Kemal Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Sanayide "abi bu araba çekişten düştü" diye sızlananların yarısından fazlasının derdi aslında kaputun altındaki o lanet olası üre sıvısıyla başlıyor. Gösterge panelinde aniden beliren o sevimsiz sarı motor arıza lambası ya da doğrudan AdBlue yazısı, yaklaşan masrafın ve sinir harbinin ilk somut habercisidir diyebiliriz. Çoğumuz önemsemeyiz, "yol yakın nasılsa, bir ara baktırırım" deriz ama işin aslı öyle yürümüyor işte. Sistem bir kez hata vermeye görsün, motorun beyni direkt koruma moduna geçiyor ve siz daha ne olduğunu anlamadan altınızdaki o yüzlerce beygirlik canavar birden kağnıya dönüveriyor. Gaz pedalına ne kadar basarsanız basın, araba gitmem diye diretir, sanki arkasında tonlarca yük varmış gibi hantallaşır...
Egzozdan çıkan o keskin, geniz yakan amonyak kokusunu fark ettiğiniz an bilin ki sistem içeride bir yerlerde sıvıyı dozajlamayı beceremiyor, eline yüzüne bulaştırıyor demektir. Normal şartlarda o egzoz gazının kokusuz, dumansız bir şekilde havaya karışması gerekirken, bozulan enjektörler yüzünden çiğ AdBlue doğrudan egzoz borusuna pompalanıyor. Sonra ne mi oluyor? Aracın arkasından hafif beyazımsı, tuhaf bir duman yükselmeye başlıyor; hani şu kışın soğukta çıkan buhardan bahsetmiyorum, bayağı bildiğiniz kimyasal kokan yoğun bir sisten söz ediyorum. Bu dumanı dikiz aynasında yakaladığınız an, katalizörün ve SCR filtresinin içinin tamamen o beyaz kristallerle kaplandığını anlamanız gerekiyor, yani kısacası geçmiş olsun.
Bir sabah arabanın yanına gidip marşa basıyorsunuz ve ekranda "Motor çalıştırılamıyor, son 50 km" gibi saçma sapan, insanı strese sokan bir geri sayım uyarısı görüyorsunuz. İşte bu, AdBlue pompasının veya tank içindeki ısıtıcının tamamen pes ettiğinin, sistemin artık havlu attığının en net kanıtıdır. Egzoz emisyon değerlerini yasal sınırda tutamayan bilgisayar, sizi cezalandırmak için motoru bloke etmeye karar veriyor ve o kilometre bittiğinde çekici çağırmaktan başka çareniz kalmıyor. Deponun içinde donan ya da bozulan kimyasal yüzünden pompanın yanması o kadar sık karşılaşılan bir durum ki, kronikleşen bu dert yüzünden yolda kalan binlerce sürücü var...
Arabanın yakıt tüketimi durup dururken tavan yaptıysa ve siz sürekli istasyona uğramak zorunda kalıyorsanız, şüphe oklarını hemen bu emisyon sistemine çevirmelisiniz. Motor, egzoz hattındaki tıkanıklığı ve AdBlue kristalleşmesini aşabilmek için normalden çok daha fazla mazot yakmaya programlanmıştır, yani sistem kendi kendini temizlemeye çalışırken sizin cebinizi boşaltır. Egzoz gazı rahatça tahliye edilemediği için motor sıkışır, nefes alamaz hale gelir ve bu da doğrudan doğruya çiğ yakıt sarfiyatı olarak karşınıza çıkar. Tasarruf edelim derken iki katı fatura ödemek, işte tam olarak bu sistemin arızalandığında bize attığı en büyük kazıktır diyebiliriz.
