Kerem Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Direksiyonun sol alt köşesindeki o küçük krom detaylı buton bazen park halindeyken size binbir türlü zahmet çıkarır, değil mi?
Elektronik park freni modülü, özellikle nem alan soket bağlantıları yüzünden bir sabah aracı çalıştırmak istediğinizde sizi o dik yokuşta çaresiz bırakabilir; yani kısacası mekanik tel devri bitti ama elektronik voltaj dalgalanmaları başımıza bela oldu.
Ön konsoldaki o can sıkıcı lamba yanıp sönüyorsa, balataların kampanaya ya da diske tam basmama ihtimalini göz ardı etmeyin çünkü arka tekerlek üzerindeki minik elektrik motorları zamanla dişli sıyırabiliyor.
Peki bu arıza kodları neden hep en zamansız anlarda hafızaya kazınır, hiç düşündünüz mü?
Beyin kartına giden akımın zayıflaması, akünün ömrünü tamamlamaya başladığının en net işaretidir aslında; bazen sadece zayıf bir akü voltajı bile el freni ünitesinin kendini kilitlemesine yeter de artar bile.
Aracınızı her yıkattığınızda veya o derin su birikintilerinden geçtiğinizde, alt muhafazanın içindeki kablo demetleri suyla temas eder ve korozyon başlar...
Soketleri söküp balata spreyiyle temizlemek geçici bir ferahlama sağlasa da, yazılım güncellemesi yapılmadığı sürece o ikaz lambası birkaç hafta içinde yeniden yüzünü gösterir.
Servis rampasında aracı kaldırdığınızda göreceksiniz ki, tel gerginliğini ayarlayan o plastik dişliler tozdan ve çamurdan kilitlenmiş durumda; işte bu yüzden periyodik bakımda sadece yağa değil, bu gizli mekanizmalara da mutlaka bakılması gerekiyor.
El freni düğmesine bastığınızda o karakteristik vızıltı sesi gelmiyorse, sigorta kutusundaki ilgili rölenin bacakları yanmış olabilir veya motor kömürleri artık miadını doldurmuştur.
Yokuş kalkış desteğiyle birlikte çalışan bu sistem, sensörlerden yanlış veri aldığında aracı bırakmakta tereddüt eder; balataların hafifçe diske sürterek ısınması da zaten bu sensör uyumsuzluğunun en somut kanıtıdır.
Belki de en iyisi, aracı her park ettiğinizde önce boşa alıp yükü fren pedalına vermek, ardından elektronik düğmeyi çekmektir...
Kendi tecrübelerim bana gösterdi ki, bu alman mühendisliği ne kadar kusursuz görünürse görünsün, düzenli bir el freni kalibrasyonu yapılmadığı sürece sürücüsüne her zaman küçük sürprizler hazırlayabilir.
Elektronik park freni modülü, özellikle nem alan soket bağlantıları yüzünden bir sabah aracı çalıştırmak istediğinizde sizi o dik yokuşta çaresiz bırakabilir; yani kısacası mekanik tel devri bitti ama elektronik voltaj dalgalanmaları başımıza bela oldu.
Ön konsoldaki o can sıkıcı lamba yanıp sönüyorsa, balataların kampanaya ya da diske tam basmama ihtimalini göz ardı etmeyin çünkü arka tekerlek üzerindeki minik elektrik motorları zamanla dişli sıyırabiliyor.
Peki bu arıza kodları neden hep en zamansız anlarda hafızaya kazınır, hiç düşündünüz mü?
Beyin kartına giden akımın zayıflaması, akünün ömrünü tamamlamaya başladığının en net işaretidir aslında; bazen sadece zayıf bir akü voltajı bile el freni ünitesinin kendini kilitlemesine yeter de artar bile.
Aracınızı her yıkattığınızda veya o derin su birikintilerinden geçtiğinizde, alt muhafazanın içindeki kablo demetleri suyla temas eder ve korozyon başlar...
Soketleri söküp balata spreyiyle temizlemek geçici bir ferahlama sağlasa da, yazılım güncellemesi yapılmadığı sürece o ikaz lambası birkaç hafta içinde yeniden yüzünü gösterir.
Servis rampasında aracı kaldırdığınızda göreceksiniz ki, tel gerginliğini ayarlayan o plastik dişliler tozdan ve çamurdan kilitlenmiş durumda; işte bu yüzden periyodik bakımda sadece yağa değil, bu gizli mekanizmalara da mutlaka bakılması gerekiyor.
El freni düğmesine bastığınızda o karakteristik vızıltı sesi gelmiyorse, sigorta kutusundaki ilgili rölenin bacakları yanmış olabilir veya motor kömürleri artık miadını doldurmuştur.
Yokuş kalkış desteğiyle birlikte çalışan bu sistem, sensörlerden yanlış veri aldığında aracı bırakmakta tereddüt eder; balataların hafifçe diske sürterek ısınması da zaten bu sensör uyumsuzluğunun en somut kanıtıdır.
Belki de en iyisi, aracı her park ettiğinizde önce boşa alıp yükü fren pedalına vermek, ardından elektronik düğmeyi çekmektir...
Kendi tecrübelerim bana gösterdi ki, bu alman mühendisliği ne kadar kusursuz görünürse görünsün, düzenli bir el freni kalibrasyonu yapılmadığı sürece sürücüsüne her zaman küçük sürprizler hazırlayabilir.