Burak Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Yıllar önce gazetecilik yaparken akşam saat sekizden sonra mutfağın kapısını tebeşirle çizip içeri adım atmamayı kural edinen bir meslektaşımla tanışmışım; adam o zamanlar gözümün önünde tığ gibi erimişti de hepimiz şaşkınlıktan ne diyeceğimizi bilememişik. Hakikaten akşam yemeğini kesmek tartıdaki o oynamayan ibreyi aşağı doğru çekiyor mu sorusu, meslek hayatım boyunca karşımı çıkan en popüler sağlık efsanelerinden biri oldu desem abartmış olmam. Aslında mantık ilk etapta gayet basit çalışıyor; günün son saatlerinde vücuda giren kalori miktarını sıfırladığınızda, gün içinde yaktığınız toplam enerjinin altında kalma ihtimaliniz katbekat artıyor ve ister istemez zayıflama süreci başlıyor. Ama işin aslı sadece kalori hesabından ibaret değil elbette; ha akşam altıda koca bir tepsi mantıyı mideye indirip sonra hiçbir şey yememişsin, ha gece yarısı haşlanmış yumurta yemişsin, vücut için en nihayetinde giren ve çıkan enerji dengesi esastır diyen uzmanlar da az değil. Bazen kendi üzerimde de denerim bu yöntemi, akşam tabağı kapattığım günlerin sabahında insan gerçekten de kendini kuş gibi hafif hissetmiyor değil...
Peki ama insan akşam o masaya oturmayınca biyolojik olarak bünyede tam olarak ne değişiyor da böyle hızlı bir hafifleme hissediyoruz dersiniz? Bizim metabolizma dediğimiz o çark, güneş battıktan sonra yavaş yavaş vites düşürmeye başlar, pankreas insülin salgılamayı azaltır ve vücut artık sindirim yapmak yerine kendini tamir etme moduna geçer. Siz gece geç saatte ağır bir yemek yediğinizde metabolizma ne yapacağını şaşırıp o kaloriyi yakmak yerine depolamayı tercih ediyor, hani tabiricaizse vücudu gece vardiyasında zorla çalıştırmış oluyorsunuz. İşte bu yüzden akşam yemeğini pas geçmek, özellikle insülin direncini kırmakta ve gece boyunca yağ yakım mekanizmasını tetiklemekte inanılmaz bir avantaj sağlıyor bana göre. Hatta bazen diyorum ki kendimize yaptığımız en büyük kötülük, televizyon karşısında otururken o atıştırmalık kaselerine uzanmak olabilir mi acaba...
Yılların tecrübesiyle şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki bu alışkanlığı kazanmaya çalışırken ilk birkaç gün çekilen o mide kazıntısı insanı gerçekten çileden çıkarabilir. Hani akşam sekiz gibi o buzdolabının kapağını açıp boş boş içeri bakmak vardır ya, vallahi billahi o an iradeyle savaşmak dünyanın en zor işidir, bilirim. Fakat o ilk kritik üç dört günlük alışma evresini atlattıktan sonra vücut öyle bir adapte oluyor ki, akşam saatlerinde acıkmamaya başlıyorsunuz ve o eski tıkınma krizleri yerini garip bir zindeliğe bırakıyor. Tabii burada yapılan en büyük hata, nasıl olsa akşam bir şey yemeyeceğim diyerek gündüz saatlerinde ne var ne yoksa mideye indirmek oluyor; yani öğlen yemeğinde porsiyonları iki katına çıkarırsanız akşam aç kalmanızın hiçbir esprisi kalmıyor maalesef. Bazen hayatın akışı içinde dengeni kurmak için bir şeylerden feragat etmek gerekir ya hani...
