Murat Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Garajın beton zeminindeki o küçük koyu lekeyi ilk gördüğümde kahvemi yudumluyordum, sabah serinliği birden buharlaşıverdi sanki; piston segmanlarının silindir duvarına binen o her milimetrelik aşınması, beşinci viteste yüksek devirde otobanda süzülürken karterdeki yağ seviyesini milim milim aşağı çekiyor çünkü.
Subap lastiklerinin zamanla sertleşip esnekliğini yitirmesi, özellikle sabah ilk marşta egzozdan maviye çalan o hafif dumanı üfletiyor; yanma odasına sızan her damla madeni yağ, katalitik konvektörün ömrünü yiye yiye silindir kapak contasının terlemesine kadar uzanan zincirleme bir reaksiyon başlatıyor.
Karter havalandırma valfi yani şu meşhur PCV hortumu tıkandığında içerideki basınç kaçacak delik arar, motora nefes aldıran o minik sibop çalışmazsa basınç yağı çubuk deliklerinden dışarı iter; sen de kilometre sayacına bakıp "bu araba neden5 binde bir litre yağ yakıyor" diye kara kara düşünürsün.
Yaz sıcağında otoyolda dur-kalk trafikte sıkışıp kaldığında karterdeki yağ sıcaklığı yüz dereceleri devirir, viskozite incelir, 5W-30 tam sentetik yağ su gibi akıp giderken yağ pompası o hidrolik basıncı korumakta zorlanır; işte o an motorun kalbi olan yataklar en hassas dönemini yaşar.
Sırf biraz daha ucuz diye merdiven altı yağ değişim noktalarında satılan kalın vizkoziteli ürünlere aldanmamak gerek, o sentetik bazlı olmayan yağlar yüksek devirde kurum yapıp segman kanallarını tıkadığında motoru eline almakla yüzleşirsin; o yüzden her bin kilometrede bir kaputu açıp o yağ çubuğunu kontrol etmek en sadık dostun olmalı.
Subap lastiklerinin zamanla sertleşip esnekliğini yitirmesi, özellikle sabah ilk marşta egzozdan maviye çalan o hafif dumanı üfletiyor; yanma odasına sızan her damla madeni yağ, katalitik konvektörün ömrünü yiye yiye silindir kapak contasının terlemesine kadar uzanan zincirleme bir reaksiyon başlatıyor.
Karter havalandırma valfi yani şu meşhur PCV hortumu tıkandığında içerideki basınç kaçacak delik arar, motora nefes aldıran o minik sibop çalışmazsa basınç yağı çubuk deliklerinden dışarı iter; sen de kilometre sayacına bakıp "bu araba neden5 binde bir litre yağ yakıyor" diye kara kara düşünürsün.
Yaz sıcağında otoyolda dur-kalk trafikte sıkışıp kaldığında karterdeki yağ sıcaklığı yüz dereceleri devirir, viskozite incelir, 5W-30 tam sentetik yağ su gibi akıp giderken yağ pompası o hidrolik basıncı korumakta zorlanır; işte o an motorun kalbi olan yataklar en hassas dönemini yaşar.
Sırf biraz daha ucuz diye merdiven altı yağ değişim noktalarında satılan kalın vizkoziteli ürünlere aldanmamak gerek, o sentetik bazlı olmayan yağlar yüksek devirde kurum yapıp segman kanallarını tıkadığında motoru eline almakla yüzleşirsin; o yüzden her bin kilometrede bir kaputu açıp o yağ çubuğunu kontrol etmek en sadık dostun olmalı.