Yusuf Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Direksiyonu çevirdiğinizde o tekerleğin yağ gibi kayıp gitmesini sağlayan şey, aslında küçücük bir demir bilye ve onun etrafını saran o siyah kauçuk parça. Sanayide ustalar genellikle "Aman canım bir lastik parçası işte, ne olacak" deyip geçerler ama işin aslı öyle değil. O küçük körük yırtıldığı an, dışarıdaki bütün toz, çamur, yağmur suyu bilyenin yuvasına dolmaya başlıyor. Bir nevi o hassas mekanizmayı kendi kaderiyle baş başa bırakıyorsunuz... metal metala sürtünmeye başladığı an artık geri dönüşü olmayan bir yola girilmiş demektir.
Sürüş esnasında çukurdan geçerken ya da hafif bir kasiste alt takımdan "tık tık" diye bir ses duymaya başladınız mı hiç? İşte o ses, o küçük körüğün görevini yapmayı bıraktığının ilk ve en net habercisidir. İçerideki özel gres yağı zamanla akar gider, yerini yoldan sıçrayan ince kuma bırakır. Zımpara kâğıdını alın, iki metalin arasına koyup sürekli sürtün; tam olarak tekerleğinizin göbeğinde yaşanan felaket bu.
Peki, bu durum sadece gürültüden mi ibaret sanıyorsunuz? Keşke öyle olsaydı da sadece kulağımızı tırmalayan bir sesle kurtulsaydık. O körük yırtılıp bilye aşındıkça, tekerleğin aksla ve direksiyon kutusuyla olan bağında milimetrik boşluklar oluşmaya başlar. Yüksek hızda giderken direksiyonda hissettiğiniz o hafif titreme, aracın şeritte kendi kendine gezinme isteği... Hepsi o minik kauçuk yırtığının yol açtığı zincirleme reaksiyonun bir parçası.
Rüzgarlı bir günde viraja biraz sert girdiğinizi hayal edin, aracın arkası hafifçe kayacak gibi olur ya, işte ön tarafta da benzer bir güvensizlik peydahlanır. Direksiyon sertleşir, verdiğiniz tepkilere araba hemen cevap vermek istemez, sanki tekerlek kendi kafasına göre takılıyordur. Metal başlık o kadar çok yıpranır ki en sonunda yuvadan tamamen çıkma noktasına gelir. Yolda giderken tekerleğin çıkması veya yan yatması senaryosunu düşünmek bile istemezsiniz sanırım...
Açık konuşayım; sanayiye yolunuz düştüğünde lifte kaldırılan aracın altına mutlaka kendiniz de bakın. Ustaya sadece "Yağını değiştir geç" demek yerine, feneri alıp o siyah lastik körüklere tek tek göz atın derim. Eğer üzerinde ıslaklık, yağ sızıntısı ya da gözle görülür bir çatlak varsa hiç vakit kaybetmeyin. Birkaç yüz liralık bir kauçuk koruyucuyu değiştirmekten kaçınmak, yarın bir gün bütün ön takımı, amortisörleri ve hatta aksı kucağınıza almanıza neden olur.
Bazen bütçeyi zorlamamak için parçayı komple değiştirmek yerine sadece körüğü yenileyip yola devam etmeyi düşünürüz. Fakat yağsız kalıp aşınmış bir rotile yeni körük takmak, içi çürümüş bir eve sadece yeni boya vurmaya benzer. Ses yapmaya başlayan, boşluk yapmış bir parçayı kurtaramazsınız; o an için sadece krizi ertelersiniz. Şaka gelmesin, o tekerlek sizi yolda tutan tek şey...
Sürüş esnasında çukurdan geçerken ya da hafif bir kasiste alt takımdan "tık tık" diye bir ses duymaya başladınız mı hiç? İşte o ses, o küçük körüğün görevini yapmayı bıraktığının ilk ve en net habercisidir. İçerideki özel gres yağı zamanla akar gider, yerini yoldan sıçrayan ince kuma bırakır. Zımpara kâğıdını alın, iki metalin arasına koyup sürekli sürtün; tam olarak tekerleğinizin göbeğinde yaşanan felaket bu.
Peki, bu durum sadece gürültüden mi ibaret sanıyorsunuz? Keşke öyle olsaydı da sadece kulağımızı tırmalayan bir sesle kurtulsaydık. O körük yırtılıp bilye aşındıkça, tekerleğin aksla ve direksiyon kutusuyla olan bağında milimetrik boşluklar oluşmaya başlar. Yüksek hızda giderken direksiyonda hissettiğiniz o hafif titreme, aracın şeritte kendi kendine gezinme isteği... Hepsi o minik kauçuk yırtığının yol açtığı zincirleme reaksiyonun bir parçası.
Rüzgarlı bir günde viraja biraz sert girdiğinizi hayal edin, aracın arkası hafifçe kayacak gibi olur ya, işte ön tarafta da benzer bir güvensizlik peydahlanır. Direksiyon sertleşir, verdiğiniz tepkilere araba hemen cevap vermek istemez, sanki tekerlek kendi kafasına göre takılıyordur. Metal başlık o kadar çok yıpranır ki en sonunda yuvadan tamamen çıkma noktasına gelir. Yolda giderken tekerleğin çıkması veya yan yatması senaryosunu düşünmek bile istemezsiniz sanırım...
Açık konuşayım; sanayiye yolunuz düştüğünde lifte kaldırılan aracın altına mutlaka kendiniz de bakın. Ustaya sadece "Yağını değiştir geç" demek yerine, feneri alıp o siyah lastik körüklere tek tek göz atın derim. Eğer üzerinde ıslaklık, yağ sızıntısı ya da gözle görülür bir çatlak varsa hiç vakit kaybetmeyin. Birkaç yüz liralık bir kauçuk koruyucuyu değiştirmekten kaçınmak, yarın bir gün bütün ön takımı, amortisörleri ve hatta aksı kucağınıza almanıza neden olur.
Bazen bütçeyi zorlamamak için parçayı komple değiştirmek yerine sadece körüğü yenileyip yola devam etmeyi düşünürüz. Fakat yağsız kalıp aşınmış bir rotile yeni körük takmak, içi çürümüş bir eve sadece yeni boya vurmaya benzer. Ses yapmaya başlayan, boşluk yapmış bir parçayı kurtaramazsınız; o an için sadece krizi ertelersiniz. Şaka gelmesin, o tekerlek sizi yolda tutan tek şey...