Mehmet Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Göstergede o can sıkıcı turuncu ikaz lambası belirdiğinde, pek çok Skoda sahibinin içini hafif bir sıkıntı kaplar. Hele ki ekranda "AdBlue sistemini kontrol edin" uyarısıyla birlikte geriye doğru sayan bir kilometre sayacı göründüyse, durum biraz can sıkıcı bir hal almış demektir. Superb, Octavia ya da Kodiaq fark etmez; modern dizel motorların çevre dostu olma iddiası, bazen kullanıcıya böyle küçük sürprizler hazırlayabiliyor. Aslında sistemin temel amacı, egzozdan çıkan zararlı azot oksit gazlarını zararsız azot ve su buharına dönüştürmek, yani tamamen çevreyi korumak. Gelgelelim, Türkiye'deki yol şartları, ani sıcaklık değişimleri ve bazen de kalitesiz sıvı kullanımı bu hassas mekanizmayı kelimenin tam anlamıyla felç edebiliyor. Deponun altındaki o küçük ısıtıcı bozulur, sensörün kafası karışır ve bir bakmışsınız araba size rest çekmiş...
Sürüş esnasında aracın çekişten düştüğünü ya da yakıt tüketiminin mantıksız şekilde arttığını fark ettiyseniz, sistem alarm veriyor demektir. Çoğu zaman sürücüler sıvıyı tamamlayınca her şeyin düzeleceğini sanır, oysa mesele sadece bir dolum probleminden ibaret olmayabilir. Pompa basıncının düşmesi veya enjektörün ucunda meydana gelen kristalleşme, sıvının egzoz gazına doğru düzgün püskürtülmesini engeller. Bu kristalleşme illeti o kadar sinsidir ki, kış aylarında donan ya da yazın aşırı sıcakta özelliğini yitiren sıvı yüzünden boruların içi adeta kireç tutmuş gibi tıkanır. Haliyle motor beyni de emisyon değerlerinin tutmadığını görünce hemen koruma moduna geçer. Gitgide azalan o menzil sayacı bittiğinde ise motoru bir daha çalıştırmanız mümkün olmayabilir, yani çekici çağırmaktan başka çare kalmaz.
Peki, bu dertten tamamen kurtulmak ya da en azından masrafı minimumda tutmak için ne yapmak gerekiyor? Piyasada ucuza satılan, markası belirsiz AdBlue sıvılarına kesinlikle tamah etmeyin, çünkü bu sistemlerin şakası yok. ISO 22241 standardına uygun, güvendiğiniz akaryakıt istasyonlarından veya orijinal ambalajlı ürünlerden şaşmamak en mantıklı koruma yöntemidir. Depoyu ağzına kadar, taşacak şekilde doldurmak da yapılan en büyük hatalardan biridir; mutlaka bir parça genleşme payı bırakmak gerekir. Eğer arıza ışığı yandıysa ve geçici bir elektronik azizlik olduğunu düşünüyorsanız, aracı stop edip biraz bekledikten sonra çalıştırmayı deneyebilirsiniz. Bazen sistem kendi kendini kalibre eder ve hata silinir ama bu durum kalıcı bir çözüm sunmaz, sadece size en yakın servise kadar zaman kazandırır...
Sanayide ya da yetkili servislerde bu arıza için sunulan çözümler genelde ikiye ayrılır ve burada bütçeniz ile sürüş mantığınız devreye girer. Servisler genellikle parça değişimine gider ki, pompa veya depo değişimi günümüz döviz kuruyla dudak uçuklatan maliyetlere ulaşabiliyor. Diğer tarafta ise yazılımsal olarak bu sistemi tamamen devre dışı bırakmayı öneren ustalar göreceksiniz. Evet, AdBlue iptali kulağa ekonomik ve kesin bir çözüm gibi gelebilir, egzoz muayenesinden geçme stresi veya motorun gelecekteki yazılım güncellemelerinde yaşayabileceği sorunlar... Karar verirken uzun vadeli düşünmek, aracın orijinalliğini bozmadan önce kronikleşen arızanın tam olarak hangi sensörden kaynaklandığını bilgisayarlı arıza tespitiyle netleştirmek en doğrusudur.
Sürüş esnasında aracın çekişten düştüğünü ya da yakıt tüketiminin mantıksız şekilde arttığını fark ettiyseniz, sistem alarm veriyor demektir. Çoğu zaman sürücüler sıvıyı tamamlayınca her şeyin düzeleceğini sanır, oysa mesele sadece bir dolum probleminden ibaret olmayabilir. Pompa basıncının düşmesi veya enjektörün ucunda meydana gelen kristalleşme, sıvının egzoz gazına doğru düzgün püskürtülmesini engeller. Bu kristalleşme illeti o kadar sinsidir ki, kış aylarında donan ya da yazın aşırı sıcakta özelliğini yitiren sıvı yüzünden boruların içi adeta kireç tutmuş gibi tıkanır. Haliyle motor beyni de emisyon değerlerinin tutmadığını görünce hemen koruma moduna geçer. Gitgide azalan o menzil sayacı bittiğinde ise motoru bir daha çalıştırmanız mümkün olmayabilir, yani çekici çağırmaktan başka çare kalmaz.
Peki, bu dertten tamamen kurtulmak ya da en azından masrafı minimumda tutmak için ne yapmak gerekiyor? Piyasada ucuza satılan, markası belirsiz AdBlue sıvılarına kesinlikle tamah etmeyin, çünkü bu sistemlerin şakası yok. ISO 22241 standardına uygun, güvendiğiniz akaryakıt istasyonlarından veya orijinal ambalajlı ürünlerden şaşmamak en mantıklı koruma yöntemidir. Depoyu ağzına kadar, taşacak şekilde doldurmak da yapılan en büyük hatalardan biridir; mutlaka bir parça genleşme payı bırakmak gerekir. Eğer arıza ışığı yandıysa ve geçici bir elektronik azizlik olduğunu düşünüyorsanız, aracı stop edip biraz bekledikten sonra çalıştırmayı deneyebilirsiniz. Bazen sistem kendi kendini kalibre eder ve hata silinir ama bu durum kalıcı bir çözüm sunmaz, sadece size en yakın servise kadar zaman kazandırır...
Sanayide ya da yetkili servislerde bu arıza için sunulan çözümler genelde ikiye ayrılır ve burada bütçeniz ile sürüş mantığınız devreye girer. Servisler genellikle parça değişimine gider ki, pompa veya depo değişimi günümüz döviz kuruyla dudak uçuklatan maliyetlere ulaşabiliyor. Diğer tarafta ise yazılımsal olarak bu sistemi tamamen devre dışı bırakmayı öneren ustalar göreceksiniz. Evet, AdBlue iptali kulağa ekonomik ve kesin bir çözüm gibi gelebilir, egzoz muayenesinden geçme stresi veya motorun gelecekteki yazılım güncellemelerinde yaşayabileceği sorunlar... Karar verirken uzun vadeli düşünmek, aracın orijinalliğini bozmadan önce kronikleşen arızanın tam olarak hangi sensörden kaynaklandığını bilgisayarlı arıza tespitiyle netleştirmek en doğrusudur.