Yusuf Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Sıcak yaz günlerinde o deri kaplı koltuğa oturup kontağı çevirdiğinde başına gelebilecek en sinir bozucu şeylerden biri, arkadan gelen o sebepsiz yanma hissidir sanki biri körükle ateşliyormuş gibi...
Aslında ortada çalışan bir sistem olmamasına rağmen termostatın o kavurucu güneşte kafayı yemiş gibi sinyal göndermesi, insanın tepsiden çıkmış patates gibi hissetmesine yeter de artar bile.
Hani bazen garip bir şekilde arabanın içi fırına döner ya, işte o anlarda elektronik beyinle rezistanslar arasındaki iletişimsizlik tam bir Arap saçına döner...
Bunu önlemek için ne yapacaksın peki, camları açıp rüzgarı içeri doldurmak mı yoksa o lanet düğmeyi sökmek mi?
Aslında devreler aşırı sıcağın altında genleştiği için akımı yanlış okuyorlar yani ortada mekanik bir büyü falan yok tamamen fizik kuralı.
Yaz aylarında o kör edici güneşin altında saatlerce kalan zavallı otomobilin kabini elli dereceleri bulduğunda, hassas sensörler adeta ne yapacağını şaşırıp sistemi yanlışlıkla devreye sokuyorlar.
Kendi kendine çalışan bir koltukla seyahat etmek ne demektir bilir misin, insanı çıldırtan cinsten bir masaj gibi sanki...
Sistem içerisindeki entegrelerin o yüksek sıcaklığa karşı direnci kırılıyor ve bir bakmışsın ki sırtın sırılsıklam olmuş bile.
Bunu çözmek için servise koştugunda sana binbir tane karmaşık terim anlatacaklar ama işin aslı sadece ufak bir direnç hatasından ibaret...
Güneşlik kullanmak belki biraz işe yarar ama o metalik yansımalar bazen deriyi daha da çok tahrip ediyor, keşke koltuklara da birer şemsiye açabilsek değil mi?
Elektronik aksamın bu kadar nazlı olması gerçekten insanı düşündürüyor, eskiden arabalar taş gibiydi dememek için kendini zor tutuyorsun.
Yaz sıcağında koltukların deli gibi ısıtma yapması tamamen akım kaçağıyla ilgili bir durumdur yani kablolar o sıcakta yumuşayıp birbirine temas ediyor olabilir.
Kontrol ünitesini değiştirip kurtulacağını sanıyorsun ama asıl mesele yalıtımda bitiyor bunu kimse sana baştan söylemez çünkü parayı ordan kazanıyorlar.
Derin bir nefes alıp direksiyona sarıldığında tek istediğin serinlemekken o koltuğun seni haşlaması var ya, işte insanı hayattan soğutan detay tam olarak budur.
Aslında ortada çalışan bir sistem olmamasına rağmen termostatın o kavurucu güneşte kafayı yemiş gibi sinyal göndermesi, insanın tepsiden çıkmış patates gibi hissetmesine yeter de artar bile.
Hani bazen garip bir şekilde arabanın içi fırına döner ya, işte o anlarda elektronik beyinle rezistanslar arasındaki iletişimsizlik tam bir Arap saçına döner...
Bunu önlemek için ne yapacaksın peki, camları açıp rüzgarı içeri doldurmak mı yoksa o lanet düğmeyi sökmek mi?
Aslında devreler aşırı sıcağın altında genleştiği için akımı yanlış okuyorlar yani ortada mekanik bir büyü falan yok tamamen fizik kuralı.
Yaz aylarında o kör edici güneşin altında saatlerce kalan zavallı otomobilin kabini elli dereceleri bulduğunda, hassas sensörler adeta ne yapacağını şaşırıp sistemi yanlışlıkla devreye sokuyorlar.
Kendi kendine çalışan bir koltukla seyahat etmek ne demektir bilir misin, insanı çıldırtan cinsten bir masaj gibi sanki...
Sistem içerisindeki entegrelerin o yüksek sıcaklığa karşı direnci kırılıyor ve bir bakmışsın ki sırtın sırılsıklam olmuş bile.
Bunu çözmek için servise koştugunda sana binbir tane karmaşık terim anlatacaklar ama işin aslı sadece ufak bir direnç hatasından ibaret...
Güneşlik kullanmak belki biraz işe yarar ama o metalik yansımalar bazen deriyi daha da çok tahrip ediyor, keşke koltuklara da birer şemsiye açabilsek değil mi?
Elektronik aksamın bu kadar nazlı olması gerçekten insanı düşündürüyor, eskiden arabalar taş gibiydi dememek için kendini zor tutuyorsun.
Yaz sıcağında koltukların deli gibi ısıtma yapması tamamen akım kaçağıyla ilgili bir durumdur yani kablolar o sıcakta yumuşayıp birbirine temas ediyor olabilir.
Kontrol ünitesini değiştirip kurtulacağını sanıyorsun ama asıl mesele yalıtımda bitiyor bunu kimse sana baştan söylemez çünkü parayı ordan kazanıyorlar.
Derin bir nefes alıp direksiyona sarıldığında tek istediğin serinlemekken o koltuğun seni haşlaması var ya, işte insanı hayattan soğutan detay tam olarak budur.