Kemal Usta
Kayıtlı Kullanıcı
O otomobil liftin üzerine kalktığında altından bakılan o döküm blok, aslında kendi içinde bambaşka bir hidrolik ve mekanik ekosistem barındırıyor; o yüzden motordan gelen dairesel torkun akslara aktarımı sırasında iç kısımdaki helis dişlilerin yüzey temaslarında oluşan o metalik sürtünme gürültüsü, çoğunlukla tek bir parçanın aşınmasıyla açıklanamayacak kadar karmaşık bir yağ filmi kaybına işaret eder. Debriyaj pedalına bastığınız an basma rulmanının prizdirek mili üzerindeki eksenel yükü değiştiğinde ses birden kesiliyorsa veya tam tersine boştayken şıkır şıkır çalışan bir bilya sesi şanzıman kovanına yayılıyorsa, sorun büyük olasılıkla iç rulman yataklarının eksenel boşluk yapmasından kaynaklanıyordur. Yağın vizkozitesi yüksek kilometrelerde özelliğini kaybettiğinde, dişli yanaklarındaki o mikro mikro pürüzler doğrudan birbirine çarpmaya başlar... Metalin metale teması işte tam olarak burada başlar. Vites kutusundaki yağlama filminin kopması, tork altındaki planet dişli setlerinde veya senkromeç sarılarında ani sıcaklık artışlarına yol açar; bu durum zamanla yüzeylerde piting dediğimiz küçük çukurlaşmalara ve dolayısıyla o huzursuz edici yüksek frekanslı uğultuya dönüşür. Bir sabah aracı çalıştırıp geri vitese takarken duyduğunuz o sert dişli çakışması sesini sırf debriyaj telinin ayarsızlığına bağlayıp geçmeli mi, yoksa senkromeç manşonunun aşınmış dişlerine mi bakmalı? Şanzıman muhafazasındaki yağ seviyesini çubukla kontrol ettiğinizde parmaklarınızın arasında beliren o hafif gri, simli cüruf kalıntıları zaten mekanizmanın kendi kendini yemeye başladığının en sessiz ama en belirgin kanıtıdır.
Aracınız süratlendikçe artan, gaza bastıkça tizleşen, ayağınızı gazdan çektiğinizde ise kompresyona binen o derin metalik uğultuyu dinlerken diferansiyel ayna mahruti dişlisinin çalışma toleranslarını düşünmek gerekir; zira diş boşluğu sente aralığından çıktığında şanzıman kutusu adeta bir hoparlör gibi bu rezonansı tüm kabine yayar. Senkromeç bileziklerinin pirinç alaşımlı yapısı, vites geçişlerinde mil hızlarını eşitlemek için sürtünmeyi kullanır fakat yanlış vizkozitede bir dişli yağı kullanıldığında bu sarı parçalar aşırı ısınarak formunu kaybeder. Vitesi üçe atarken elinizde hissettiğiniz o sert takılma ve ardından gelen o ince cırtlama sesi... Acaba vites çatalının plastik pabuçları eridiği için mi manşon tam yerine oturmuyor? Bazen de vites kutusunun altındaki boşaltma tapasında biriken mıknatıslı metal çapakları temizlemek, o pahalı revizyon süreçlerinin önüne geçebilecek en ilkel ama en etkili teşhis yöntemidir. İki farklı metal yüzeyin arasında mikron seviyesinde kalması gereken mineral veya sentetik yağ filmi inceldiğinde, yüksek devirde dönen dişliler birbirini törpülemeye başlar; evet, o dişliler bir kez aşındı mı artık sadece yeni yağ koyarak o sesi geriye döndüremezsiniz. Belki de debriyaj çatalının oynak eklem noktasına biraz gres sürmek yeterlidir ya da bilya dağıtan bir prizdirek rulmanını presle söküp yenilemek gerekir, kim bilir.
