Aydın Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Yolda süzülürken bir anda ayağınızın altındaki o güven veren sertliğin yok olup gittiğini, pedalın boşlukta yüzer gibi dibe çöktüğünü hissettiğiniz o an, ömrünüzden ömür alan saniyelerden biridir; insan ne yapacağını bilemez, kalbi güm güm atar ve elleri direksiyona istemsizce daha sıkı sarılır. Özellikle Fransız üretimi bu popüler otomobillerde zaman zaman karşımıza çıkan bu can sıkıcı durum, aslında mekanik bir intikamdan ziyade, yılların yorgunluğunun veya bakımsızlıktan kuruyan lastik contaların bize fısıldadığı acil bir imdat çağrısıdır.
Fren hidrolik sıvısının zamanla özelliğini yitirmesi veya sistemin kılcal çatlaklardan bu hayat kurtarıcı sıvıyı dışarı sızdırması, ana merkezdeki basıncın aniden sıfırlanmasına yol açar ki bu da pedalın tahta gibi sertleşmesi gerekirken bir sünger gibi yumuşayıp boşa düşmesini sağlar. Sürücü koltuğunda oturup o boşlukta kalan pedala tekrar tekrar basarak belki bir umut hidrolik basıncını geri getirmeye çalışırsınız; oysa ki sistemde hava var ise ya da ana merkez (master silindir) görevini yapamıyorsa, o pedal her defasında sizi yalnız bırakmaya devam edecektir.
Sabahları garajdan çıkarken ya da iş çıkışı omuzlarınızdaki yorgunlukla arabaya bindiğinizde, ilk frende pedalın biraz aşağı kaydığını fark ediyorsanız, sakın bunu havanın soğukluğuna ya da geçici bir duruma yormayın; çünkü fren sistemi asla şakaya gelmez ve küçük ihmalleri asla affetmez. Bazen ustaya gidersiniz ve usta kaputu açıp hidrolik haznesine şöyle bir bakar, seviyenin azaldığını görünce hemen tamamlayıp gönderir; halbuki o sıvı nereye gitti, bir delik mi var, yoksa ana merkez içten mi kaçırıyor, asıl mesele işte bu sorunun cevabını aramaktır.
Eski bir gazeteci gözüyle söylüyorum, trafikte insan hayatı üç beş liralık bir contaya ya da eskinin hatırına ertelenen bir bakıma bağlanamayacak kadar kıymetlidir; bu yüzden pedal boşa düşmeye başladığı an, aracı sağa çekip şöyle bir soluklanmak ve sorunun köküne inmek en akıllıca hamle olacaktır. Fren hidroliğinin her iki yılda bir mutlaka yenilenmesi gerektiği gerçeğini çoğumuz unuturuz, sonra da sistemin içindeki nemden ötürü çürüyen hortumlar yüzünden yolda imdat çekeriz...
Sanayi sokağında yankılanan anahtar sesleri arasında, ustanın "abi ana merkez gitmiş" cümlesini duymak elbette bütçeyi sarsar ama can güvenliğinin paha biçilemez olduğunu hatırladığınızda o masraf gözünüze hiç de büyük görünmez; yeter ki doğru parçalar takılsın ve sistemdeki tüm hava, o inatçı baloncuklar tek tek dışarı atılsın. Ayaklarınızın altındaki o güvenli hissi yeniden kazanmak için sadece hidrolik değiştirmek yetmez tabii, bazen abs beyninden tutun da fren kaliperlerindeki pistonların sıkışmasına kadar uzanan geniş bir yelpazeyi titizlikle elden geçirmek gerekir.
Fren hidrolik sıvısının zamanla özelliğini yitirmesi veya sistemin kılcal çatlaklardan bu hayat kurtarıcı sıvıyı dışarı sızdırması, ana merkezdeki basıncın aniden sıfırlanmasına yol açar ki bu da pedalın tahta gibi sertleşmesi gerekirken bir sünger gibi yumuşayıp boşa düşmesini sağlar. Sürücü koltuğunda oturup o boşlukta kalan pedala tekrar tekrar basarak belki bir umut hidrolik basıncını geri getirmeye çalışırsınız; oysa ki sistemde hava var ise ya da ana merkez (master silindir) görevini yapamıyorsa, o pedal her defasında sizi yalnız bırakmaya devam edecektir.
Sabahları garajdan çıkarken ya da iş çıkışı omuzlarınızdaki yorgunlukla arabaya bindiğinizde, ilk frende pedalın biraz aşağı kaydığını fark ediyorsanız, sakın bunu havanın soğukluğuna ya da geçici bir duruma yormayın; çünkü fren sistemi asla şakaya gelmez ve küçük ihmalleri asla affetmez. Bazen ustaya gidersiniz ve usta kaputu açıp hidrolik haznesine şöyle bir bakar, seviyenin azaldığını görünce hemen tamamlayıp gönderir; halbuki o sıvı nereye gitti, bir delik mi var, yoksa ana merkez içten mi kaçırıyor, asıl mesele işte bu sorunun cevabını aramaktır.
Eski bir gazeteci gözüyle söylüyorum, trafikte insan hayatı üç beş liralık bir contaya ya da eskinin hatırına ertelenen bir bakıma bağlanamayacak kadar kıymetlidir; bu yüzden pedal boşa düşmeye başladığı an, aracı sağa çekip şöyle bir soluklanmak ve sorunun köküne inmek en akıllıca hamle olacaktır. Fren hidroliğinin her iki yılda bir mutlaka yenilenmesi gerektiği gerçeğini çoğumuz unuturuz, sonra da sistemin içindeki nemden ötürü çürüyen hortumlar yüzünden yolda imdat çekeriz...
Sanayi sokağında yankılanan anahtar sesleri arasında, ustanın "abi ana merkez gitmiş" cümlesini duymak elbette bütçeyi sarsar ama can güvenliğinin paha biçilemez olduğunu hatırladığınızda o masraf gözünüze hiç de büyük görünmez; yeter ki doğru parçalar takılsın ve sistemdeki tüm hava, o inatçı baloncuklar tek tek dışarı atılsın. Ayaklarınızın altındaki o güvenli hissi yeniden kazanmak için sadece hidrolik değiştirmek yetmez tabii, bazen abs beyninden tutun da fren kaliperlerindeki pistonların sıkışmasına kadar uzanan geniş bir yelpazeyi titizlikle elden geçirmek gerekir.