Kemal Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Ömrünü dolduran bir motorun açıldığında çıkardığı o masraf tablosunu gördün mü hiç... Triger zinciri mi triger kayışı mı tartışması tam olarak bu korkuyla başlar zaten; kimse yolda kalmak istemez. Kayış dediğin lastiktir, kauçuktur, zamanla kurur. Sıcağı yer, soğuğu yer, çatır çatır çatlar da haberin olmaz... Mühendisler maliyet düşürmek için kayışa yöneldi yıllar önce, hafif motorlarda sessiz çalışsın diye de pek sevildi. Ama iş dayanıklılığa gelince lastik parçanın çeliğin karşısında şansı yok ki... Zincir bildiğin demir yığını, motordaki motor yağıyla ömür boyu yağlanıp duruyor. Çelik dişlilere binen yükü hesapla... Kopma riski kayışa göre neredeyse sıfıra yakın. Tabii bakımsız bırakırsan o çelik zincir bile ses yapar, gergisini yer, motoru kucağına verir adamın. Yağını zamanında değiştireceksin arkadaş, o demir parçasının başka türlü şakası olmaz... Kayışın masrafı ucuzdur ama kopunca sübapları eğersin, motoru sıfırdan toplarsın... Hangisi daha mantıklı sence, ucuz diye riske girmek mi yoksa kafan rahat binmek mi... Zincirli motorlar genelde daha ağır olur, kaputu açtığında o tok sesi duyarsın... Kayış ise hafiftir, esnektir, üreticiye de arabayı alana da ilk etapta masraf açmaz. Servise gidersin, "değişmesi lazım" derler, değiştirmezsen o lastik kopar... Zincir kopmaz sanma ha, o da uzar, gergisi bozulur, ses yapmaya başlar... Zaten motor tıkırtı yapmaya başladıysa usta kulağını daya der... Ucuz etin yahnisi misali, kayış masrafsız görünür ama ansızın vurur tokadı. Çeliğin gücünü arkana almak varken kauçuğa güvenmek ne kadar doğru... Tercih tamamen senin sürüş alışkanlıklarına kalmış.