Osman Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Garajda kahvemi yudumlarken gözüm hep o küçük, metal parçaya takılır; soğutma sisteminin gizli kahramanı, yani radyatör kapağına. Sistem içindeki antifrizli su ısındıkça genleşir ve kendine kaçacak bir yer arar, işte tam bu anda kapağın altındaki o hassas yay mekanizması devreye girer. Genellikle 0.9 ile 1.1 bar arasında değişen o kritik eşik aşılınca, yay yukarı doğru esneyerek fazla sıvıyı genleşme kavanozuna gönderir. Eğer bu yay zamanla metal yorgunluğuna uğrar ve basıncı vaktinden önce kaçırmaya başlarsa... Sistem erkenden tahliye moduna geçer ve motor bloğu içindeki ideal basınç dengesi anında altüst olur.
Termodinamik kuralları oldukça nettir aslında; bir sıvının üzerindeki basıncı düşürürseniz, kaynama noktası da aynı hızla aşağı çekilir. Normal şartlarda 120 santigrat dereceye kadar kaynamadan durabilen motor soğutma sıvısı, kapak basınç kaçırdığı an 100 derecede fokurdamaya başlar. Pompanın pervaneleri etrafında oluşan bu ani mikro buhar kabarcıkları, silindir kapak contasının hemen altındaki kılcal kanallarda ısı transferini tamamen durdurur. Kavitasyon dediğimiz bu hadise yüzünden blok içindeki metal yüzeyler adeta nefes alamaz hale gelir, sonrasında ise o korkulan hararet ibresi yukarı doğru tırmanır.
Kapağın iç kısmındaki o küçük kauçuk conta var ya, zamanla antifrizin kimyasallarına ve sürekli tekrarlayan kalori dalgalanmalarına dayanamayıp sertleşiyor. Sertleşen kauçuk, radyatörün boğaz kısmındaki metal yüzeye tam olarak oturamayınca sistem mikro düzeyde de olsa dışarıya hava sızdırmaya, daha doğrusu içerideki basıncı kaçırmaya başlıyor. Motoru stop edip kaputu açtığınızda radyatör hortumlarını elinizle bir kontrol edin; normalde sert ve dolgun olması gereken o hortumlar, eğer kapak görevini yapmıyorsa adeta içi boşalmış bir balon gibi yumuşacıktır. Basınç tutamayan sistem, soğuma evresine geçtiğinde genleşme tankındaki sıvıyı vakumlayıp geri çekemez ve sistemde tehlikeli hava kabarcıkları oluşur.
Merak ediyorum, kaçımız periyodik bakım sırasında bu minik kapağın üzerindeki yazıları okuyup psi değerini kontrol ediyor? Yanlış ya da özelliğini yitirmiş bir kapak, silindir kapağının çarpılmasına kadar giden o masraflı sürecin fitilini ateşleyen gizli bir bombadır aslında. Termostat sağlam olsa bile, devirdaim pompası suyu ne kadar güçlü çevirirse çevirsin, sistemdeki statik basınç korunmadığı müddetçe motorun termal kararlılığını sağlamak imkansızlaşır. Belki de sadece birkaç yüz liralık basit bir metal parçasının ihmal edilmesi, binlerce liralık motor revizyonuna davetiye çıkarıyor...
Blok içerisindeki su ceketlerinde dolaşan sıvının hidrolik dengesi bozulduğunda, kalorifer peteğine giden sıcak su akışı bile sekteye uğrar ve kış ortasında aracın içi bir anda buz kesebilir. Basınç kaçıran bir kapak yüzünden sistemde sürekli bir sıvı eksilmesi yaşanır ama alt tarafa baktığınızda hiçbir sızıntı göremezsiniz; çünkü su buharlaşarak havaya karışmaktadır. Yeni bir kapak alırken mutlaka aracın servis kitapçığında belirtilen orijinal bar değerine sadık kalmanızı, yan sanayi ürünlerden ise kesinlikle uzak durmanızı tavsiye ederim.
Termodinamik kuralları oldukça nettir aslında; bir sıvının üzerindeki basıncı düşürürseniz, kaynama noktası da aynı hızla aşağı çekilir. Normal şartlarda 120 santigrat dereceye kadar kaynamadan durabilen motor soğutma sıvısı, kapak basınç kaçırdığı an 100 derecede fokurdamaya başlar. Pompanın pervaneleri etrafında oluşan bu ani mikro buhar kabarcıkları, silindir kapak contasının hemen altındaki kılcal kanallarda ısı transferini tamamen durdurur. Kavitasyon dediğimiz bu hadise yüzünden blok içindeki metal yüzeyler adeta nefes alamaz hale gelir, sonrasında ise o korkulan hararet ibresi yukarı doğru tırmanır.
Kapağın iç kısmındaki o küçük kauçuk conta var ya, zamanla antifrizin kimyasallarına ve sürekli tekrarlayan kalori dalgalanmalarına dayanamayıp sertleşiyor. Sertleşen kauçuk, radyatörün boğaz kısmındaki metal yüzeye tam olarak oturamayınca sistem mikro düzeyde de olsa dışarıya hava sızdırmaya, daha doğrusu içerideki basıncı kaçırmaya başlıyor. Motoru stop edip kaputu açtığınızda radyatör hortumlarını elinizle bir kontrol edin; normalde sert ve dolgun olması gereken o hortumlar, eğer kapak görevini yapmıyorsa adeta içi boşalmış bir balon gibi yumuşacıktır. Basınç tutamayan sistem, soğuma evresine geçtiğinde genleşme tankındaki sıvıyı vakumlayıp geri çekemez ve sistemde tehlikeli hava kabarcıkları oluşur.
Merak ediyorum, kaçımız periyodik bakım sırasında bu minik kapağın üzerindeki yazıları okuyup psi değerini kontrol ediyor? Yanlış ya da özelliğini yitirmiş bir kapak, silindir kapağının çarpılmasına kadar giden o masraflı sürecin fitilini ateşleyen gizli bir bombadır aslında. Termostat sağlam olsa bile, devirdaim pompası suyu ne kadar güçlü çevirirse çevirsin, sistemdeki statik basınç korunmadığı müddetçe motorun termal kararlılığını sağlamak imkansızlaşır. Belki de sadece birkaç yüz liralık basit bir metal parçasının ihmal edilmesi, binlerce liralık motor revizyonuna davetiye çıkarıyor...
Blok içerisindeki su ceketlerinde dolaşan sıvının hidrolik dengesi bozulduğunda, kalorifer peteğine giden sıcak su akışı bile sekteye uğrar ve kış ortasında aracın içi bir anda buz kesebilir. Basınç kaçıran bir kapak yüzünden sistemde sürekli bir sıvı eksilmesi yaşanır ama alt tarafa baktığınızda hiçbir sızıntı göremezsiniz; çünkü su buharlaşarak havaya karışmaktadır. Yeni bir kapak alırken mutlaka aracın servis kitapçığında belirtilen orijinal bar değerine sadık kalmanızı, yan sanayi ürünlerden ise kesinlikle uzak durmanızı tavsiye ederim.