Vites kolunu tuttuğunuzda avucunuza kadar gelen o mikro titremeler ve şanzıman tünelinden yükselen mekanik şıngırtı, çoğu zaman aktarma organlarındaki aks iç lale boşluklarıyla karışabilen, ancak kendi içinde tamamen fark edilebilir bir ritme sahiptir. Çift kavramalı yarı otomatik şanzımanlarda mekatronik ünitenin vites çatallarına uyguladığı hidrolik basınç ile manuel kutulardaki halatlı mekanizmanın hissi elbette bir değil; ama iş dönen dişlilerin konik rulmanlar üzerinde yarattığı eksenel yüke geldiğinde fiziğin kuralları değişmiyor. Şanzıman karterini söküp alt tabandaki mıknatısa yapışmış o ince çapakları parmağınızla sildiğinizde, yağın renginin yanık kahverengiye döndüğünü görüyorsanız içerdeki sürtünme katsayısı artık tolerans sınırlarını çoktan aşmış demektir. Gaza aniden basıp yükü artırdığınızda metalik tıkırtı artıyor, vitesi boşa aldığınızda ise sadece hafif bir sürtünme sesi kalıyorsa sorun genellikle prizdirek veya grup mili üzerindeki masuralı rulmanlardadır. Hangi viteste olursa olsun belirli bir devir aralığında gelen o kesik kesik sürtme sesi... Sürekli aynı viteste uzun km'ler yapıldığında o dişlinin yüzeyindeki sementasyon kaplaması soyulur ve altındaki yumuşak metal ortaya çıkar. Ustaya gidip şanzımanı indirmeden önce, yağın içine eklenecek kaliteli bir bor esaslı Katkı maddesinin o rezonansı geçici olarak sönümleyip sönümlemeyeceğini tartmak iyi bir fikir olabilir; fakat unutmamak gerekir ki aşınmış bir senkromeç sarısını veya kırık bir dişli memesini kimyasal maddelerle tamir etmek mümkün değildir.
Otomobil durduğu yerde rölantide çalışırken ayağınızı debriyaj pedalına bastığınızda birdenbire kesilen, pedalı bıraktığınızda ise tekrar başlayan o lok lok benzeri rölanti gürültüsü, prizdirek bilyasının iç bileziğinin bilya bilye bilyalanarak bozulduğunun veya şanzıman ana milindeki eksenel gezintinin işaretidir. Çoğu sürücü bu sesi hareketli volan (çift kütleli volan) yaylarının boş boş vurmasına yorar; oysa volanın yarattığı titreşim frekansı ile kovanın içindeki mekanik metal tıkırtısı tamamen farklı tonlarda duyulur. Şanzımanın içindeki yağ seviyesi azaldığında üst kısımdaki Beşinci vites veya altıncı vites dişli setleri yeterince yağlanamaz ve ilk metal sesi tam da buradan, kovanın en üst noktasındaki kuru sürtünmeden patlak verir. Hangi viteste giderseniz gidin, vites kolunu hafifçe ileri doğru ittiğinizde sesin rengi değişiyor mu? Eğer kolu tuttuğunuzda o metalik sürtünme elinizi karıncalandırıyorsa, vites vites çatallarının bronz pabuçları çoktan kovanın içine dökülmüş demektir. Uzun yolda 100-120 km/s hızla giderken arkada bıraktığınız o ince mekanik ıslık sesi... Dişli profilinin helis açısı bozulduğunda yapacağı tek şey, o yüksek frekanslı sesi tünelin içine ve oradan da kabin yalıtımını aşarak kulağınıza fısıldamaktır.
Aracınız süratlendikçe artan, gaza bastıkça tizleşen, ayağınızı gazdan çektiğinizde ise kompresyona binen o derin metalik uğultuyu dinlerken diferansiyel ayna mahruti dişlisinin çalışma toleranslarını düşünmek gerekir; zira diş boşluğu sente aralığından çıktığında şanzıman kutusu adeta bir hoparlör gibi bu rezonansı tüm kabine yayar. Senkromeç bileziklerinin pirinç alaşımlı yapısı, vites geçişlerinde mil hızlarını eşitlemek için sürtünmeyi kullanır fakat yanlış vizkozitede bir dişli yağı kullanıldığında bu sarı parçalar aşırı ısınarak formunu kaybeder. Vitesi üçe atarken elinizde hissettiğiniz o sert takılma ve ardından gelen o ince cırtlama sesi... Acaba vites çatalının plastik pabuçları eridiği için mi manşon tam yerine oturmuyor? Bazen de vites kutusunun altındaki boşaltma tapasında biriken mıknatıslı metal çapakları temizlemek, o pahalı revizyon süreçlerinin önüne geçebilecek en ilkel ama en etkili teşhis yöntemidir. İki farklı metal yüzeyin arasında mikron seviyesinde kalması gereken mineral veya sentetik yağ filmi inceldiğinde, yüksek devirde dönen dişliler birbirini törpülemeye başlar; evet, o dişliler bir kez aşındı mı artık sadece yeni yağ koyarak o sesi geriye döndüremezsiniz. Belki de debriyaj çatalının oynak eklem noktasına biraz gres sürmek yeterlidir ya da bilya dağıtan bir prizdirek rulmanını presle söküp yenilemek gerekir, kim bilir.
