Osman Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Sabahın köründe marşa basmışım, direksiyon simidi avuç içimi uyuşturuyor; bu lanet frekans kaç Hertz acaba... Modern common-rail dizel enjektörlerin piezoelektrik aktüatörleri milisaniyelik gecikmelerle yakıt püskürtürken, ECU o an silindir başına düşen miktar dengesini tutturamıyorsa, o tork dalgalanması doğrudan şanzıman kulağından kulağıma kadar tınlar. Bak, devir saati ibresi taş gibi duruyor yerinde ama altımdaki sac levha sanki 1.2 litrelik üç silindirli bir motorun torsiyonel titreşim test laboratuvarına dönüşmüş vaziyette... Neden mi oluyor bu?
Hidrolik motor kulaklarının içindeki sönümleme sıvısı yıllar içinde kaçak yapıp takozu demir demire dayadı mı, motorun serbest dalga boyu frekansı doğrudan şasiye biniyor; bunu anlamak için mühendis olmaya gerek yok, kaputu açıp motor bloğunun rölantideki zıplama genliğine bakman yeterli. Volant dişlisindeki çift kütleli yayların ömrü bittiyse, rölanti anındaki tork sarsıntıları şanzıman giriş miline vurur da vurur... Kulak tırmalayan o metalik homurtu aslında yayların son nefesini verişinin sesidir, farkında mısın?
Kış günü sabah soğuğunda silindir kompresyon basınçları henüz metal genleşmesi tamamlanmadığı için kaçırıyorken, lambda sensöründen gelen zengin karışım sinyaliyle beyin yakıtı kesmeye çalışır ama nerede... Yakıt ray basıncı regülatör valfi rölantide anlık salınım yapıyorsa, rail içindeki o 1800 bar basınç dalgalanması enjektör uçlarında kavitasyon yaratır. Düzensiz patlama demek, her yanma odasının termal genleşme katsayısının anlık değişmesi demek; pistonlar gömlek duvarına vururken sen içeride kahveni yudumluyorsun, ne garip değil mi?
Akü regülatörünün alternatör yükünü yanlış okuması bile rölantide devrin anlık düşmesine ve ECU'nun rölanti motoruna cbs sinyali gönderip durmasına yol açar; bu kısır döngü saniyede beş kez tekrarlanıyor... Gaz kelebeğinin içi zift gibi kurum bağlamışsa, step motor bypass kanalından yeterli havayı çekemez ve manifold vakum debisi bozulur. Hava-yakıt oranı lambda 1 seviyesinden sapınca o salınım kaçınılmazdır... Temizle o kelebeği balata spreyiyle, balık istifi gibi biriken o karbon tabakası nefes almasını engelliyor motorun, hissedebiliyor musun?
Hidrolik motor kulaklarının içindeki sönümleme sıvısı yıllar içinde kaçak yapıp takozu demir demire dayadı mı, motorun serbest dalga boyu frekansı doğrudan şasiye biniyor; bunu anlamak için mühendis olmaya gerek yok, kaputu açıp motor bloğunun rölantideki zıplama genliğine bakman yeterli. Volant dişlisindeki çift kütleli yayların ömrü bittiyse, rölanti anındaki tork sarsıntıları şanzıman giriş miline vurur da vurur... Kulak tırmalayan o metalik homurtu aslında yayların son nefesini verişinin sesidir, farkında mısın?
Kış günü sabah soğuğunda silindir kompresyon basınçları henüz metal genleşmesi tamamlanmadığı için kaçırıyorken, lambda sensöründen gelen zengin karışım sinyaliyle beyin yakıtı kesmeye çalışır ama nerede... Yakıt ray basıncı regülatör valfi rölantide anlık salınım yapıyorsa, rail içindeki o 1800 bar basınç dalgalanması enjektör uçlarında kavitasyon yaratır. Düzensiz patlama demek, her yanma odasının termal genleşme katsayısının anlık değişmesi demek; pistonlar gömlek duvarına vururken sen içeride kahveni yudumluyorsun, ne garip değil mi?
Akü regülatörünün alternatör yükünü yanlış okuması bile rölantide devrin anlık düşmesine ve ECU'nun rölanti motoruna cbs sinyali gönderip durmasına yol açar; bu kısır döngü saniyede beş kez tekrarlanıyor... Gaz kelebeğinin içi zift gibi kurum bağlamışsa, step motor bypass kanalından yeterli havayı çekemez ve manifold vakum debisi bozulur. Hava-yakıt oranı lambda 1 seviyesinden sapınca o salınım kaçınılmazdır... Temizle o kelebeği balata spreyiyle, balık istifi gibi biriken o karbon tabakası nefes almasını engelliyor motorun, hissedebiliyor musun?