Eren Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Audi'nin gösterge panelinde o sarı motor arıza lambası yanınca insanın bütün keyfi kaçıyor birden...
Arabayı ilk çalıştırdığında her şey normal görünür ama yola çıkıp biraz hızlandığında sanki motorun nefesi kesiliyor gibi bir his kaplar içini.
P0401 arıza kodu tam olarak bu nefessizlik halinin adıdır aslında, yani motor yeterince taze ve temiz hava alamıyor demektir.
EGR valfi dediğimiz o küçük parça zamanla kurumla dolup tıkanıyor, motor da kendi egzoz gazını tekrar içeri alamayınca afallayıp kalıyor işte.
Aslında motor kendini korumaya çalışıyor bir nevi ama sana da yolda huzur bırakmıyor, keza çekişten düşen bir arabayı kullanmak pek keyifli olmaz.
Sanayiye gitmeden önce acaba ben ne yapabilirim diye düşünür insan ama kaputu açıp baktığında o karmaşık kablolarla baş başa kalmak sadece can sıkar.
Belki de sadece valfin borularında ufak bir kurum birikintisi vardır, balata spreyiyle temizleyince düzelir diye ümit ederiz hepimiz.
Hani bazen ustaya gidersin de adam uzaktan bir bakış atıp hemen değişmesi lazım der ya, işte o an insanın inat edip başka bir usta arayası gelir.
Egzoz gazı devridaim akışı yetersiz hatası aldığında arabanın yakıt tüketimi de sessiz sedasız artmaya başlar ki bunu cebin yakından hisseder.
Uzun yolda belki unutturur kendini bu lamba ama şehir içinde dur kalk yaparken o sarı ışık sürekli gözünün ucunda parlayıp sinirini bozar.
Temizletmek mi lazım yoksa tamamen yenisiyle değiştirmek mi en mantıklı yol, işte bu sorunun cevabını bulmak bazen cebine ve ustanın insafına kalır.
Keşke arabalar biraz daha anlayışlı olsaydı da arıza lambası yakmak yerine ekrana insan gibi yazsaydı deriz içimizden, ama nerede...
Arabayı ilk çalıştırdığında her şey normal görünür ama yola çıkıp biraz hızlandığında sanki motorun nefesi kesiliyor gibi bir his kaplar içini.
P0401 arıza kodu tam olarak bu nefessizlik halinin adıdır aslında, yani motor yeterince taze ve temiz hava alamıyor demektir.
EGR valfi dediğimiz o küçük parça zamanla kurumla dolup tıkanıyor, motor da kendi egzoz gazını tekrar içeri alamayınca afallayıp kalıyor işte.
Aslında motor kendini korumaya çalışıyor bir nevi ama sana da yolda huzur bırakmıyor, keza çekişten düşen bir arabayı kullanmak pek keyifli olmaz.
Sanayiye gitmeden önce acaba ben ne yapabilirim diye düşünür insan ama kaputu açıp baktığında o karmaşık kablolarla baş başa kalmak sadece can sıkar.
Belki de sadece valfin borularında ufak bir kurum birikintisi vardır, balata spreyiyle temizleyince düzelir diye ümit ederiz hepimiz.
Hani bazen ustaya gidersin de adam uzaktan bir bakış atıp hemen değişmesi lazım der ya, işte o an insanın inat edip başka bir usta arayası gelir.
Egzoz gazı devridaim akışı yetersiz hatası aldığında arabanın yakıt tüketimi de sessiz sedasız artmaya başlar ki bunu cebin yakından hisseder.
Uzun yolda belki unutturur kendini bu lamba ama şehir içinde dur kalk yaparken o sarı ışık sürekli gözünün ucunda parlayıp sinirini bozar.
Temizletmek mi lazım yoksa tamamen yenisiyle değiştirmek mi en mantıklı yol, işte bu sorunun cevabını bulmak bazen cebine ve ustanın insafına kalır.
Keşke arabalar biraz daha anlayışlı olsaydı da arıza lambası yakmak yerine ekrana insan gibi yazsaydı deriz içimizden, ama nerede...