Kerim Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Araç lifte kaldırıldığında gözümüzün ilk kaydığı yer genellikle yağ sızıntıları olur; amortisör gövdesinden aşağı süzülen hafif bir nemlilik bile o bilyalı mil korumasının arkasında bir şeylerin ters gittiğini fısıldar bize. Sızdırmazlık keçesi zamanla aşındığında gazlı ya da hidrolik tip amortisörlerin içindeki basınç dengesi tamamen bozulur, lift üstündeki duruşta bile hafif bir sarkma hissettirebilir. Milin yüzeyindeki en ufak bir çizik, mikron düzeyinde bile olsa, keçeyi her yukarı aşağı hareketinde doğrar aslında... Yağ kaçaklarını tespit etmek için parmağınızı gövdenin üst kısmına sürtmeniz yeterli, elinize gelen o yapışkan toz tabakası arızanın ilk somut kanıtıdır.
Süspansiyon kulelerine alttan baktığımızda takozların durumu tüm çıplaklığıyla serilir önümüze; kule takozundaki kauçuk malzemenin çatlamış olması veya bilyaların boşluk yapması, lift yüksekliğindeyken tekerleği yukarı doğru manivela gibi zorladığımızda kendisini hemen belli eder. Tekerleği alt noktasından tutup yukarı kaldırmaya çalıştığınızda o dikey eksendeki milimetrik boşluk... İşte o boşluk yoldaki her çukurda kabine vuruntu olarak dönen şeyin ta kendisidir. Takoz somununun paslanma seviyesi bile daha önce orada aşırı ısınma ve sürtünme yaşandığının sessiz bir habercisidir çoğu zaman.
Helis yayın amortisör tablasına oturduğu lastik takozları incelemek her ustaya nasip olmaz, hazır araç havadayken yayın alt ve üst boğumlarına dikkatle odaklanmak gerekir. Yayın yüzeyindeki boya at Atmaları ve korozyon, yayın esnekliğini kaybettiğinin ve amortisör miline ekstra yan yük bindirdiğinin en net işaretidir; yayın tam oturmadığı bir tabla, amortisörü her çalışmada eksenden saptırır. Amortisör çubuğunun tepe noktasındaki pas birikintisi zamanla milin kilitlenmesine kadar gidebilir, yay esnedikçe mil bükülmeye zorlanır...
Rot kolunu ve salıncak burçlarını kenara itip doğrudan amortisörün alt bağlantı ayağına odaklandığımızda, o kauçuk burcun ezilip ekseninden kaydığını görmek işten bile değildir. Levye yardımıyla alt bağlantı gözünü hafifçe kanırttığınızda ortaya çıkan o garip esneme, aracın virajlarda neden arkasını bıraktığını açıklar bize. Metalin metalle temas ettiği anki o sert his... Burcun içindeki kovan izolasyon yeteneğini tamamen yitirmişse, aracın tüm yükü direkt amortisör milinin köküne biner.
Liftideyken tekerlek boşta asılı dururken toza karşı koruma körüğünü yukarı doğru sıyırıp amortisör milinin krom kaplamasına bakmak şart. Krom yüzeydeki matlaşmalar, mikro soyulmalar veya eğilmeler hidrolik pistonun içeride silindir çeperini çizdiğinin göstergesidir; parlayan o yüzeyin kusursuz pürüzsüzlükte olması gerekir normalde. Eğilmiş bir mil, pistonun içeride kasıntı yapmasına ve sönümleme işlevini tamamen yitirmesine yol açar... Bir tarafı aşınmış bir mil gördüyseniz, o amortisör artık sadece bir demir yığınından ibarettir.
