Hamza Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Sabah garaja inip kaputu kaldırdığınızda o tanıdık ve huzursuz edici manzarayla karşılaşmak insanın bütün neşesini kaçırmaya yeter de artar bile, yağ çubuğunu çektiğinizde seviyenin çizginin epey altında kaldığını görmek zaten direksiyon başına geçmeden önce içe düşen o ilk soğuk kurşun gibidir. Yıllarını bu sektöre vermiş, sayısız motorun sesini dinlemiş biri olarak söyleyebilirim ki, sürücülerin en çok korktuğu ama bir o kadar da üzerine düşmeyip geçiştirdiği konulardan biridir bu eksiltme meselesi; oysa motor dediğimiz mekanizma demir yığını olmaktan öte, adeta nefes alan canlı bir organizma gibidir ve can damarı olan o siyah sıvıyı eksiltmeye başladıysa arkasında mutlaka fısıldadığı bir hikaye vardır.
Piyasada kulaktan kulağa yayılan ve parantez açıp altını çize çize söylenen bazı efsaneler vardır ki insanı hayrete düşürür; mesela "eski araba dediğin yağ yakar, normaldir, üstüne ekle git" mantığı tamamen bir yanılgıdan ibarettir ve aslında motora yapılan en büyük kötülüklerden biridir çünkü o eksilen her damla, içeride metalin metale sürtündüğünün, toleransların açıldığının ve ömrün yavaş yavaş tükendiğinin en net habercisidir. Tabii ki her motor sıfır kilometre günündeki gibi kalmaz, kilometreler devrildikçe aşınmalar kaçınılmaz hale gelir ancak burada kritik olan sınır, normal kabul edilen yağ tüketimi ile artık alarm veren patolojik durum arasındaki o ince çizgiyi görebilmektir; kimisi bu durumu kafaya takıp hemen motoru indirir, kimisi ise arkasında bıraktığı mavi dumana bakmadan yollara devam eder.
Peki, diyelim ki bu şekilde gezmeye devam ettiniz, yani motor yağ eksiltiyor ama siz sadece bagajda bidonla gezerek işi çözdüğünüzü sanıyorsunuz; gerçekten de bu kafayla ne kadar gidebilirsiniz ki? Aslında her kilometre taşı, o motorun içindeki piston segmanlarının, supap lastiklerinin veya turbo milinin biraz daha yorulması anlamına gelir; çünkü eksilen yağ demek, kalan yağın daha çabuk kirlenmesi, özelliğini yitirmesi ve ısıyı yeterince dağıtamaması demektir, yani siz sadece bir sıvı eklemiyorsunuz aslında her seferinde ateşe körükle gidiyorsunuz.
Günün birinde o kaputu açtığınızda artık sadece eksilme değil, acı bir yanık kokusu da burnunuza geliyorsa, bilin ki tren çoktan kaçmak üzere demektir; işte o an ustaya gidip "abi buna kalın yağ koyalım, keser belki" demek sadece günü kurtarmaya yarayan zavallı bir çabadan başka bir şey değildir. O yüzden, eğer bütçeniz elveriyorsa, o motoru o şekilde kullanmak yerine, sorunun kaynağına inip o contayı değiştirmek, o rektifiyeyi göze almak her zaman en mantıklı, en huzurlu yoldur; çünkü ruh sağlığı, sürekli bagajda yağ kontrolü yapmaktan ve her kırmızı ışıkta arkadan gelen dumanı dikiz aynasından takip etmekten çok daha kıymetlidir.
Piyasada kulaktan kulağa yayılan ve parantez açıp altını çize çize söylenen bazı efsaneler vardır ki insanı hayrete düşürür; mesela "eski araba dediğin yağ yakar, normaldir, üstüne ekle git" mantığı tamamen bir yanılgıdan ibarettir ve aslında motora yapılan en büyük kötülüklerden biridir çünkü o eksilen her damla, içeride metalin metale sürtündüğünün, toleransların açıldığının ve ömrün yavaş yavaş tükendiğinin en net habercisidir. Tabii ki her motor sıfır kilometre günündeki gibi kalmaz, kilometreler devrildikçe aşınmalar kaçınılmaz hale gelir ancak burada kritik olan sınır, normal kabul edilen yağ tüketimi ile artık alarm veren patolojik durum arasındaki o ince çizgiyi görebilmektir; kimisi bu durumu kafaya takıp hemen motoru indirir, kimisi ise arkasında bıraktığı mavi dumana bakmadan yollara devam eder.
Peki, diyelim ki bu şekilde gezmeye devam ettiniz, yani motor yağ eksiltiyor ama siz sadece bagajda bidonla gezerek işi çözdüğünüzü sanıyorsunuz; gerçekten de bu kafayla ne kadar gidebilirsiniz ki? Aslında her kilometre taşı, o motorun içindeki piston segmanlarının, supap lastiklerinin veya turbo milinin biraz daha yorulması anlamına gelir; çünkü eksilen yağ demek, kalan yağın daha çabuk kirlenmesi, özelliğini yitirmesi ve ısıyı yeterince dağıtamaması demektir, yani siz sadece bir sıvı eklemiyorsunuz aslında her seferinde ateşe körükle gidiyorsunuz.
Günün birinde o kaputu açtığınızda artık sadece eksilme değil, acı bir yanık kokusu da burnunuza geliyorsa, bilin ki tren çoktan kaçmak üzere demektir; işte o an ustaya gidip "abi buna kalın yağ koyalım, keser belki" demek sadece günü kurtarmaya yarayan zavallı bir çabadan başka bir şey değildir. O yüzden, eğer bütçeniz elveriyorsa, o motoru o şekilde kullanmak yerine, sorunun kaynağına inip o contayı değiştirmek, o rektifiyeyi göze almak her zaman en mantıklı, en huzurlu yoldur; çünkü ruh sağlığı, sürekli bagajda yağ kontrolü yapmaktan ve her kırmızı ışıkta arkadan gelen dumanı dikiz aynasından takip etmekten çok daha kıymetlidir.