Hakan Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Kasislerden geçerken, arnavut kaldırımı yollarda ilerlerken ya da o düşük hızlardaki vites geçişlerinde alt taraftan gelen o garip mekanik sesleri çoğumuz duyduk. Çıngırak gibi, iki metal parçasının birbirine çarpması gibi bir tıkırtı yükselir ve insan ister istemez direksiyon başında şöyle bir tedirgin olur. Aslında bu durum, çift kavramalı şanzıman yapısının tamamen kendi doğasından ve çalışma prensibinden kaynaklanan mekanik bir süreçtir.
Bütün o şüpheleri, kulaktan dolma panik söylemlerini bir kenara bırakıp işin mutfağına, yani şanzımanın içine bakmak lazım. Kuru kavrama dediğimiz bu sistemlerde vites değişimleri inanılmaz hızlı gerçekleştiği için mekanik parçalar sürekli bir sonraki dişliyi hazırda tutar. Hazırda bekleyen o dişliler ve çatallar bozuk yollarda sarsıldıkça hafifçe birbirine çarpar... İşte duyduğumuz o şıngırtının asıl sebebi tam olarak bu boşluklardır.
Sesi ilk kez duyan sürücülerin yetkili servise koşması, ustaların kapısını çalması son derece doğal bir reflex. Sürüş konforunu bir miktar düşürse de bu seslerin çok büyük bir kısmı sistemin karakteristik yapısından ibarettir ve tek başına ciddi bir arıza göstergesi kabul edilmez. Ancak sesin boyutu zamanla değişiyor mu, yoksa hep aynı seviyede mi kalıyor, buna dikkat etmek gerekir.
Peki bu ses ne zaman masum bir çalışma sesi olmaktan çıkıp gerçek bir sorun haline gelir? Eğer tıkırtılara vites geçişlerinde belirgin bir vuruntu, araçta silkeleme ya da devir saatinde anormallikler eşlik ediyorsa... Orada durup bir düşünmek lazım. Çünkü mekanik boşluk sesleri başka şeydir, kavramanın ömrünü tamamlaması ya da mekatronik ünitenin basınç kaçırması bambaşka bir durumdur.
Sürüş alışkanlıklarımızı biraz değiştirmek, sıkışık trafikte şanzımanın aşırı ısınmasını önlemek ve aracı gereksiz yormamak bu sistemlerin ömrünü ciddi anlamda uzatacaktır. Yoğun trafikte dur-kalk yaparken şanzımanı manuel moda almak veya kalkışlarda biraz daha kararlı gaz basmak mekanik aksamın üzerindeki stresi azaltır. Sonuçta elimizin altındaki teknoloji son derece hassas ve doğru kullanıldığında bir o kadar keyifli.
Bütün o şüpheleri, kulaktan dolma panik söylemlerini bir kenara bırakıp işin mutfağına, yani şanzımanın içine bakmak lazım. Kuru kavrama dediğimiz bu sistemlerde vites değişimleri inanılmaz hızlı gerçekleştiği için mekanik parçalar sürekli bir sonraki dişliyi hazırda tutar. Hazırda bekleyen o dişliler ve çatallar bozuk yollarda sarsıldıkça hafifçe birbirine çarpar... İşte duyduğumuz o şıngırtının asıl sebebi tam olarak bu boşluklardır.
Sesi ilk kez duyan sürücülerin yetkili servise koşması, ustaların kapısını çalması son derece doğal bir reflex. Sürüş konforunu bir miktar düşürse de bu seslerin çok büyük bir kısmı sistemin karakteristik yapısından ibarettir ve tek başına ciddi bir arıza göstergesi kabul edilmez. Ancak sesin boyutu zamanla değişiyor mu, yoksa hep aynı seviyede mi kalıyor, buna dikkat etmek gerekir.
Peki bu ses ne zaman masum bir çalışma sesi olmaktan çıkıp gerçek bir sorun haline gelir? Eğer tıkırtılara vites geçişlerinde belirgin bir vuruntu, araçta silkeleme ya da devir saatinde anormallikler eşlik ediyorsa... Orada durup bir düşünmek lazım. Çünkü mekanik boşluk sesleri başka şeydir, kavramanın ömrünü tamamlaması ya da mekatronik ünitenin basınç kaçırması bambaşka bir durumdur.
Sürüş alışkanlıklarımızı biraz değiştirmek, sıkışık trafikte şanzımanın aşırı ısınmasını önlemek ve aracı gereksiz yormamak bu sistemlerin ömrünü ciddi anlamda uzatacaktır. Yoğun trafikte dur-kalk yaparken şanzımanı manuel moda almak veya kalkışlarda biraz daha kararlı gaz basmak mekanik aksamın üzerindeki stresi azaltır. Sonuçta elimizin altındaki teknoloji son derece hassas ve doğru kullanıldığında bir o kadar keyifli.