Kemal Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Yıllardır yollarda nice kaputun altına bakmış, egzoz kokusundan motorun sesini ezberlemiş biri olarak söylüyorum; bazı arıza kodları vardır ki, insanın adeta canını dişine taktırır.
Gösterge panelinde o lanet sarı lamba yandığı an, içerideki huzur birdenbire bozulur, direksiyon başındaki o keyifli sürüş hissi yerini derin bir endişeye bırakır.
Egzoz gazı partikül filtresi verimliliğinin eşik değerin altına düşmesi demek olan bu Audi P2002 hatası, aslında aracın kendi kendini temizleme çabasının artık tıkanıp kaldığının en net, en sert feryadıdır.
Sürekli şehir içinde kullanılan, motoru tam anlamıyla ısıtılmadan kısa mesafelerde koşturulan o güzelim Audi modelleri, maalesef bu dertten muzdarip olmaya fazlasıyla mahkûmdur.
Mazot filtresinden tutun da basınç sensörüne kadar uzanan o karmaşık zincirde bir halka koptuğunda, ECU yani beyin hemen alarmı çakar ve bizi o korkulan yola sokar...
Acaba mesele sadece basit bir sensör arızası mı, yoksa filtrenin gözenekleri artık tamamen kurumla dolup taşarak nefes alamaz hale mi geldi?
Hemen panik yapıp sanayi esnafının eline düşmeden önce şunu iyi bilmek lazım; bu arıza öyle her eline anahtar alanı seven, yalandan silip göndermelik bir misafir değildir.
Uzun yola çıkıp yüksek devirde, motoru bağırtarak şöyle bir otoban turu atmak bazen o zehirli kurumları atmaya yeter zannedilir ama iş o kadar da ucuz kurtulacak gibi görünmüyor maalesef.
Eğer egzoz basınç sensörü verileri yanlış okuyorsa veya enjektörler olması gerektiğinden fazla yakıt püskürtüyorsa, o filtre ne yaparsa yapsın o beladan kendi başına kurtulamaz.
Kimi zaman sadece bir hortum çatlağı ya da ufak bir kaçak, bütün bu büyük masrafların ve kâbus gibi gezen P2002 kodunun başrol oyuncusu çıkıverir karşımıza.
Aracın çekişten düştüğünü, o bastığınızda koltuğa yapıştıran o muazzam gücün sanki gizli bir el tarafından torpideye çekildiğini hissettiğiniz an, zaten gerçeği anlamış olursunuz.
Böyle zamanlarda ustaların "abi bunun filtresi ölmüş, değiştireceğiz" lafına hemen boyun eğmeyin, önce o hassas sensörlerin kablolarına ve soketlerine bizzat kendiniz bir göz atın...
Ne yani, binlerce lira döküp yepyeni bir parça taktırmak her zaman en kesin çözüm mü sanki, bazen ufak bir temizlik bütün o kaderi tamamen değiştirebilir çünkü.
Gösterge panelinde o lanet sarı lamba yandığı an, içerideki huzur birdenbire bozulur, direksiyon başındaki o keyifli sürüş hissi yerini derin bir endişeye bırakır.
Egzoz gazı partikül filtresi verimliliğinin eşik değerin altına düşmesi demek olan bu Audi P2002 hatası, aslında aracın kendi kendini temizleme çabasının artık tıkanıp kaldığının en net, en sert feryadıdır.
Sürekli şehir içinde kullanılan, motoru tam anlamıyla ısıtılmadan kısa mesafelerde koşturulan o güzelim Audi modelleri, maalesef bu dertten muzdarip olmaya fazlasıyla mahkûmdur.
Mazot filtresinden tutun da basınç sensörüne kadar uzanan o karmaşık zincirde bir halka koptuğunda, ECU yani beyin hemen alarmı çakar ve bizi o korkulan yola sokar...
Acaba mesele sadece basit bir sensör arızası mı, yoksa filtrenin gözenekleri artık tamamen kurumla dolup taşarak nefes alamaz hale mi geldi?
Hemen panik yapıp sanayi esnafının eline düşmeden önce şunu iyi bilmek lazım; bu arıza öyle her eline anahtar alanı seven, yalandan silip göndermelik bir misafir değildir.
Uzun yola çıkıp yüksek devirde, motoru bağırtarak şöyle bir otoban turu atmak bazen o zehirli kurumları atmaya yeter zannedilir ama iş o kadar da ucuz kurtulacak gibi görünmüyor maalesef.
Eğer egzoz basınç sensörü verileri yanlış okuyorsa veya enjektörler olması gerektiğinden fazla yakıt püskürtüyorsa, o filtre ne yaparsa yapsın o beladan kendi başına kurtulamaz.
Kimi zaman sadece bir hortum çatlağı ya da ufak bir kaçak, bütün bu büyük masrafların ve kâbus gibi gezen P2002 kodunun başrol oyuncusu çıkıverir karşımıza.
Aracın çekişten düştüğünü, o bastığınızda koltuğa yapıştıran o muazzam gücün sanki gizli bir el tarafından torpideye çekildiğini hissettiğiniz an, zaten gerçeği anlamış olursunuz.
Böyle zamanlarda ustaların "abi bunun filtresi ölmüş, değiştireceğiz" lafına hemen boyun eğmeyin, önce o hassas sensörlerin kablolarına ve soketlerine bizzat kendiniz bir göz atın...
Ne yani, binlerce lira döküp yepyeni bir parça taktırmak her zaman en kesin çözüm mü sanki, bazen ufak bir temizlik bütün o kaderi tamamen değiştirebilir çünkü.