Murat Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Gösterge panelindeki o küçük sarı veya kırmızı ikonun ansızın belirmesi, çoğumuz için sadece can sıkıcı bir detaydan ibarettir. Oysa direksiyonun hemen sağında ya da solunda yanan o hava yastığı ışığı, perdenin arkasında yolunda gitmeyen bir şeylerin ilk ve en somut habercisidir. Direksiyon sökülmüştür, koltuk kılıfı değişmiştir ya da durup dururken bir temassızlık olmuştur... Sistem, kendi içindeki milisaniyelik elektronik check-up esnasında bir kopukluk algıladığı an o lambayı yakar ve siz söndürene kadar da inatla orada bırakır.
Tavandan emniyet kemerlerinin gizlendiği direklere kadar uzanan o görünmez koruma kalkanı, sessizce sırasını bekleyen bir koruma görevlisi gibidir aslında. Arızanın en sinsi belirtisi, fiziki olarak hiçbir şey görmemeniz, duymamanız ve hissetmemenizdir. Aracı her zamanki gibi sürersiniz, virajları aynı rahatlıkla dönersiniz fakat sağınızda ve solunuzda uzanan o hava yastığı hatlarında bir yerlerde akım kesilmiştir bir kere. Bir nevi sağır arıza diyebiliriz buna; siz sormadıkça, sistem size içeride dönen dolapları kolay kolay anlatmaz.
Aracın tavan döşemesinde son zamanlarda bir sarkma, nemlenme ya da beklenmedik bir deformasyon dikkatinizi çekti mi? Bazen fitillerin arasından sızan yağmur suyu veya profesyonel olmayan bir oto kuaför işlemi, tavanın hemen altındaki perde airbag fişlerinin oksitlenmesine yol açabilir. Islaklık metalin düşmanıdır, elektroniğin ise tam anlamıyla kabusu... Nemlenen soketler iletkenliğini kaybedince, beyin o bölgeden sinyal alamaz ve sistem otomatik olarak devre dışı kalır.
Koltuk altlarındaki sarı veya turuncu soketlerin bu meseleyle ne ilgisi olduğunu düşünebilirsiniz. Yan perde hava yastıkları, tetikleme mekanizmasını çoğunlukla koltukların yan kısımlarındaki sensörlerle ortaklaşa yürütür. Koltuğu çok sert şekilde arkaya itmek, altına büyük bir su şişesi sıkıştırmak ya da temizlik yaparken kabloları hoyratça çekiştirmek... İşte tam bu anlarda, o hassas kablo demetlerinden biri yerinden oynar ve perde airbag mekanizması zincirleme bir reaksiyonla arıza moduna geçer.
Hafif bir tıklama, kaldırıma sertçe çıkma veya küçük bir sürtme sonrasında sistemde hiçbir hasar yokmuş gibi görünebilir. Ne var ki, darbe sensörleri bazen bu sarsıntıları hafızaya kaydeder ve hava yastığını patlatmasa bile sistemde bir "çarpışma verisi" oluşturur. Crash data denilen bu durum gerçekleştikten sonra, perde hava yastıklarınız fiziksel olarak sağlam olsa bile beyin sistemi kilitler. Kilitlenen bir sistem ise, olası büyük bir kazada ne yazık ki görevini yerine getiremeyecektir.
Eski bir gazeteci refleksiyle söyleyebilirim ki, otomotiv dünyasında ihmal edilen küçük detaylar her zaman en büyük manşetleri doğurur. Seyir halindeyken tavan döşemesinden gelen tuhaf bir tıkırtı veya trim sesi, belki de perde airbag tüpünün sabitleme ayaklarındaki bir gevşemenin habercisidir. Kulak kabartmak gerek; araba bizimle konuşur, yeter ki onun dilinden anlayalım. Bir sabah bindiğinizde o ışık sönmüyorsa, yapılacak ilk iş iyi bir diagnostik cihazına bağlanıp hata kodunu okutmaktır.
Tavandan emniyet kemerlerinin gizlendiği direklere kadar uzanan o görünmez koruma kalkanı, sessizce sırasını bekleyen bir koruma görevlisi gibidir aslında. Arızanın en sinsi belirtisi, fiziki olarak hiçbir şey görmemeniz, duymamanız ve hissetmemenizdir. Aracı her zamanki gibi sürersiniz, virajları aynı rahatlıkla dönersiniz fakat sağınızda ve solunuzda uzanan o hava yastığı hatlarında bir yerlerde akım kesilmiştir bir kere. Bir nevi sağır arıza diyebiliriz buna; siz sormadıkça, sistem size içeride dönen dolapları kolay kolay anlatmaz.
Aracın tavan döşemesinde son zamanlarda bir sarkma, nemlenme ya da beklenmedik bir deformasyon dikkatinizi çekti mi? Bazen fitillerin arasından sızan yağmur suyu veya profesyonel olmayan bir oto kuaför işlemi, tavanın hemen altındaki perde airbag fişlerinin oksitlenmesine yol açabilir. Islaklık metalin düşmanıdır, elektroniğin ise tam anlamıyla kabusu... Nemlenen soketler iletkenliğini kaybedince, beyin o bölgeden sinyal alamaz ve sistem otomatik olarak devre dışı kalır.
Koltuk altlarındaki sarı veya turuncu soketlerin bu meseleyle ne ilgisi olduğunu düşünebilirsiniz. Yan perde hava yastıkları, tetikleme mekanizmasını çoğunlukla koltukların yan kısımlarındaki sensörlerle ortaklaşa yürütür. Koltuğu çok sert şekilde arkaya itmek, altına büyük bir su şişesi sıkıştırmak ya da temizlik yaparken kabloları hoyratça çekiştirmek... İşte tam bu anlarda, o hassas kablo demetlerinden biri yerinden oynar ve perde airbag mekanizması zincirleme bir reaksiyonla arıza moduna geçer.
Hafif bir tıklama, kaldırıma sertçe çıkma veya küçük bir sürtme sonrasında sistemde hiçbir hasar yokmuş gibi görünebilir. Ne var ki, darbe sensörleri bazen bu sarsıntıları hafızaya kaydeder ve hava yastığını patlatmasa bile sistemde bir "çarpışma verisi" oluşturur. Crash data denilen bu durum gerçekleştikten sonra, perde hava yastıklarınız fiziksel olarak sağlam olsa bile beyin sistemi kilitler. Kilitlenen bir sistem ise, olası büyük bir kazada ne yazık ki görevini yerine getiremeyecektir.
Eski bir gazeteci refleksiyle söyleyebilirim ki, otomotiv dünyasında ihmal edilen küçük detaylar her zaman en büyük manşetleri doğurur. Seyir halindeyken tavan döşemesinden gelen tuhaf bir tıkırtı veya trim sesi, belki de perde airbag tüpünün sabitleme ayaklarındaki bir gevşemenin habercisidir. Kulak kabartmak gerek; araba bizimle konuşur, yeter ki onun dilinden anlayalım. Bir sabah bindiğinizde o ışık sönmüyorsa, yapılacak ilk iş iyi bir diagnostik cihazına bağlanıp hata kodunu okutmaktır.