Emre Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Triger kayışı motorun kalbidir diyebiliriz aslında, o koparsa içerideki pistonla subaplar birbirine girer ve masrafın boyutu bir anka kuşu gibi küllerinden doğmaya çalışmakla eşdeğer olur, yani epey can yakar. Kaputu açtığında gözünün önüne gelen o plastik koruma kapağının altında, zamanı gelince sessizce görevini yapan tırtıklı bir lastik parça saklıdır ve sen onu göremediğin için genelde yokmuş gibi davranırsın. Oysa motor her çalıştığında devasa bir yük taşır o kayış, kilometreler ilerledikçe kauçuk yapısı yorulur, kılcal çatlaklar baş gösterir ve sen farkında olmadan büyük bir tehlike kapıda bekler.
Kaputu kaldırdığında ilk yapman gereken şey o siyah koruma kapağını sabitleyen klipsleri veya vidaları dikkatlice söküp kayışa ulaşmaktır, tabi motorun tamamen soğuk olduğundan emin olmalısın yoksa ellerin yanar. Kayışın yüzeyine el feneri tuttuğunda lastiğin rengine bakman gerekir; eğer matlaşmışsa,grimileşmişse veya üzerinde küçük tüylenmeler belirdiyse, artık emeklilik vaktinin geldiğini fısıldıyordur sana. Dişlerin arasını parmağınla ya da küçük bir tornavidayla yokladığında esnekliğini yitirmiş, taş gibi sertleşmiş bir doku hissediyorsan, bu durum sana acilen bir değişim yapman gerektiğini söyler.
Gerginlik ayarı da en az malzemenin kendisi kadar hayati önem taşır çünkü çok gergin bir kayış zırıltı yaparak dönerken mil yataklarını yer ve erken kopar, gevşek olan ise diş atlatarak motoru komple kilitler. Elinle hafifçe ortasından bastırdığında ideal olanı yaklaşık bir santim kadar esnemesidir, eğer bu paydan çok fazla ya da hiç sapmıyorsa orada bir mühendislik hatası veya aşınma var demektir. Usta ellerin dokunuşu olmadan bunu anlamak bazen zordur ama insan kendi arabasını tanıdıkça motorun sesindeki o ince hırıltıdan bile gerginliğin bozulduğunu sezebilir.
Yağ kaçakları trigerin en büyük düşmanıdır ve contalardan sızan her damla motor yağı kauçuğu çürütmek için kâfi gelir, bu yüzden kayışın üzerinde ıslaklık veya siyah leke var mı diye titizce incelemelisin. Yağla temas eden kauçuk özelliğini yitirir, cıvıklaşır ve normalden çok daha çabuk kopma noktasına gelir ki bu da trafikte en beklemediğin anda yolda kalmana sebep olur. Kaçakları önlemek sadece yağı silmekle çözülmez tabii, keçelerin ve contaların yenilenmesi şarttır ki yeni takacağın kayış da aynı kaderi paylaşmasın.
Kilometre sayacına ve takvim yapraklarına baktığında üreticinin verdiği ömür sınırını çoktan aşmışsan, gözle muayenenin hiçbir kıymeti harbiyesi kalmaz çünkü lastik içten içe ömrünü tamamlamıştır. Gözle bakıldığında sapasağlam duran bir kayış bile ani bir hızlanmada içindeki çelik teller yorulduğu için aniden ortadan ikiye bölünebilir... İşte bu yüzden sadece "görüntüsü iyi" diyerek yola devam etmek büyük bir kumar oynamaktır ve motorun bizzat sana elveda demesine zemin hazırlarsın.
Kaputu kaldırdığında ilk yapman gereken şey o siyah koruma kapağını sabitleyen klipsleri veya vidaları dikkatlice söküp kayışa ulaşmaktır, tabi motorun tamamen soğuk olduğundan emin olmalısın yoksa ellerin yanar. Kayışın yüzeyine el feneri tuttuğunda lastiğin rengine bakman gerekir; eğer matlaşmışsa,grimileşmişse veya üzerinde küçük tüylenmeler belirdiyse, artık emeklilik vaktinin geldiğini fısıldıyordur sana. Dişlerin arasını parmağınla ya da küçük bir tornavidayla yokladığında esnekliğini yitirmiş, taş gibi sertleşmiş bir doku hissediyorsan, bu durum sana acilen bir değişim yapman gerektiğini söyler.
Gerginlik ayarı da en az malzemenin kendisi kadar hayati önem taşır çünkü çok gergin bir kayış zırıltı yaparak dönerken mil yataklarını yer ve erken kopar, gevşek olan ise diş atlatarak motoru komple kilitler. Elinle hafifçe ortasından bastırdığında ideal olanı yaklaşık bir santim kadar esnemesidir, eğer bu paydan çok fazla ya da hiç sapmıyorsa orada bir mühendislik hatası veya aşınma var demektir. Usta ellerin dokunuşu olmadan bunu anlamak bazen zordur ama insan kendi arabasını tanıdıkça motorun sesindeki o ince hırıltıdan bile gerginliğin bozulduğunu sezebilir.
Yağ kaçakları trigerin en büyük düşmanıdır ve contalardan sızan her damla motor yağı kauçuğu çürütmek için kâfi gelir, bu yüzden kayışın üzerinde ıslaklık veya siyah leke var mı diye titizce incelemelisin. Yağla temas eden kauçuk özelliğini yitirir, cıvıklaşır ve normalden çok daha çabuk kopma noktasına gelir ki bu da trafikte en beklemediğin anda yolda kalmana sebep olur. Kaçakları önlemek sadece yağı silmekle çözülmez tabii, keçelerin ve contaların yenilenmesi şarttır ki yeni takacağın kayış da aynı kaderi paylaşmasın.
Kilometre sayacına ve takvim yapraklarına baktığında üreticinin verdiği ömür sınırını çoktan aşmışsan, gözle muayenenin hiçbir kıymeti harbiyesi kalmaz çünkü lastik içten içe ömrünü tamamlamıştır. Gözle bakıldığında sapasağlam duran bir kayış bile ani bir hızlanmada içindeki çelik teller yorulduğu için aniden ortadan ikiye bölünebilir... İşte bu yüzden sadece "görüntüsü iyi" diyerek yola devam etmek büyük bir kumar oynamaktır ve motorun bizzat sana elveda demesine zemin hazırlarsın.