Vites kolunu tuttuğunuzda avucunuza kadar gelen o mikro titremeler ve şanzıman tünelinden yükselen mekanik şıngırtı, çoğu zaman aktarma organlarındaki aks iç lale boşluklarıyla karışabilen, ancak kendi içinde tamamen fark edilebilir bir ritme sahiptir. Çift kavramalı yarı otomatik şanzımanlarda mekatronik ünitenin vites çatallarına uyguladığı hidrolik basınç ile manuel kutulardaki halatlı mekanizmanın hissi elbette bir değil; ama iş dönen dişlilerin konik rulmanlar üzerinde yarattığı eksenel yüke geldiğinde fiziğin kuralları değişmiyor. Şanzıman karterini söküp alt tabandaki mıknatısa yapışmış o ince çapakları parmağınızla sildiğinizde, yağın renginin yanık kahverengiye döndüğünü görüyorsanız içerdeki sürtünme katsayısı artık tolerans sınırlarını çoktan aşmış demektir. Gaza aniden basıp yükü artırdığınızda metalik tıkırtı artıyor, vitesi boşa aldığınızda ise sadece hafif bir sürtünme sesi kalıyorsa sorun genellikle prizdirek veya grup mili üzerindeki masuralı rulmanlardadır. Hangi viteste olursa olsun belirli bir devir aralığında gelen o kesik kesik sürtme sesi... Sürekli aynı viteste uzun km'ler yapıldığında o dişlinin yüzeyindeki sementasyon kaplaması soyulur ve altındaki yumuşak metal ortaya çıkar. Ustaya gidip şanzımanı indirmeden önce, yağın içine eklenecek kaliteli bir bor esaslı Katkı maddesinin o rezonansı geçici olarak sönümleyip sönümlemeyeceğini tartmak iyi bir fikir olabilir; fakat unutmamak gerekir ki aşınmış bir senkromeç sarısını veya kırık bir dişli memesini kimyasal maddelerle tamir etmek mümkün değildir.
Otomobil durduğu yerde rölantide çalışırken ayağınızı debriyaj pedalına bastığınızda birdenbire kesilen, pedalı bıraktığınızda ise tekrar başlayan o lok lok benzeri rölanti gürültüsü, prizdirek bilyasının iç bileziğinin bilya bilye bilyalanarak bozulduğunun veya şanzıman ana milindeki eksenel gezintinin işaretidir. Çoğu sürücü bu sesi hareketli volan (çift kütleli volan) yaylarının boş boş vurmasına yorar; oysa volanın yarattığı titreşim frekansı ile kovanın içindeki mekanik metal tıkırtısı tamamen farklı tonlarda duyulur. Şanzımanın içindeki yağ seviyesi azaldığında üst kısımdaki Beşinci vites veya altıncı vites dişli setleri yeterince yağlanamaz ve ilk metal sesi tam da buradan, kovanın en üst noktasındaki kuru sürtünmeden patlak verir. Hangi viteste giderseniz gidin, vites kolunu hafifçe ileri doğru ittiğinizde sesin rengi değişiyor mu? Eğer kolu tuttuğunuzda o metalik sürtünme elinizi karıncalandırıyorsa, vites vites çatallarının bronz pabuçları çoktan kovanın içine dökülmüş demektir. Uzun yolda 100-120 km/s hızla giderken arkada bıraktığınız o ince mekanik ıslık sesi... Dişli profilinin helis açısı bozulduğunda yapacağı tek şey, o yüksek frekanslı sesi tünelin içine ve oradan da kabin yalıtımını aşarak kulağınıza fısıldamaktır.