Mustafa Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Arabaya bindiğiniz an hapşırma krizine giriyorsanız, suçu hemen dışarıdaki kavak ağaçlarına atmayın; o çok güvendiğiniz kabin filtresi gözeneklerinde biriken neme ve organik atıklara bakmanız gerekir. Filtrenin kendisi, yani polipropilen veya sentetik lifler direkt alerjen değildir aslında, bunu bir kenara yazalım. Asıl mesele, elektrostatik yükle tutulan o mikroskobik polenlerin zamanla nemle birleşip filtre yüzeyinde tam anlamıyla bir bakteri ve küf kolonisine dönüşmesidir. Hava akışı başladığı saniye, o Liflerin arasında sıkışmış mikron boyutundaki mantar sporları direkt ciğerlerinize dolar... Yani evet, bakımsız bir filtre sizi hastanelik edebilir.
Standardize edilmiş bir HEPA veya aktif karbon katmanı içermeyen ucuz bir kâğıt filtre mi kullanıyorsunuz? O zaman kendi elinizle kendinizi zehirliyorsunuz demektir, hiç kusura bakmayın. Gözenek çapı 10 mikronun üzerinde olan sıradan filtreler, çapı 2.5 mikrona kadar düşen tehlikeli polenleri tutamaz, sadece hava sirkülasyonuyla içeri savurur. Filtre alerji yapmaz ama işlevini yitirmiş bir filtre, alerjinizi tetikleyen devasa bir biyolojik bombaya dönüşür kolaylıkla.
Klimayı açtığınızda burnunuza gelen o ekşi, rutubetli koku var ya... İşte o koku, filtre yüzeyinde yerleşmiş olan Aspergillus mantarlarının açık bir imzasıdır. Evaporatör peteklerinde biriken yoğuşma suyuyla ıslanan filtre malzemesi, karanlık ortamda birkaç günde spor üretmeye başlar. Sürekli gözleri sulanan, boğazı kaşınan sürücülerin çoğu polen mevsimini suçlar durur ama sorun aslında torpido gözünün arkasındaki o çürümeye yüz tutmuş parçadır... Değiştirmek için daha neyi bekliyorsunuz?
Aktif karbonlu filtre tercih edin derken boşuna konuşmuyoruz herhalde. Düz polipropilen lifler sadece kaba tozu tutarken, aktif kömür gözenekleri gaz halindeki VOC bileşenlerini ve mikro organizmaları hapseder. 15 bin kilometreyi beklemeden, sırf mevsim geçişi diye o parçayı söküp atın. Kendi sağlığınızdan çalıyorsunuz, farkında değilsiniz.
Filtreyi söküp güneşte havalandırınca temizlendiğini sananlar var bir de... Gerçekten şaka gibi. O gözeneklerin arasına yerleşmiş 5 mikronluk polen taneciklerini silkeleyerek temizleyemezsiniz, lif yapısını bozup daha da geçirgen hale getirirsiniz sadece. Lif dizilimi bir kez bozuldu mu, filtre artık bir süzgeç değil, tozu içeri basan bir tazyik makinesidir.
Aracın içindeki hava kalitesi göstergelerine kanmayın, onlar gaz sensörüdür; partikül sayımı yapmazlar. Yanlış filtre seçimi yüzünden her sabah sinüzit atağıyla uyanan yüzlerce insan var piyasada. Kaliteli bir polen filtresi lüks değil, bildiğiniz solunum koruma ekipmanıdır... nokta.
Standardize edilmiş bir HEPA veya aktif karbon katmanı içermeyen ucuz bir kâğıt filtre mi kullanıyorsunuz? O zaman kendi elinizle kendinizi zehirliyorsunuz demektir, hiç kusura bakmayın. Gözenek çapı 10 mikronun üzerinde olan sıradan filtreler, çapı 2.5 mikrona kadar düşen tehlikeli polenleri tutamaz, sadece hava sirkülasyonuyla içeri savurur. Filtre alerji yapmaz ama işlevini yitirmiş bir filtre, alerjinizi tetikleyen devasa bir biyolojik bombaya dönüşür kolaylıkla.
Klimayı açtığınızda burnunuza gelen o ekşi, rutubetli koku var ya... İşte o koku, filtre yüzeyinde yerleşmiş olan Aspergillus mantarlarının açık bir imzasıdır. Evaporatör peteklerinde biriken yoğuşma suyuyla ıslanan filtre malzemesi, karanlık ortamda birkaç günde spor üretmeye başlar. Sürekli gözleri sulanan, boğazı kaşınan sürücülerin çoğu polen mevsimini suçlar durur ama sorun aslında torpido gözünün arkasındaki o çürümeye yüz tutmuş parçadır... Değiştirmek için daha neyi bekliyorsunuz?
Aktif karbonlu filtre tercih edin derken boşuna konuşmuyoruz herhalde. Düz polipropilen lifler sadece kaba tozu tutarken, aktif kömür gözenekleri gaz halindeki VOC bileşenlerini ve mikro organizmaları hapseder. 15 bin kilometreyi beklemeden, sırf mevsim geçişi diye o parçayı söküp atın. Kendi sağlığınızdan çalıyorsunuz, farkında değilsiniz.
Filtreyi söküp güneşte havalandırınca temizlendiğini sananlar var bir de... Gerçekten şaka gibi. O gözeneklerin arasına yerleşmiş 5 mikronluk polen taneciklerini silkeleyerek temizleyemezsiniz, lif yapısını bozup daha da geçirgen hale getirirsiniz sadece. Lif dizilimi bir kez bozuldu mu, filtre artık bir süzgeç değil, tozu içeri basan bir tazyik makinesidir.
Aracın içindeki hava kalitesi göstergelerine kanmayın, onlar gaz sensörüdür; partikül sayımı yapmazlar. Yanlış filtre seçimi yüzünden her sabah sinüzit atağıyla uyanan yüzlerce insan var piyasada. Kaliteli bir polen filtresi lüks değil, bildiğiniz solunum koruma ekipmanıdır... nokta.