Ahmet Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Amortisörün içindeki o hidrolik yağ, zamanla ve sürekli dikey basınca maruz kalarak viskozitesini kaybeder. Yağ vizkozitesi düştükçe, piston kolunun silindir içindeki hareketini sönümleme yeteneği de aynı hızla çöker. Helezon yayların salınımını kontrol altına alamayan bir süspansiyon sistemi, aracın ağırlık merkezini virajlarda dışa doğru savurur. Lastiğin taban alanı yolla olan temasını milisaniyelik sürelerle de olsa kaybeder o an... Amortisörün üst kule takozları çatlamışsa, metal metale sürtünme sesi kaçınılmazdır.
Direksiyonu hafifçe kırdığınızda burnun hemen tepki vermesi gerekirken o hantallığı hissediyorsanız, arıza çoktan kapıyı çalmıştır. Ön amortisör piston milinin eğilmesi, tekerleğin kaster ve kamber açılarını doğrudan sabote eder. Kamber açısı bozulan bir tekerlek, rotil ve salıncak burçlarına fazladan yük bindirerek tüm ön takımı zincirleme bir reaksiyonla bitirir. Lastiklerin içten ya da dıştan düzensiz aşınması, rot ayarsızlığından ziyade sönümleme yetisini yitirmiş bir amortisörün tekerleği sürekli yukarı fırlatmasından kaynaklanır. Amortisör milindeki mikronluk bir eğilme bile tüm geometriyİ altüst etmeye yeter.
Sızdırmazlık elemanları, yani o keçeler... Çamur, toz ve yol tuzu zamanla amortisör milinin üzerindeki krom kaplamayı çizer, keçeyi yırtar. Amortisörün dış gövdesinde gördüğünüz o ıslaklık basit bir yağ terlemesi değildir; sistemin kan kaybıdır. Yağı kaçan bir amortisör sadece kuru bir yay gibi çalışır. Araç sürekli zıplar, kasislerden sonra sallantı bir türlü durmak bilmez. Fren pedalına bastığınızda aracın burnu öne doğru aşırı yığılıyorsa, arkadaki yük dağılımı sıfırlanmış demektir. Durma mesafesinin uzaması balatalardan değil, tekerleğin havada kalmasındandır bazen.
Süratli giderken rüzgardan savrulduğunuzu mu düşünüyorsunuz? Yanılıyorsunuz, amortisör valfleriniz aşınmış. Amortisörün içindeki alt ve üst valfler, yağın geçiş hızını milimetrik olarak ayarlar. Bu valflerin yayları gevşediğinde veya klape yapısı bozulduğunda, yağ dirençle karşılaşmadan geçer. Direnç yoksa, sönümleme de yoktur. Otobanda giderken en ufak bir yan rüzgarda şerit dışına çıkacak gibi olmanın müsebbibi tam olarak bu valf aşınmasıdır. Yaylar tek başına aracı taşır ama o aracı yolda tutan tek şey valflerin hidrolik direncidir.
Rotil, rot başı ve salıncak burçlarını yeni değiştirmenize rağmen o tıkırtı sesi bir türlü kesilmedi mi? Amortisörün içindeki kılavuz burç aşınmıştır, piston mili silindir duvarına çarpıyordur. Bu durum kilitlenmeye kadar gider. Seyir halinde amortisör milinin kilitlenmesi, süspansiyonun taş kesilmesi demektir. Tüm darbe doğrudan şasiye, oradan da kulelere iletilir. Kulelerdeki kaynak noktalarının çatlamasını istemiyorsanız, o tıkırtıyı duyduğunuz an lifti kaldırıp amortisörü söktürün. Tamir kitiyle falan uğraşmayın, doğrudan değiştirin.
Direksiyonu hafifçe kırdığınızda burnun hemen tepki vermesi gerekirken o hantallığı hissediyorsanız, arıza çoktan kapıyı çalmıştır. Ön amortisör piston milinin eğilmesi, tekerleğin kaster ve kamber açılarını doğrudan sabote eder. Kamber açısı bozulan bir tekerlek, rotil ve salıncak burçlarına fazladan yük bindirerek tüm ön takımı zincirleme bir reaksiyonla bitirir. Lastiklerin içten ya da dıştan düzensiz aşınması, rot ayarsızlığından ziyade sönümleme yetisini yitirmiş bir amortisörün tekerleği sürekli yukarı fırlatmasından kaynaklanır. Amortisör milindeki mikronluk bir eğilme bile tüm geometriyİ altüst etmeye yeter.
Sızdırmazlık elemanları, yani o keçeler... Çamur, toz ve yol tuzu zamanla amortisör milinin üzerindeki krom kaplamayı çizer, keçeyi yırtar. Amortisörün dış gövdesinde gördüğünüz o ıslaklık basit bir yağ terlemesi değildir; sistemin kan kaybıdır. Yağı kaçan bir amortisör sadece kuru bir yay gibi çalışır. Araç sürekli zıplar, kasislerden sonra sallantı bir türlü durmak bilmez. Fren pedalına bastığınızda aracın burnu öne doğru aşırı yığılıyorsa, arkadaki yük dağılımı sıfırlanmış demektir. Durma mesafesinin uzaması balatalardan değil, tekerleğin havada kalmasındandır bazen.
Süratli giderken rüzgardan savrulduğunuzu mu düşünüyorsunuz? Yanılıyorsunuz, amortisör valfleriniz aşınmış. Amortisörün içindeki alt ve üst valfler, yağın geçiş hızını milimetrik olarak ayarlar. Bu valflerin yayları gevşediğinde veya klape yapısı bozulduğunda, yağ dirençle karşılaşmadan geçer. Direnç yoksa, sönümleme de yoktur. Otobanda giderken en ufak bir yan rüzgarda şerit dışına çıkacak gibi olmanın müsebbibi tam olarak bu valf aşınmasıdır. Yaylar tek başına aracı taşır ama o aracı yolda tutan tek şey valflerin hidrolik direncidir.
Rotil, rot başı ve salıncak burçlarını yeni değiştirmenize rağmen o tıkırtı sesi bir türlü kesilmedi mi? Amortisörün içindeki kılavuz burç aşınmıştır, piston mili silindir duvarına çarpıyordur. Bu durum kilitlenmeye kadar gider. Seyir halinde amortisör milinin kilitlenmesi, süspansiyonun taş kesilmesi demektir. Tüm darbe doğrudan şasiye, oradan da kulelere iletilir. Kulelerdeki kaynak noktalarının çatlamasını istemiyorsanız, o tıkırtıyı duyduğunuz an lifti kaldırıp amortisörü söktürün. Tamir kitiyle falan uğraşmayın, doğrudan değiştirin.