Gece yatağa boş bir mideyle girmenin insanın uyku kalitesi üzerinde yarattığı o muazzam rahatlamayı anlatmaya sanırım kelimeler yetmez. Mide doluyken yattığınızda vücut bütün gece o ağır yiyecekleri öğütmek için canla başla çalışır, bu da sabah yataktan yorgun argın, sanki gece hiç uyumamış gibi kalkmanıza sebep olur. Oysa akşam yemeğini kesip veya en azından çok hafif geçiştirdiğinizde, beden hücre yenilenmesine odaklanıyor ve sabah uyandığınızda cildinizin bile daha parlak olduğunu kendi gözlerinizle görüyorsunuz. Ha tabii bu her insan için yüzde yüz sürdürülebilir bir yaşam tarzı mıdır, işte orası tam bir muamma; çünkü sosyal hayatımızın, aile yemeklerimizin ve dost sohbetlerimizin neredeyse tamamı akşam masalarında şekilleniyor. Yine de haftada birkaç gün akşam yemeğini es geçmek veya porsiyonu sadece bir kase çorbayla sınırlamak bile bence o aradığınız hafifliğin kapısını sonuna kadar aralayacaktır.
Peki ama insan akşam o masaya oturmayınca biyolojik olarak bünyede tam olarak ne değişiyor da böyle hızlı bir hafifleme hissediyoruz dersiniz? Bizim metabolizma dediğimiz o çark, güneş battıktan sonra yavaş yavaş vites düşürmeye başlar, pankreas insülin salgılamayı azaltır ve vücut artık sindirim yapmak yerine kendini tamir etme moduna geçer. Siz gece geç saatte ağır bir yemek yediğinizde metabolizma ne yapacağını şaşırıp o kaloriyi yakmak yerine depolamayı tercih ediyor, hani tabiricaizse vücudu gece vardiyasında zorla çalıştırmış oluyorsunuz. İşte bu yüzden akşam yemeğini pas geçmek, özellikle insülin direncini kırmakta ve gece boyunca yağ yakım mekanizmasını tetiklemekte inanılmaz bir avantaj sağlıyor bana göre. Hatta bazen diyorum ki kendimize yaptığımız en büyük kötülük, televizyon karşısında otururken o atıştırmalık kaselerine uzanmak olabilir mi acaba...
Yılların tecrübesiyle şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki bu alışkanlığı kazanmaya çalışırken ilk birkaç gün çekilen o mide kazıntısı insanı gerçekten çileden çıkarabilir. Hani akşam sekiz gibi o buzdolabının kapağını açıp boş boş içeri bakmak vardır ya, vallahi billahi o an iradeyle savaşmak dünyanın en zor işidir, bilirim. Fakat o ilk kritik üç dört günlük alışma evresini atlattıktan sonra vücut öyle bir adapte oluyor ki, akşam saatlerinde acıkmamaya başlıyorsunuz ve o eski tıkınma krizleri yerini garip bir zindeliğe bırakıyor. Tabii burada yapılan en büyük hata, nasıl olsa akşam bir şey yemeyeceğim diyerek gündüz saatlerinde ne var ne yoksa mideye indirmek oluyor; yani öğlen yemeğinde porsiyonları iki katına çıkarırsanız akşam aç kalmanızın hiçbir esprisi kalmıyor maalesef. Bazen hayatın akışı içinde dengeni kurmak için bir şeylerden feragat etmek gerekir ya hani...
Gece yatağa boş bir mideyle girmenin insanın uyku kalitesi üzerinde yarattığı o muazzam rahatlamayı anlatmaya sanırım kelimeler yetmez. Mide doluyken yattığınızda vücut bütün gece o ağır yiyecekleri öğütmek için canla başla çalışır, bu da sabah yataktan yorgun argın, sanki gece hiç uyumamış gibi kalkmanıza sebep olur. Oysa akşam yemeğini kesip veya en azından çok hafif geçiştirdiğinizde, beden hücre yenilenmesine odaklanıyor ve sabah uyandığınızda cildinizin bile daha parlak olduğunu kendi gözlerinizle görüyorsunuz. Ha tabii bu her insan için yüzde yüz sürdürülebilir bir yaşam tarzı mıdır, işte orası tam bir muamma; çünkü sosyal hayatımızın, aile yemeklerimizin ve dost sohbetlerimizin neredeyse tamamı akşam masalarında şekilleniyor. Yine de haftada birkaç gün akşam yemeğini es geçmek veya porsiyonu sadece bir kase çorbayla sınırlamak bile bence o aradığınız hafifliğin kapısını sonuna kadar aralayacaktır.