Sami Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Diş protezi çeşitleri nelerdir sorusu, aynaya bakıp eksilen gülüşüyle baş başa kalan herkesin ilk kurduğu o endişeli cümlenin aslında tam karşılığıdır abi ya, vallahi billahi insan bazen ne yapacağını şaşırıyor. Hani o ağızdaki boşluklar sadece yemek yemeyi zorlaştırmaz, ruhun da dengesini sarsar ya, işte tam da bu yüzden işin aslına inmek lazımdır. Total protezler yani halk arasındaki tabiriyle damak dişler, dişsiz çenelerin üzerine oturan, akrilik reçineden yapılma o malum yapılarla başlar bu hikaye, evet, tamamen dişsiz kalındığında başvurulan ilk ve en klasik yöntemdir aslında. Vakum kuvvetiyle ve mukoza desteğiyle yerinde durmaya çalışır bu meretler, ama alt çenede o kemik erimesi ilerlediyse, vallahi o protezin oynaşması da kaçınılmaz bir kabusa döner, neyse.
Parsiyel yani bölümlü protezler ise ağızda hala sağda solda üç beş tane sağlam diş kaldığında devreye giren o kancalı kurtarıcılarımızdır, kancalarla o sağlam dişlere tutunur ki düşmesin, insana o eski günlerdeki gibi yemek çiğneme hissini ucundan da olsa versin diye tasarlanmıştır. Hassas bağlantılı olanları da vardır tabii, estetik açıdan o çirkin metal kancalar görünmesin diye tırnaklı, sürgülü sistemler kurarlar, hani implanta falan bütçe yetmiyorsa adamlar ne yapsın, idare etme sanatı resmen.
Sabit protezler ise işin rengini tamamen değiştiren, o hareketli zımbırtılardan nefret edenlerin rüyasını süsleyen, yapıştırıldıktan sonra bir daha asla ağızdan çıkmayan o sağlam yapılar demektir. Kronlar, yani o bilinen adıyla porselen kaplamalar, harap olmuş bir dişi çepeçevre sarıp sarmalayıp koruma altına alan o metal ya da zirkonyum destekli zırhlardır sanki. Zirkonyum alt yapılı olanlar ışığı geçirgenliği sayesinde doğal dişe o kadar çok benzer ki, insan kendi dişi sanır, vallahi billahi ayırt etmek imkansız gibidir. Köprüler ise ortada kaybedilen bir dişin yerini doldurmak için hemen sağındaki ve solundaki sağlam dişlerin küçültülüp ayak olarak kullanılmasıyla yapılan o mühendislik harikası sistemlerdir.
İmplant üstü protezler artık diş hekimliğinde son nokta, yani olayın zirvesi dediğimiz o modern mucizelerdir ki, çene kemiğine yerleştirilen o titanyum vidalar üzerine oturur. Sabit olanları vıda ile sıkıştırılır, hasta onları asla çıkaramaz, hareketli olanları ise çıtçıtlı sistemle tutunur ama en azından oynamaz, yerinden oynamayan bir damak düşünün işte, ne büyük konfor. Hibrit protezler, All-on-4 konseptleri derken teknoloji öyle bir yere geldi ki, adamlar sabah dişsiz gelip akşam sabit dişle gidiyor, yemin ediyorum aklım duruyor bazen bu işlere. Hangi protezi seçeceksin peki, hekiminle oturup o çene kemiğinin durumuna, bütçene ve sabrına bakarak karar vereceksin mecburen, çünkü her ağız kendi içinde ayrı bir romandır.
Parsiyel yani bölümlü protezler ise ağızda hala sağda solda üç beş tane sağlam diş kaldığında devreye giren o kancalı kurtarıcılarımızdır, kancalarla o sağlam dişlere tutunur ki düşmesin, insana o eski günlerdeki gibi yemek çiğneme hissini ucundan da olsa versin diye tasarlanmıştır. Hassas bağlantılı olanları da vardır tabii, estetik açıdan o çirkin metal kancalar görünmesin diye tırnaklı, sürgülü sistemler kurarlar, hani implanta falan bütçe yetmiyorsa adamlar ne yapsın, idare etme sanatı resmen.
Sabit protezler ise işin rengini tamamen değiştiren, o hareketli zımbırtılardan nefret edenlerin rüyasını süsleyen, yapıştırıldıktan sonra bir daha asla ağızdan çıkmayan o sağlam yapılar demektir. Kronlar, yani o bilinen adıyla porselen kaplamalar, harap olmuş bir dişi çepeçevre sarıp sarmalayıp koruma altına alan o metal ya da zirkonyum destekli zırhlardır sanki. Zirkonyum alt yapılı olanlar ışığı geçirgenliği sayesinde doğal dişe o kadar çok benzer ki, insan kendi dişi sanır, vallahi billahi ayırt etmek imkansız gibidir. Köprüler ise ortada kaybedilen bir dişin yerini doldurmak için hemen sağındaki ve solundaki sağlam dişlerin küçültülüp ayak olarak kullanılmasıyla yapılan o mühendislik harikası sistemlerdir.
İmplant üstü protezler artık diş hekimliğinde son nokta, yani olayın zirvesi dediğimiz o modern mucizelerdir ki, çene kemiğine yerleştirilen o titanyum vidalar üzerine oturur. Sabit olanları vıda ile sıkıştırılır, hasta onları asla çıkaramaz, hareketli olanları ise çıtçıtlı sistemle tutunur ama en azından oynamaz, yerinden oynamayan bir damak düşünün işte, ne büyük konfor. Hibrit protezler, All-on-4 konseptleri derken teknoloji öyle bir yere geldi ki, adamlar sabah dişsiz gelip akşam sabit dişle gidiyor, yemin ediyorum aklım duruyor bazen bu işlere. Hangi protezi seçeceksin peki, hekiminle oturup o çene kemiğinin durumuna, bütçene ve sabrına bakarak karar vereceksin mecburen, çünkü her ağız kendi içinde ayrı bir romandır.