Kerem Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Sabahın köründe o marşa basarsın, her şey yolunda görünür ama vitese atıp debriyajdan ayağını çektiğin an gelen o ince, metalik uğultu bütün ruh halini altüst etmeye yeter işte...
Çünkü insan o sesi bir kere duyduktan sonra ruhunun derinliklerinde bir yerlerde bir şeylerin ters gittiğini, paranın elden kayıp gideceğini çok net hisseder...
Biraz hızlandıkça o tiz uğultunun vites kutusundan gelip adeta beyninin içine işlediğini fark edersin ve o an "acaba şanzıman rulmanı dağıldı mı" sorusu bir kabus gibi zihnine çöker.
Kimse durup dururken şanzımanını indirmek istemez, ustaların o karanlık dükkanlarına girmekten herkes çekinir ama mekanik aksam laftan anlamaz, bakımını yapmazsan o bilyeler bir gün mutlaka isyan eder.
Vites geçişlerindeki o kemikli yapı, özellikle sabahları motor soğukken birinci vitese geçmemek için direnen o kol, aslında içerideki çelik bilyelerin çoktan yorulup dağılmaya başladığının en net itirafıdır...
Direksiyona yansıyan o hafif titreme var ya, işte o sadece lastik balansından ibaret değildir, şanzıman içindeki milin yataklama yeteneğini kaybettiğini ve artık boşluk yarattığını haykırır.
Debriyaj pedalına hafifçe dokunduğun an o sesin kesilmesi veya ton değiştirmesi, arızanın tam olarak nerede saklandığını ele verir; bunu anlamak için mühendis olmaya gerek yok, biraz kulak kabartmak yeter.
Zamanında değiştirilmeyen o ufacık bilyeler, gün gelir bütün şanzıman dişlilerini birbirine katar, demir demire sürter ve ortaya çıkan o korkunç masraf insanın cebini olduğu kadar sinir sistemini de yakıp geçer.
Yola devam edeyim, belki idare eder diye düşünmek sadece bir kumardır ve o masadan kazanan olarak kalkanın nerede görülmüştür ki...
Eğer o garip sesleri duyuyorsan, daha fazla kilometre yapmadan güvenilir bir ustaya uğra, arabana yazık etme ve o şanzımanı masaya yatırıp içini açtırmaktan asla korkma.
Çünkü insan o sesi bir kere duyduktan sonra ruhunun derinliklerinde bir yerlerde bir şeylerin ters gittiğini, paranın elden kayıp gideceğini çok net hisseder...
Biraz hızlandıkça o tiz uğultunun vites kutusundan gelip adeta beyninin içine işlediğini fark edersin ve o an "acaba şanzıman rulmanı dağıldı mı" sorusu bir kabus gibi zihnine çöker.
Kimse durup dururken şanzımanını indirmek istemez, ustaların o karanlık dükkanlarına girmekten herkes çekinir ama mekanik aksam laftan anlamaz, bakımını yapmazsan o bilyeler bir gün mutlaka isyan eder.
Vites geçişlerindeki o kemikli yapı, özellikle sabahları motor soğukken birinci vitese geçmemek için direnen o kol, aslında içerideki çelik bilyelerin çoktan yorulup dağılmaya başladığının en net itirafıdır...
Direksiyona yansıyan o hafif titreme var ya, işte o sadece lastik balansından ibaret değildir, şanzıman içindeki milin yataklama yeteneğini kaybettiğini ve artık boşluk yarattığını haykırır.
Debriyaj pedalına hafifçe dokunduğun an o sesin kesilmesi veya ton değiştirmesi, arızanın tam olarak nerede saklandığını ele verir; bunu anlamak için mühendis olmaya gerek yok, biraz kulak kabartmak yeter.
Zamanında değiştirilmeyen o ufacık bilyeler, gün gelir bütün şanzıman dişlilerini birbirine katar, demir demire sürter ve ortaya çıkan o korkunç masraf insanın cebini olduğu kadar sinir sistemini de yakıp geçer.
Yola devam edeyim, belki idare eder diye düşünmek sadece bir kumardır ve o masadan kazanan olarak kalkanın nerede görülmüştür ki...
Eğer o garip sesleri duyuyorsan, daha fazla kilometre yapmadan güvenilir bir ustaya uğra, arabana yazık etme ve o şanzımanı masaya yatırıp içini açtırmaktan asla korkma.