Kerim Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Evde ansızın kesilen suyun ardından gelen o derin sessizlik vardır ya, işte o an kalbim her defasında biraz hızlı çarpar. Pompa mı gitti, şalter mi attı yoksa vanayı mı açık unuttuk derken gözüm hemen o emektar makineye kayar. Yıllarca gazete sayfalarında insan haberleri kovaladıktan sonra anladım ki makinelerin de tıpkı insanlar gibi kendilerine has bir dili, bir feryat etme şekli var. Suyun basıncı bir anda yarı yarıya düşüyorsa ve musluktan kesik kesik bir akış geliyorsa, o emektar cihaz size ilk uyarısını veriyordur zaten. Anlarsınız yani, bir şeylerin ters gittiğini hissetmek hiç de zor değil...
Motorun o kendine has gürültülü ama ritmik tıkırtısı bir anda ritmini kaybedip sanki içinde bilyeler eziliyormuş gibi çığlığa dönüşüyorsa, orada durup bir düşünmek lazım. Geçen gün komşunun bodrumundan gelen o garip mekanik sürtünme sesini duyunca "Tamam," dedim, "bu pompa son demlerini oynuyor." Bir cihaz durduk yere metalin metale sürtünme sesini çıkarmaz, çıkaramaz. Rulmanlar aşınmıştır, çarklara bir şey kaçmıştır ya da cihaz tamamen susuz kalıp kendini yemeye başlamıştır... Bazen sadece dinlemek yeter, başka hiçbir teknik bilgiye ihtiyacınız kalmaz.
Elektrik faturasını elinize aldığınızda gördüğünüz o mantıksız rakam artışı, aslında mutfaktaki musluktan daha çok şey anlatır size. Su pompası arızalanmaya başladığında, durması gereken yerde durmaz, sürekli çalışarak adeta kendini yıpratır ve elektriği sömürür. Sayacın fırfır döndüğünü görünce insanın içi cız ediyor tabii. Basınç şalteri bozulmuştur, sistemde bir sızıntı vardır ve cihaz aralıksız bir şekilde su basmaya çalışıyordur. Ya da tam tersi; tesisat soğuktur ama pompanın gövdesine dokunduğunuzda elinizi yakacak kadar ısınmıştır...
Musluğu açtığınız an borulardan gelen o patlama benzeri hava sesleri, sistemin bir yerlerden nefes aldığının açık bir kanıtıdır. Suyla birlikte çamurlu, paslı ya da kabarcıklı bir sıvı akıyorsa tesisatınıza, pompanın sızdırmazlık elemanları çoktan teslim olmuş demektir. Bir makine neden temiz suyu kirletsin ki? Parçaları ömrünü tamamlamıştır da ondan. Bazen bir bakarsınız musluktan önce bir tıslama gelir, ardından su sıçrayarak akar ve işte o an anlarsınız ki pompa artık suyu basmıyor, adeta havayı dövüyor...
Gözünüzün önünde duran o ufak su sızıntılarını sakın ha "canım ne olacak, altı üstü birkaç damla" deyip geçiştirmeyin. Pompa gövdesinden, bağlantı noktalarından sızan her damla, yakın zamanda yaşanacak büyük bir felaketin sessiz habercisidir. Zamanında müdahale edilmeyen o minik ıslaklık, yarın bir gün motorun tamamen yanmasına, evinizi su basmasına yol açabilir. Tecrübeyle sabit; küçük sızıntıları küçümseyenler, günün sonunda her zaman yeni bir pompa almak zorunda kalırlar.
Sistemin kalbi sayılan basınç göstergesindeki o kırmızı ibre sabit durmak yerine sürekli bir aşağı bir yukarı oynuyorsa, arızayı uzakta aramaya gerek yok. İbre çıldırmış gibi hareket ediyorsa membranlı tank patlamıştır ya da havalandırıcı işlevini yitirmiştir. Düzenli bir basınç sağlayamayan bir pompa, yakın zamanda tamamen durmaya mahkûmdur. Kendi haline bıraktığınızda kendi kendini imha eden bu sistemlere vakit kaybetmeden bir uzmanın elinin değmesi şart...
Motorun o kendine has gürültülü ama ritmik tıkırtısı bir anda ritmini kaybedip sanki içinde bilyeler eziliyormuş gibi çığlığa dönüşüyorsa, orada durup bir düşünmek lazım. Geçen gün komşunun bodrumundan gelen o garip mekanik sürtünme sesini duyunca "Tamam," dedim, "bu pompa son demlerini oynuyor." Bir cihaz durduk yere metalin metale sürtünme sesini çıkarmaz, çıkaramaz. Rulmanlar aşınmıştır, çarklara bir şey kaçmıştır ya da cihaz tamamen susuz kalıp kendini yemeye başlamıştır... Bazen sadece dinlemek yeter, başka hiçbir teknik bilgiye ihtiyacınız kalmaz.
Elektrik faturasını elinize aldığınızda gördüğünüz o mantıksız rakam artışı, aslında mutfaktaki musluktan daha çok şey anlatır size. Su pompası arızalanmaya başladığında, durması gereken yerde durmaz, sürekli çalışarak adeta kendini yıpratır ve elektriği sömürür. Sayacın fırfır döndüğünü görünce insanın içi cız ediyor tabii. Basınç şalteri bozulmuştur, sistemde bir sızıntı vardır ve cihaz aralıksız bir şekilde su basmaya çalışıyordur. Ya da tam tersi; tesisat soğuktur ama pompanın gövdesine dokunduğunuzda elinizi yakacak kadar ısınmıştır...
Musluğu açtığınız an borulardan gelen o patlama benzeri hava sesleri, sistemin bir yerlerden nefes aldığının açık bir kanıtıdır. Suyla birlikte çamurlu, paslı ya da kabarcıklı bir sıvı akıyorsa tesisatınıza, pompanın sızdırmazlık elemanları çoktan teslim olmuş demektir. Bir makine neden temiz suyu kirletsin ki? Parçaları ömrünü tamamlamıştır da ondan. Bazen bir bakarsınız musluktan önce bir tıslama gelir, ardından su sıçrayarak akar ve işte o an anlarsınız ki pompa artık suyu basmıyor, adeta havayı dövüyor...
Gözünüzün önünde duran o ufak su sızıntılarını sakın ha "canım ne olacak, altı üstü birkaç damla" deyip geçiştirmeyin. Pompa gövdesinden, bağlantı noktalarından sızan her damla, yakın zamanda yaşanacak büyük bir felaketin sessiz habercisidir. Zamanında müdahale edilmeyen o minik ıslaklık, yarın bir gün motorun tamamen yanmasına, evinizi su basmasına yol açabilir. Tecrübeyle sabit; küçük sızıntıları küçümseyenler, günün sonunda her zaman yeni bir pompa almak zorunda kalırlar.
Sistemin kalbi sayılan basınç göstergesindeki o kırmızı ibre sabit durmak yerine sürekli bir aşağı bir yukarı oynuyorsa, arızayı uzakta aramaya gerek yok. İbre çıldırmış gibi hareket ediyorsa membranlı tank patlamıştır ya da havalandırıcı işlevini yitirmiştir. Düzenli bir basınç sağlayamayan bir pompa, yakın zamanda tamamen durmaya mahkûmdur. Kendi haline bıraktığınızda kendi kendini imha eden bu sistemlere vakit kaybetmeden bir uzmanın elinin değmesi şart...