Ahmet Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Motor kaputunun altından gelen o ince, ritmik ıslık sesini duyduğunuz an durup bir düşünmeniz gerekir. Krank milinden aldığı dairesel hareketi alternatöre iletmekle görevli olan o incecik kauçuk şerit, yani şarj dinamosu kayışı, gevşediğinde veya aşındığında sürtünme katsayısını kaybeder. Sürtünme kaybı demek, doğrudan elektrik üretiminin sekteye uğraması demektir. Kasnakların üzerindeki o küçük yivlerin arasına dolan toz ve yağ artıkları zamanla malzemeyi sertleştirir. Sertleşen malzeme ise esnekliğini yitirip çatlamaya başlar... İşte o an kulak kabartmak şart.
Akü lambasının gösterge panelinde aniden kırmızı kırmızı yanması boşuna değildir; sistem size açıkça akımın düştüğünü söyler. Alternatör, motor çalışırken elektrik sistemini besleyemez hale geldiğinde araç doğrudan akünün üzerindeki sınırlı rezervi tüketmeye başlar. Voltaj 12 voltun altına inmeye başladığı an enjektörler, ateşleme bobinleri ve hatta elektronik kontrol ünitesi (ECU) kararsızlaşır. Neden derseniz, modern araçların beyni dalgalı akımı hiç sevmez. Yolda giderken farların aniden sönükleşmesi, göstergelerin delirmesi hep bu yüzdendir.
Kopma noktasına gelen bir kayış, motor bloğu içinde adeta bir saatli bomba gibi döner durur. V kayışı da denilen bu parça sadece şarj dinamosunu değil, çoğunlukla devirdaim pompasını ve hidrolik direksiyon pompasını da aynı hat üzerinden çevirir. Bir sabah yola çıktığınızda direksiyonun bir anda kaskatı kesildiğini hayal edin. Ya da motorun soğutma sıvısını döndüren pompanın durduğunu ve hararet göstergesinin hızla kırmızı bölgeye tırmandığını... Tedbirsizlik, silindir kapak contasının yanmasına kadar uzanan çok masraflı bir zincirleme reaksiyonu tetikler.
Gözle kontrol yapmak aslında sandığınızdan çok daha kolaydır, yeter ki motor soğukken kaputu açıp bakmayı akıl edin. Kayışın üzerindeki kılcal çatlakları, kenarlarından sarkan iplikleri veya yüzeyindeki o anormal parlaklığı fark etmek uzmanlık gerektirmez. Parmağınızla bastırdığınızda kayışın ortalama bir santimetreden fazla esnememesi gerekir. Eğer daha fazla esniyorsa, gergi rulmanı ömrünü tamamlamış veya vidaları gevşemiş demektir. Gevşek bir sistem, mil yataklarına da gereksiz yük bindirir.
Değişim periyodu genellikle altmış bin ila seksen bin kilometre arasında değişir ama siz yine de kilometre saatine çok güvenmeyin. Zaman faktörü, kauçuk malzemenin en büyük düşmanıdır ve beş yılı geçmiş bir kayış, araç kapıda yatmış olsa bile özelliğini kaybeder. Yenisini takarken sadece kayışı değiştirmek yetmez, gergi bilyasını da mutlaka set olarak yenilemek lazım. Aksi takdirde, eskiyen rulmanın yaratacağı salınım, yeni taktığınız orijinal parçayı da birkaç bin kilometre içinde un ufak eder...
Aracınızdan gelen sesleri dinlemek, size sanayide geçireceğiniz uzun saatleri ve binlerce liralık masrafı tasarruf ettirir. Sabah ilk çalıştırmada, özellikle soğuk havalarda gelen o tiz "ciyaklama" sesi net bir uyarıdır. Malzeme soğukken büzüşür, ısındıkça genleşir ve ses kesilir; sürücüler de genellikle bu duruma aldanıp arızayı erteler. Ertelemeyin. Bagajda yedek bir kayış bulundurmak eski toprak şoförlerin alışkanlığıdır ama modern motorlarda o kayışı yol kenarında tek başına değiştirmek pek mümkün değildir.
Akü lambasının gösterge panelinde aniden kırmızı kırmızı yanması boşuna değildir; sistem size açıkça akımın düştüğünü söyler. Alternatör, motor çalışırken elektrik sistemini besleyemez hale geldiğinde araç doğrudan akünün üzerindeki sınırlı rezervi tüketmeye başlar. Voltaj 12 voltun altına inmeye başladığı an enjektörler, ateşleme bobinleri ve hatta elektronik kontrol ünitesi (ECU) kararsızlaşır. Neden derseniz, modern araçların beyni dalgalı akımı hiç sevmez. Yolda giderken farların aniden sönükleşmesi, göstergelerin delirmesi hep bu yüzdendir.
Kopma noktasına gelen bir kayış, motor bloğu içinde adeta bir saatli bomba gibi döner durur. V kayışı da denilen bu parça sadece şarj dinamosunu değil, çoğunlukla devirdaim pompasını ve hidrolik direksiyon pompasını da aynı hat üzerinden çevirir. Bir sabah yola çıktığınızda direksiyonun bir anda kaskatı kesildiğini hayal edin. Ya da motorun soğutma sıvısını döndüren pompanın durduğunu ve hararet göstergesinin hızla kırmızı bölgeye tırmandığını... Tedbirsizlik, silindir kapak contasının yanmasına kadar uzanan çok masraflı bir zincirleme reaksiyonu tetikler.
Gözle kontrol yapmak aslında sandığınızdan çok daha kolaydır, yeter ki motor soğukken kaputu açıp bakmayı akıl edin. Kayışın üzerindeki kılcal çatlakları, kenarlarından sarkan iplikleri veya yüzeyindeki o anormal parlaklığı fark etmek uzmanlık gerektirmez. Parmağınızla bastırdığınızda kayışın ortalama bir santimetreden fazla esnememesi gerekir. Eğer daha fazla esniyorsa, gergi rulmanı ömrünü tamamlamış veya vidaları gevşemiş demektir. Gevşek bir sistem, mil yataklarına da gereksiz yük bindirir.
Değişim periyodu genellikle altmış bin ila seksen bin kilometre arasında değişir ama siz yine de kilometre saatine çok güvenmeyin. Zaman faktörü, kauçuk malzemenin en büyük düşmanıdır ve beş yılı geçmiş bir kayış, araç kapıda yatmış olsa bile özelliğini kaybeder. Yenisini takarken sadece kayışı değiştirmek yetmez, gergi bilyasını da mutlaka set olarak yenilemek lazım. Aksi takdirde, eskiyen rulmanın yaratacağı salınım, yeni taktığınız orijinal parçayı da birkaç bin kilometre içinde un ufak eder...
Aracınızdan gelen sesleri dinlemek, size sanayide geçireceğiniz uzun saatleri ve binlerce liralık masrafı tasarruf ettirir. Sabah ilk çalıştırmada, özellikle soğuk havalarda gelen o tiz "ciyaklama" sesi net bir uyarıdır. Malzeme soğukken büzüşür, ısındıkça genleşir ve ses kesilir; sürücüler de genellikle bu duruma aldanıp arızayı erteler. Ertelemeyin. Bagajda yedek bir kayış bulundurmak eski toprak şoförlerin alışkanlığıdır ama modern motorlarda o kayışı yol kenarında tek başına değiştirmek pek mümkün değildir.