuğunda ya da idrive ekranı tamamen karardığında anlıyorsun ama iş işten geçmiş oluyor.
Özel servis kapılarında heba olmak istemiyorsan, o arızayı sildirmek için rastgele bir tamircinin bilgisayarına aracını bağlatmaktan derhal vazgeçmelisin. Yan sanayi veya kırık yazılımlı arıza tespit cihazları, BMW'nin hassas veri otobanında tam anlamıyla bir terör estiriyor. Silindi sanılan basit bir lambda sensörü hatası, arka planda aracın tüm konfor iletişim ağını kilitleyip seni yolda bırakabilir.
Hangi kasa olursa olsun, altındaki o canavarın aslında yürüyen bir süper bilgisayar olduğunu asla unutmamak gerek. En ufak bir voltaj dalgalanmasında sapıtan, sanayideki usta diliyle "beyin saçmaladı" denilen şey, aslında aracın seni olası bir yangından koruma çabasından başka bir şey değil. Kim ne derse desin; orijinal voltaj değerleri, kaliteli işçilik ve doğru teşhis cihazı olmadan bu otomobillerin elektriksel dilini çözmek imkânsızdır.