Sami Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Kaputu kaldırdığınızda o devasa metal bloğun arkasında masumca duran plastik pervaneyi küçümsemeyin; kendisi motorun can damarıdır. Isı müşürü dediğimiz o hassas sensör, antifrizin sıcaklığını ölçüp de "buralar yanıyor" sinyalini beyne (ECU) gönderdiği an, radyatör fanının saniyeler içinde yüksek devirde dönmeye başlaması gerekir. Dönmüyor mu? İşte o zaman silindir kapak contasının erimesine, motor bloğunun sıcaklıktan çarpılmasına kadar giden o korkunç süreç başlar. İşin aslı, bu sistem tamamen bir zincirleme reaksiyon mantığıyla çalışıyor ve halkadaki en ufak bir kopukluk, mesela basit bir kablo korozyonu bile fanı tamamen devre dışı bırakabiliyor.
Hararet göstergesi aniden tırmanışa geçtiğinde suçluyu hemen uzakta aramamak lazım, bazen her şey küçücük bir elektrik sigortasının atmasıyla başlar. Fan motoru, aküden gelen akımı doğrudan göğüsleyebilsin diye araya yüksek amperli röleler konur ki bu rölelerin içindeki platin memeler zamanla ark yapıp birbirine yapışabiliyor. Kontak açık kalıyor, fan sürekli dönüyor ya da akım hiç geçmiyor, pervane tamamen susuyor... Hepsinden kötüsü de termostatın kapalı konumda sıkışıp kalması yüzünden sıcak suyun radyatöre hiç ulaşamamasıdır; su radyatöre gelmeyince müşür sıcaklığı algılayamaz, müşür algılamayınca da fan öylece bekler.
Peki, fan motorunun kendi içindeki kömürlerin bitmesine ne demeli? Kollektör yüzeyine basan o karbon fırçalar sürtünmeden dolayı aşındığında, elektrik akımı sargılara iletilemez ve motor kilitlenir. Bazen de yoldan fırlayan küçük bir taş veya sert bir çamur parçası fan kanatlarının arasına sıkışıp pervaneyi fiziken durdurur. Akım gelmeye devam eder ama motor dönemez, dönemeyince de sargılar aşırı ısınır ve o meşhur yanık bobin kokusu yükselir kaputun altından... Eğer şanslıysanız sadece sigorta atar ve sistemi korur, şansınız yoksa fan motorunu tamamen çöpe atarsınız.
Arada bir durup dinlemek lazım o pervanenin sesini, normalden daha gürültülü veya sarsıntılı çalışıyorsa alarm zilleri çalıyor demektir. Fan milindeki burçlar veya bilyalar aşındığında, pervane eksenel salınım yapmaya başlar ve bu da motorun verimini ciddi şekilde düşürür. Hatta bazen o kadar yalpalayarak döner ki, radyatörün o incecik alüminyum peteklerine sürterek delikler açılmasına sebep olur. Antifriz sızmaya başlar, sistem hava yapar, fan sağlam olsa bile soğutma işlevini yerine getiremez hale gelir... Kısacası, ufak bir bilya aşınması zincirleme bir felakete dönüşebilir.
Soketleri ve kablo tesisatını göz ardı eden usta, hatayı hep en pahalı parçada arar ama asıl düşman genellikle oksitlenmedir. Arabanın ön tarafı yağmura, çamura, tuzlu kış yollarına en çok maruz kalan bölge olduğu için, fanın elektrik soketleri zamanla korozyona uğrar ve direnç yükselir. Voltaj düşer, fan motoru dönmek için ihtiyaç duyduğu gücü bulamaz ve olması gerekenden çok daha yavaş döner. Siz içeride klimayı açtığınızda kondanser panelini soğutmak için ikinci kademeye geçmesi gereken fan, sırf o paslı soket yüzünden yerinden bile kıpırdayamaz.
Hararet göstergesi aniden tırmanışa geçtiğinde suçluyu hemen uzakta aramamak lazım, bazen her şey küçücük bir elektrik sigortasının atmasıyla başlar. Fan motoru, aküden gelen akımı doğrudan göğüsleyebilsin diye araya yüksek amperli röleler konur ki bu rölelerin içindeki platin memeler zamanla ark yapıp birbirine yapışabiliyor. Kontak açık kalıyor, fan sürekli dönüyor ya da akım hiç geçmiyor, pervane tamamen susuyor... Hepsinden kötüsü de termostatın kapalı konumda sıkışıp kalması yüzünden sıcak suyun radyatöre hiç ulaşamamasıdır; su radyatöre gelmeyince müşür sıcaklığı algılayamaz, müşür algılamayınca da fan öylece bekler.
Peki, fan motorunun kendi içindeki kömürlerin bitmesine ne demeli? Kollektör yüzeyine basan o karbon fırçalar sürtünmeden dolayı aşındığında, elektrik akımı sargılara iletilemez ve motor kilitlenir. Bazen de yoldan fırlayan küçük bir taş veya sert bir çamur parçası fan kanatlarının arasına sıkışıp pervaneyi fiziken durdurur. Akım gelmeye devam eder ama motor dönemez, dönemeyince de sargılar aşırı ısınır ve o meşhur yanık bobin kokusu yükselir kaputun altından... Eğer şanslıysanız sadece sigorta atar ve sistemi korur, şansınız yoksa fan motorunu tamamen çöpe atarsınız.
Arada bir durup dinlemek lazım o pervanenin sesini, normalden daha gürültülü veya sarsıntılı çalışıyorsa alarm zilleri çalıyor demektir. Fan milindeki burçlar veya bilyalar aşındığında, pervane eksenel salınım yapmaya başlar ve bu da motorun verimini ciddi şekilde düşürür. Hatta bazen o kadar yalpalayarak döner ki, radyatörün o incecik alüminyum peteklerine sürterek delikler açılmasına sebep olur. Antifriz sızmaya başlar, sistem hava yapar, fan sağlam olsa bile soğutma işlevini yerine getiremez hale gelir... Kısacası, ufak bir bilya aşınması zincirleme bir felakete dönüşebilir.
Soketleri ve kablo tesisatını göz ardı eden usta, hatayı hep en pahalı parçada arar ama asıl düşman genellikle oksitlenmedir. Arabanın ön tarafı yağmura, çamura, tuzlu kış yollarına en çok maruz kalan bölge olduğu için, fanın elektrik soketleri zamanla korozyona uğrar ve direnç yükselir. Voltaj düşer, fan motoru dönmek için ihtiyaç duyduğu gücü bulamaz ve olması gerekenden çok daha yavaş döner. Siz içeride klimayı açtığınızda kondanser panelini soğutmak için ikinci kademeye geçmesi gereken fan, sırf o paslı soket yüzünden yerinden bile kıpırdayamaz.