Piston kolunu elle yukarı bastırmaya çalışmak -eğer aracın ağırlığı elveriyorsa veya özel bir kaldırma aparatı kullanılıyorsa- gazlı amortisörlerin direncini ölçmek için biçilmiş kaftandır. Doğru çalışan bir gazlı amortisör mili, aşağı itildikten sonra kendi kendine sabit ve pürüzsüz bir hızla geri çıkmalıdır; eğer mil dipte kalıyorsa veya yukarı çıkarken duraksıyorsa iç gaz basıncı sıfırlanmış demektir. İçerideki nitrojen gazı kaçtığında hidrolik yağ köpürür, köpüren yağ ise hiçbir sönümleme yapamaz hale gelir.
Süspansiyon kulelerine alttan baktığımızda takozların durumu tüm çıplaklığıyla serilir önümüze; kule takozundaki kauçuk malzemenin çatlamış olması veya bilyaların boşluk yapması, lift yüksekliğindeyken tekerleği yukarı doğru manivela gibi zorladığımızda kendisini hemen belli eder. Tekerleği alt noktasından tutup yukarı kaldırmaya çalıştığınızda o dikey eksendeki milimetrik boşluk... İşte o boşluk yoldaki her çukurda kabine vuruntu olarak dönen şeyin ta kendisidir. Takoz somununun paslanma seviyesi bile daha önce orada aşırı ısınma ve sürtünme yaşandığının sessiz bir habercisidir çoğu zaman.
Helis yayın amortisör tablasına oturduğu lastik takozları incelemek her ustaya nasip olmaz, hazır araç havadayken yayın alt ve üst boğumlarına dikkatle odaklanmak gerekir. Yayın yüzeyindeki boya at Atmaları ve korozyon, yayın esnekliğini kaybettiğinin ve amortisör miline ekstra yan yük bindirdiğinin en net işaretidir; yayın tam oturmadığı bir tabla, amortisörü her çalışmada eksenden saptırır. Amortisör çubuğunun tepe noktasındaki pas birikintisi zamanla milin kilitlenmesine kadar gidebilir, yay esnedikçe mil bükülmeye zorlanır...
Rot kolunu ve salıncak burçlarını kenara itip doğrudan amortisörün alt bağlantı ayağına odaklandığımızda, o kauçuk burcun ezilip ekseninden kaydığını görmek işten bile değildir. Levye yardımıyla alt bağlantı gözünü hafifçe kanırttığınızda ortaya çıkan o garip esneme, aracın virajlarda neden arkasını bıraktığını açıklar bize. Metalin metalle temas ettiği anki o sert his... Burcun içindeki kovan izolasyon yeteneğini tamamen yitirmişse, aracın tüm yükü direkt amortisör milinin köküne biner.
Liftideyken tekerlek boşta asılı dururken toza karşı koruma körüğünü yukarı doğru sıyırıp amortisör milinin krom kaplamasına bakmak şart. Krom yüzeydeki matlaşmalar, mikro soyulmalar veya eğilmeler hidrolik pistonun içeride silindir çeperini çizdiğinin göstergesidir; parlayan o yüzeyin kusursuz pürüzsüzlükte olması gerekir normalde. Eğilmiş bir mil, pistonun içeride kasıntı yapmasına ve sönümleme işlevini tamamen yitirmesine yol açar... Bir tarafı aşınmış bir mil gördüyseniz, o amortisör artık sadece bir demir yığınından ibarettir.
Piston kolunu elle yukarı bastırmaya çalışmak -eğer aracın ağırlığı elveriyorsa veya özel bir kaldırma aparatı kullanılıyorsa- gazlı amortisörlerin direncini ölçmek için biçilmiş kaftandır. Doğru çalışan bir gazlı amortisör mili, aşağı itildikten sonra kendi kendine sabit ve pürüzsüz bir hızla geri çıkmalıdır; eğer mil dipte kalıyorsa veya yukarı çıkarken duraksıyorsa iç gaz basıncı sıfırlanmış demektir. İçerideki nitrojen gazı kaçtığında hidrolik yağ köpürür, köpüren yağ ise hiçbir sönümleme yapamaz hale gelir.