Kerim Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Motor bloğundaki o kılcal kanallarda dolaşan soğutma sıvısının içindeki etilen glikol veya propilen glikol oranı sıfırlandığında, sistemdeki kimyasal denge tamamen çöker. Sadece donma noktası yükselmez; sıvının kaynama noktası düşer, korozyon önleyici inhibitörler yok olur. Su, metallerle doğrudan temas etmeye başladığı an o amansız oksitlenme süreci başlar. Yılların tecrübesiyle söylüyorum, genleşme kavanozundaki o renkli sıvının berraklığı gittiği gün motorun geri sayımı başlar...
Soğutma sıvısı tamamen bittiğinde veya özelliğini yitirip düz çeşme suyuna dönüştüğünde ne mi olur? Silindir kapak contası sıcağın etkisiyle pes eder, bükülür, yakıt oda sıcaklığına ulaşmadan o kızgın metal yüzeyde deforme olmaya başlar. Hararet göstergesi kırmızıya tırmanırken motor bloğundaki alüminyum ile döküm demir arasındaki genleşme farkı silindir kapağını çatlatır. Yani anlayacağınız, motor kendi kendini içten içe imha etmeye başlar.
Pompaj sisteminin kalbi olan devirdaim çarkları, antifrizin içeriğindeki o yağlayıcı koruyucu katıklar olmayınca aşınır, kanatçıklarını kaybeder. Sıvı sirkülasyonu durduğu an, radyatörde soğuyan su silindir bloklarına ulaşamaz. Kuru çalışan ve sürekli kavitasyona uğrayan su pompası rulmanı kilitler; gergi bilyası kopar, triger kayışı atar... Bir bakmışsınız yolda kalmışsınız.
Piyasada saf su eklesem idare eder mi diyen sürücüler görüyorum, yapmayın. Saf su bile olsa antikorozyon katkısı bulunmayan bir sıvı, termo-kimyasal reaksiyonları durduramaz. Kalorifer radyatörünün o minik petekleri kireçle, korozyon artıklarıyla tıkanır; kışın arabanın içinde donarken bulursunuz kendinizi. Hatta bazen o kadar hızlı tıkanır ki petek...
Silindir bloğunun içindeki don tapaları vardır, bilirsiniz. Antifriziz kalan sistemde kışın su donunca o tapalar basınçla dışarı fırlar; fırlamazsa blok çatlar. Yıllar önce servise gelen bir aracın motor bloğunu boydan boya çatlamış görünce ustayla birbirimize bakıp kalmıştık. On binlerce liralık blok hasarı, zamanında değiştirilmeyen iki litre sıvı yüzünden oluşur mu? Oluşuyor işte.
Termostat mekanizması, kireçleşen ve korozyona uğrayan sıvının içinde çalışamaz hale gelir; kapalı konumda takılı kalırsa motor saniyeler içinde conta yakar. Açık konumda takılı kalırsa motor bir türlü ideal çalışma sıcaklığına ulaşamaz, zengin karışımda çalışır, yakıt tüketimi arş-ı alaya çıkar. Her iki senaryoda da cebinizden para çıkar, aracınızın ömründen ömür gider.
Radyatör hortumları sıcaklık değişimlerine dayanamayıp içten liflenmeye başlar, o yüksek basınca dayanamayıp patlar. Bagajda yedek antifriz taşımak çözüm değil; mühim olan o sıvının pH değerini, BRIX derecesini ölçtürüp zamanında komple değişim yapmaktır. Aracınızın motorunu seviyorsanız o renkli sıvıyı ihmal etmeyin, yoksa o sizi en beklenmedik anda yarı yolda bırakır.
Soğutma sıvısı tamamen bittiğinde veya özelliğini yitirip düz çeşme suyuna dönüştüğünde ne mi olur? Silindir kapak contası sıcağın etkisiyle pes eder, bükülür, yakıt oda sıcaklığına ulaşmadan o kızgın metal yüzeyde deforme olmaya başlar. Hararet göstergesi kırmızıya tırmanırken motor bloğundaki alüminyum ile döküm demir arasındaki genleşme farkı silindir kapağını çatlatır. Yani anlayacağınız, motor kendi kendini içten içe imha etmeye başlar.
Pompaj sisteminin kalbi olan devirdaim çarkları, antifrizin içeriğindeki o yağlayıcı koruyucu katıklar olmayınca aşınır, kanatçıklarını kaybeder. Sıvı sirkülasyonu durduğu an, radyatörde soğuyan su silindir bloklarına ulaşamaz. Kuru çalışan ve sürekli kavitasyona uğrayan su pompası rulmanı kilitler; gergi bilyası kopar, triger kayışı atar... Bir bakmışsınız yolda kalmışsınız.
Piyasada saf su eklesem idare eder mi diyen sürücüler görüyorum, yapmayın. Saf su bile olsa antikorozyon katkısı bulunmayan bir sıvı, termo-kimyasal reaksiyonları durduramaz. Kalorifer radyatörünün o minik petekleri kireçle, korozyon artıklarıyla tıkanır; kışın arabanın içinde donarken bulursunuz kendinizi. Hatta bazen o kadar hızlı tıkanır ki petek...
Silindir bloğunun içindeki don tapaları vardır, bilirsiniz. Antifriziz kalan sistemde kışın su donunca o tapalar basınçla dışarı fırlar; fırlamazsa blok çatlar. Yıllar önce servise gelen bir aracın motor bloğunu boydan boya çatlamış görünce ustayla birbirimize bakıp kalmıştık. On binlerce liralık blok hasarı, zamanında değiştirilmeyen iki litre sıvı yüzünden oluşur mu? Oluşuyor işte.
Termostat mekanizması, kireçleşen ve korozyona uğrayan sıvının içinde çalışamaz hale gelir; kapalı konumda takılı kalırsa motor saniyeler içinde conta yakar. Açık konumda takılı kalırsa motor bir türlü ideal çalışma sıcaklığına ulaşamaz, zengin karışımda çalışır, yakıt tüketimi arş-ı alaya çıkar. Her iki senaryoda da cebinizden para çıkar, aracınızın ömründen ömür gider.
Radyatör hortumları sıcaklık değişimlerine dayanamayıp içten liflenmeye başlar, o yüksek basınca dayanamayıp patlar. Bagajda yedek antifriz taşımak çözüm değil; mühim olan o sıvının pH değerini, BRIX derecesini ölçtürüp zamanında komple değişim yapmaktır. Aracınızın motorunu seviyorsanız o renkli sıvıyı ihmal etmeyin, yoksa o sizi en beklenmedik anda yarı yolda bırakır.