Hamza Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Volkswagen klima kompresörü arızaları dediğimiz o lanet durum, genellikle hiçbir uyarı vermeden, tam da yazın ortasında veya kışın en dipsiz ayında insanın başına patlar ve o an arabadan soğumak için başka bir sebebe gerek kalmaz; yani o pahalı Alman mühendisliği bir anda çatırdar, içerideki o kusursuz klima sistemi sessizce teslim bayrağını çeker ve sen direksiyon başında sıcaktan ya da soğuktan ne yapacağını bilemez halde kalakalırsın.
Kompresör kasnağının bilyası dağıldığında gelen o metalik sürtünme sesi, aslında günlerce önceden "ben gidiyorum" diye bağırır ama insan evladı hep bir bahaneyle o sesi görmezden gelir; radyo açılır, camlar biraz aralanır ve o küçük hırıltı kulak ardı edilir ta ki bir sabah marşa bastığında klima tuşuna dokunduğun an o acı kokulu duman ortalığı kaplayana kadar.
Sistemdeki gaz kaçağını parayı basıp tamir ettirmek yerine sadece tüp doldurarak geçiştirenler var ya, işte o zihniyet kompresörün içindeki yağlama pompasını kurutur ve mekanizmayı tamamen hurdaya çıkarır; çünkü o kompresör susuz kalmış motor gibidir, içinde gezinen o soğutucu akışkan aynı zamanda onun can damarıdır ve o damar tıkandığında geriye sadece milin kilitlenmesi kalır...
Yetkili servislerin masaya koyduğu astronomik rakamlar insanı sanayi sitelerinin o karanlık ve gürültülü köşelerine iter, orada parça tamiri adı altında yapılan o amatörce müdahaleler de genellikle üç gün sonra sistemi yine aynı yerden patlatır; o yüzden bu işin kurdu olmuş eski ustalar iyi bilir ki kompresör kafasına göre sökülmez, içi açıldıysa o parça artık ondan hayır getirmez.
Klimayı çalıştırmadan önce motorun tam olarak rölantide kendine gelmesini beklemek yerine kontakla birlikte son kademeye dayayan o aceleci tavır, kompresörün selenoid valfini zamanla bozar ve içerideki basınç dengesi altüst olur; sonra da çıkıp arabanın kalitesine sövülür ama kimse dönüp de kendi kullanım hatasına bakmaz, halbuki biraz vicdanlı kullansan o parça seni on yıl taşır.
Kompresör kasnağının bilyası dağıldığında gelen o metalik sürtünme sesi, aslında günlerce önceden "ben gidiyorum" diye bağırır ama insan evladı hep bir bahaneyle o sesi görmezden gelir; radyo açılır, camlar biraz aralanır ve o küçük hırıltı kulak ardı edilir ta ki bir sabah marşa bastığında klima tuşuna dokunduğun an o acı kokulu duman ortalığı kaplayana kadar.
Sistemdeki gaz kaçağını parayı basıp tamir ettirmek yerine sadece tüp doldurarak geçiştirenler var ya, işte o zihniyet kompresörün içindeki yağlama pompasını kurutur ve mekanizmayı tamamen hurdaya çıkarır; çünkü o kompresör susuz kalmış motor gibidir, içinde gezinen o soğutucu akışkan aynı zamanda onun can damarıdır ve o damar tıkandığında geriye sadece milin kilitlenmesi kalır...
Yetkili servislerin masaya koyduğu astronomik rakamlar insanı sanayi sitelerinin o karanlık ve gürültülü köşelerine iter, orada parça tamiri adı altında yapılan o amatörce müdahaleler de genellikle üç gün sonra sistemi yine aynı yerden patlatır; o yüzden bu işin kurdu olmuş eski ustalar iyi bilir ki kompresör kafasına göre sökülmez, içi açıldıysa o parça artık ondan hayır getirmez.
Klimayı çalıştırmadan önce motorun tam olarak rölantide kendine gelmesini beklemek yerine kontakla birlikte son kademeye dayayan o aceleci tavır, kompresörün selenoid valfini zamanla bozar ve içerideki basınç dengesi altüst olur; sonra da çıkıp arabanın kalitesine sövülür ama kimse dönüp de kendi kullanım hatasına bakmaz, halbuki biraz vicdanlı kullansan o parça seni on yıl taşır.