Murat Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Sabahın köründe o marşa basarsın da araba bir garip öksürür ya, işte insanın içini en çok acıtan ses o sestir; gösterge panelinde ansızın beliren o minik simge ise bütün günün enerjisini bir çırpıda emiverir, sanki ruhun daralır.
CAN-Bus hattı dediğimiz o binlerce kablonun cirit attığı dijital otoban var ya, aradaki direnç değerleri milisaniyelik bir sapma yaptığında işte o an sinyaller havada çarpışır, motor kontrol ünitesi yani ECM ile şanzıman beyni birbirinin dilini aniden unutur, sessiz bir kaos başlar.
U0072 kodu tam olarak bu kopuşun, bu dilsiz kalma halinin belgesidir; hat üzerinde akan o milyonlarca voltluk veri paketleri çöp olur, sen gaza bastığını sanırsın ama aslında metal yığını sadece kendi kendine sayıklıyordur, ne acı değil mi?
Daha dün gibi hatırlarım, sanayide usta kaputu kaldırıp multimetreyi eline aldığında pin uçlarındaki o yeşil oksitlenmeyi gösterdiğinde insan anlıyor ki teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, bir damla nem bütün o Alman mühendisliğini paçavraya çevirebiliyor, neme yeniliyor işte.
Soketleri söküp balata spreyiyle temizlemek bazen sihirli bir değnek gibi her şeyi çözer sandın değil mi, yok öyle, bazen o mikroçiplerin lehimleri ısıdan öyle bir çatlıyor ki mikroskopla bile zor görürsün, değiştirmekten başka çare bırakmıyorlar adama.
Bazen düşünüyorum da bu modern arabalar bizi vezir de ediyor rezil de, yolda kalmak nedir bilmezdi eskiden şahinler doğanlar, şimdi ise bir tane kablo sıyrıldı diye çekici bekliyoruz ortalık yerde, ne gerek vardı bu kadar karmaşaya...
Akü kutup başını söküp on dakika beklemek o geçici hafıza kilitlenmelerini bazen sıfırlar evet ama asıl mesele o kaçağın nereden geldiğini bulmakta, çünkü o hata kodu silinse bile yarın yağmur yağdığında yine aynı yerden patlak verecek, benden söylemesi.
Peki o soketlerin tırnakları kırıldığında ne yapıyorlar biliyor musun, ya komple tesisat değişecek diyorlar serviste servet ödetecekler ya da usta elleriyle o kabloları tek tek lehimleyip saracak, sanayi esnafının o sabırlı ellerine kalıyorsun yani işin sonu.
CAN-Bus hattı dediğimiz o binlerce kablonun cirit attığı dijital otoban var ya, aradaki direnç değerleri milisaniyelik bir sapma yaptığında işte o an sinyaller havada çarpışır, motor kontrol ünitesi yani ECM ile şanzıman beyni birbirinin dilini aniden unutur, sessiz bir kaos başlar.
U0072 kodu tam olarak bu kopuşun, bu dilsiz kalma halinin belgesidir; hat üzerinde akan o milyonlarca voltluk veri paketleri çöp olur, sen gaza bastığını sanırsın ama aslında metal yığını sadece kendi kendine sayıklıyordur, ne acı değil mi?
Daha dün gibi hatırlarım, sanayide usta kaputu kaldırıp multimetreyi eline aldığında pin uçlarındaki o yeşil oksitlenmeyi gösterdiğinde insan anlıyor ki teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, bir damla nem bütün o Alman mühendisliğini paçavraya çevirebiliyor, neme yeniliyor işte.
Soketleri söküp balata spreyiyle temizlemek bazen sihirli bir değnek gibi her şeyi çözer sandın değil mi, yok öyle, bazen o mikroçiplerin lehimleri ısıdan öyle bir çatlıyor ki mikroskopla bile zor görürsün, değiştirmekten başka çare bırakmıyorlar adama.
Bazen düşünüyorum da bu modern arabalar bizi vezir de ediyor rezil de, yolda kalmak nedir bilmezdi eskiden şahinler doğanlar, şimdi ise bir tane kablo sıyrıldı diye çekici bekliyoruz ortalık yerde, ne gerek vardı bu kadar karmaşaya...
Akü kutup başını söküp on dakika beklemek o geçici hafıza kilitlenmelerini bazen sıfırlar evet ama asıl mesele o kaçağın nereden geldiğini bulmakta, çünkü o hata kodu silinse bile yarın yağmur yağdığında yine aynı yerden patlak verecek, benden söylemesi.
Peki o soketlerin tırnakları kırıldığında ne yapıyorlar biliyor musun, ya komple tesisat değişecek diyorlar serviste servet ödetecekler ya da usta elleriyle o kabloları tek tek lehimleyip saracak, sanayi esnafının o sabırlı ellerine kalıyorsun yani işin sonu.