Hamza Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Gösterge panelinde o kırmızı simge bir anlığına belirdiğinde içindeki o huzursuzluk dalgasını çok iyi biliyorum; sanki araba seni yolda bırakacakmış gibi göz kırpar ve sonra birden kaybolur. Direksiyona sarılıp aynalardan arkaya bakarsın, motor sesini dinlersin, her şey normal göründüğündeyse kendi kendine "Acaba hayalet mi gördüm?" diye mırıldanırsın. Aslında o an akü lambası sana çok kritik bir şey fısıldamaya çalışıyordur ama sen o gürültülü trafikte bunu duymamazlıktan gelmeyi tercih edersin.
Alternatör dediğimiz o küçük ama marifetli parça, akünün ömrünü belirleyen gizli kahramandır; fakat kömürleri aşınmaya yüz tuttuğunda ya da regülatör akımı dengede tutamayacak hale geldiğinde, bu minik lamba aniden yanıp sönmeye başlar. Sanki parmaklarını şaklatıp dikkatini çekmek ister gibi, özellikle kasislerden geçerken ya da farları açtığında kendini belli eder. Bu durum tam anlamıyla bir yorgunluk belirtisidir, çünkü mekanik aksam artık sinyal vermeye başlamıştır...
Gevşemiş bir V kayışı veya zamanla yalama olmuş akü başlıkları, bu kararsız ışık oyunlarının arkasındaki en masum ama en sık rastlanan suçlulardan biridir. Motor sarsıldıkça kablolar temassızlık yapar, elektrik akımı bir var olur bir yok olur; sen de o esnada kendini bir sanayi mahallesinde usta ararken bulursun. Oysa kaputu açıp şöyle bir göz atsan, belki de sadece iki somunun sıkılmasıyla bu sinir bozucu durum tamamen ortadan kalkacak.
Şarj dinamosunun içindeki diyotlar bozulmaya başladığında aküye giden akım dalgalanır ve bu da gösterge panelindeki hassas sensörleri adeta çıldırtır. Gösterge ışığı bazen tam gaz yürüdüğün otobanda aniden parlar, sonra sen gazdan ayağını çektiğin anda usulca sönüp gider; işte bu tam anlamıyla bir voltaj dengesizliğidir. Araban sana "Beni biraz dinlendir, elektrik sistemimi gözden geçir" diye yalvarıyordur adeta, duymazlıktan gelme sakın.
Yarın öbür gün trafikte kalıp dörtlüleri yakmak istemiyorsan, bu ara sıra yanan o minik lambayı asla tesadüf olarak görmemelisin. Bir multimetre alıp akünün üzerindeki voltajı ölçmek ya da güvendiğin bir oto elektrikçiye uğramak seni büyük masraflardan kurtaracaktır. Unutma ki araçlar asla durduk yere sinyal vermez; onlar sadece biz kulak verelim diye kendi dillerince konuşurlar.
Alternatör dediğimiz o küçük ama marifetli parça, akünün ömrünü belirleyen gizli kahramandır; fakat kömürleri aşınmaya yüz tuttuğunda ya da regülatör akımı dengede tutamayacak hale geldiğinde, bu minik lamba aniden yanıp sönmeye başlar. Sanki parmaklarını şaklatıp dikkatini çekmek ister gibi, özellikle kasislerden geçerken ya da farları açtığında kendini belli eder. Bu durum tam anlamıyla bir yorgunluk belirtisidir, çünkü mekanik aksam artık sinyal vermeye başlamıştır...
Gevşemiş bir V kayışı veya zamanla yalama olmuş akü başlıkları, bu kararsız ışık oyunlarının arkasındaki en masum ama en sık rastlanan suçlulardan biridir. Motor sarsıldıkça kablolar temassızlık yapar, elektrik akımı bir var olur bir yok olur; sen de o esnada kendini bir sanayi mahallesinde usta ararken bulursun. Oysa kaputu açıp şöyle bir göz atsan, belki de sadece iki somunun sıkılmasıyla bu sinir bozucu durum tamamen ortadan kalkacak.
Şarj dinamosunun içindeki diyotlar bozulmaya başladığında aküye giden akım dalgalanır ve bu da gösterge panelindeki hassas sensörleri adeta çıldırtır. Gösterge ışığı bazen tam gaz yürüdüğün otobanda aniden parlar, sonra sen gazdan ayağını çektiğin anda usulca sönüp gider; işte bu tam anlamıyla bir voltaj dengesizliğidir. Araban sana "Beni biraz dinlendir, elektrik sistemimi gözden geçir" diye yalvarıyordur adeta, duymazlıktan gelme sakın.
Yarın öbür gün trafikte kalıp dörtlüleri yakmak istemiyorsan, bu ara sıra yanan o minik lambayı asla tesadüf olarak görmemelisin. Bir multimetre alıp akünün üzerindeki voltajı ölçmek ya da güvendiğin bir oto elektrikçiye uğramak seni büyük masraflardan kurtaracaktır. Unutma ki araçlar asla durduk yere sinyal vermez; onlar sadece biz kulak verelim diye kendi dillerince konuşurlar.