Depoyu ağzına kadar doldurduğunuz halde göstergenin hala bomboş göstermesi ya da menzilin sürekli değişmesi, tankın içindeki o hassas şamandıranın ve sensörlerin mefta olduğunun işaretidir. Ucuz, kalitesiz, merdiven altı üretilen o sıvılardan aldıysanız eğer, sistemin içindeki sensörlerin üzerini kaplayan kireç benzeri tabaka yüzünden beyin doğru ölçüm yapamaz hale gelir. Depo dolu sanırsınız ama aslında boştur, ya da tam tersi olur ve araba sürekli hata kodu fırlatarak beyninizi tırmalar... Arabayı sağa çekip stop ettiğinizde alt taraftan gelen o garip çıtırtılar, enjektörün donan sıvıyı eritemediğinin ve valflerin kilitlendiğinin feryadıdır aslında, iyi kulak vermek lazım.
Egzozdan çıkan o keskin, geniz yakan amonyak kokusunu fark ettiğiniz an bilin ki sistem içeride bir yerlerde sıvıyı dozajlamayı beceremiyor, eline yüzüne bulaştırıyor demektir. Normal şartlarda o egzoz gazının kokusuz, dumansız bir şekilde havaya karışması gerekirken, bozulan enjektörler yüzünden çiğ AdBlue doğrudan egzoz borusuna pompalanıyor. Sonra ne mi oluyor? Aracın arkasından hafif beyazımsı, tuhaf bir duman yükselmeye başlıyor; hani şu kışın soğukta çıkan buhardan bahsetmiyorum, bayağı bildiğiniz kimyasal kokan yoğun bir sisten söz ediyorum. Bu dumanı dikiz aynasında yakaladığınız an, katalizörün ve SCR filtresinin içinin tamamen o beyaz kristallerle kaplandığını anlamanız gerekiyor, yani kısacası geçmiş olsun.
Bir sabah arabanın yanına gidip marşa basıyorsunuz ve ekranda "Motor çalıştırılamıyor, son 50 km" gibi saçma sapan, insanı strese sokan bir geri sayım uyarısı görüyorsunuz. İşte bu, AdBlue pompasının veya tank içindeki ısıtıcının tamamen pes ettiğinin, sistemin artık havlu attığının en net kanıtıdır. Egzoz emisyon değerlerini yasal sınırda tutamayan bilgisayar, sizi cezalandırmak için motoru bloke etmeye karar veriyor ve o kilometre bittiğinde çekici çağırmaktan başka çareniz kalmıyor. Deponun içinde donan ya da bozulan kimyasal yüzünden pompanın yanması o kadar sık karşılaşılan bir durum ki, kronikleşen bu dert yüzünden yolda kalan binlerce sürücü var...
Arabanın yakıt tüketimi durup dururken tavan yaptıysa ve siz sürekli istasyona uğramak zorunda kalıyorsanız, şüphe oklarını hemen bu emisyon sistemine çevirmelisiniz. Motor, egzoz hattındaki tıkanıklığı ve AdBlue kristalleşmesini aşabilmek için normalden çok daha fazla mazot yakmaya programlanmıştır, yani sistem kendi kendini temizlemeye çalışırken sizin cebinizi boşaltır. Egzoz gazı rahatça tahliye edilemediği için motor sıkışır, nefes alamaz hale gelir ve bu da doğrudan doğruya çiğ yakıt sarfiyatı olarak karşınıza çıkar. Tasarruf edelim derken iki katı fatura ödemek, işte tam olarak bu sistemin arızalandığında bize attığı en büyük kazıktır diyebiliriz.
Depoyu ağzına kadar doldurduğunuz halde göstergenin hala bomboş göstermesi ya da menzilin sürekli değişmesi, tankın içindeki o hassas şamandıranın ve sensörlerin mefta olduğunun işaretidir. Ucuz, kalitesiz, merdiven altı üretilen o sıvılardan aldıysanız eğer, sistemin içindeki sensörlerin üzerini kaplayan kireç benzeri tabaka yüzünden beyin doğru ölçüm yapamaz hale gelir. Depo dolu sanırsınız ama aslında boştur, ya da tam tersi olur ve araba sürekli hata kodu fırlatarak beyninizi tırmalar... Arabayı sağa çekip stop ettiğinizde alt taraftan gelen o garip çıtırtılar, enjektörün donan sıvıyı eritemediğinin ve valflerin kilitlendiğinin feryadıdır aslında, iyi kulak vermek lazım.