Yusuf Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Sarı renkli o kaygan yol simgesi gece vakti körfez virajında aniden yanıp sönmeye başladığında insanın kalbi hafifçe sıkışır, sanki araba sana sus işareti yapıyordur.
Audi mühendisleri bu uyarı ışığını koyarken aslında hayat kurtarmak istemişlerdi ama sürücü koltuğunda oturan bizler için bu küçük lamba bir bilmeceye dönüşür, acaba lastik havası mı indi yoksa beyin mi yandı diye düşünmeden edemezsin.
Direksiyonun altındaki o karmaşık dünya, tekerleklerin dönüş hızı ile direksiyon açısını saniyede bin kez birbirine bağlar ve en ufak bir uyumsuzlukta o lamba hemen göz kırpar.
Aslında her şey tekerlek bilyalarının arkasında saklı o minicik ABS sensörünün üzerine bir avuç balata tozu veya yol kiri yapışmasıyla başlar, bazen sadece tazyikli su tutarken sensörü ürkütmüşsündür.
Eski kasa bir A4 kullanırken yaşadığım o garip tecrübeyi hatırlıyorum da, direksiyon milinin altındaki açı sensörü kalibre edilmediği sürece ne yapsan boş, o lamba sana bakmaya devam eder.
Rot ayarını kaç lira verip yaptırırsan yaptır, ön takımdaki milimetrik bir sapma bile aracın beynini deli eder; çünkü sistem yolda düz gittiğini sanırken direksiyon açısı 0.5 derece sola bakıyordur.
Fren pedalının hemen üstünde duran o ucuz plastik müşür var ya, hah işte onun içindeki minik yay kırıldığı an hem stop lambaların yanmaz hem de ESP lambası hayalet gibi beliriverir.
Şehir içinde usul usul ilerlerken kafaya takılacak büyük bir arıza gibi görünmez ama o otobana çıkıp da yüz kilometreyi devirdiğinde aracın arkasının hafifçe salındığını hissetmek bambaşka bir korkudur.
Lastik ebatlarından biri diğerine uymuyorsa, yani sağ arka lastik 205 sol arka 225 ise Audi'nin tekerlek hız sensörleri anında isyan bayrağını çeker, çünkü dönme devirleri tutmuyordur.
Bazen akü voltajı marş basarken bir anlığına düşünce bile beyin kafayı yer, bütün güvenlik lambaları dizilir ekrana ama aracı kapatıp beş dakika bekleyince hepsi sihirli bir şekilde kaybolur gider.
Sanayideki ustaların "abi bunun beyni yanmış, komple değişecek" laflarına sakın kulak asma, çünkü yüzde doksan ihtimalle çamurluğun içindeki o yeşilimsi soket oksitlenmiştir sadece.
Otomobil dediğin makine de insan gibidir aslında, canı yandığı ya da bir şeyler ters gittiği an sinyal verir, yeter ki sen onun dilinden anla ve kaputu açıp o dertli motorun sesini dinle...
Audi mühendisleri bu uyarı ışığını koyarken aslında hayat kurtarmak istemişlerdi ama sürücü koltuğunda oturan bizler için bu küçük lamba bir bilmeceye dönüşür, acaba lastik havası mı indi yoksa beyin mi yandı diye düşünmeden edemezsin.
Direksiyonun altındaki o karmaşık dünya, tekerleklerin dönüş hızı ile direksiyon açısını saniyede bin kez birbirine bağlar ve en ufak bir uyumsuzlukta o lamba hemen göz kırpar.
Aslında her şey tekerlek bilyalarının arkasında saklı o minicik ABS sensörünün üzerine bir avuç balata tozu veya yol kiri yapışmasıyla başlar, bazen sadece tazyikli su tutarken sensörü ürkütmüşsündür.
Eski kasa bir A4 kullanırken yaşadığım o garip tecrübeyi hatırlıyorum da, direksiyon milinin altındaki açı sensörü kalibre edilmediği sürece ne yapsan boş, o lamba sana bakmaya devam eder.
Rot ayarını kaç lira verip yaptırırsan yaptır, ön takımdaki milimetrik bir sapma bile aracın beynini deli eder; çünkü sistem yolda düz gittiğini sanırken direksiyon açısı 0.5 derece sola bakıyordur.
Fren pedalının hemen üstünde duran o ucuz plastik müşür var ya, hah işte onun içindeki minik yay kırıldığı an hem stop lambaların yanmaz hem de ESP lambası hayalet gibi beliriverir.
Şehir içinde usul usul ilerlerken kafaya takılacak büyük bir arıza gibi görünmez ama o otobana çıkıp da yüz kilometreyi devirdiğinde aracın arkasının hafifçe salındığını hissetmek bambaşka bir korkudur.
Lastik ebatlarından biri diğerine uymuyorsa, yani sağ arka lastik 205 sol arka 225 ise Audi'nin tekerlek hız sensörleri anında isyan bayrağını çeker, çünkü dönme devirleri tutmuyordur.
Bazen akü voltajı marş basarken bir anlığına düşünce bile beyin kafayı yer, bütün güvenlik lambaları dizilir ekrana ama aracı kapatıp beş dakika bekleyince hepsi sihirli bir şekilde kaybolur gider.
Sanayideki ustaların "abi bunun beyni yanmış, komple değişecek" laflarına sakın kulak asma, çünkü yüzde doksan ihtimalle çamurluğun içindeki o yeşilimsi soket oksitlenmiştir sadece.
Otomobil dediğin makine de insan gibidir aslında, canı yandığı ya da bir şeyler ters gittiği an sinyal verir, yeter ki sen onun dilinden anla ve kaputu açıp o dertli motorun sesini dinle...