Hakan Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Gösterge panelinde o sarı ışık ansızın yanınca insanın canı sıkılıyor, çok iyi bilirim. P1003 kodu da tam olarak böyle zamanlarda, genellikle yakıt enjeksiyon sistemi ya da elektronik kontrol ünitesinin bir şeyleri yoluna koyamadığını anlatmak için oradan bize el sallar. Aslında arabanız size küsmedi, sadece kaputun altında bir yerlerde havanın ve yakıtın o hassas dengesi bozuldu...
Ustaya gitmeden önce kaputu açıp şöyle bir göz gezdirmek hiç fena fikir olmayabilir. Bazen sadece gevşemiş bir kablo soketi, bazen de yerinden oynamış minik bir hortum bütün bu yaygaraya sebep olur. Kabloları tek tek, sakince kontrol etmekte fayda var; belki de sorun sadece temassızlıktır.
Elektronik beyin dediğimiz o kutu, bazen sıcaktan bazen de anlık bir voltaj dalgalanmasından dolayı yanlış alarm üretebiliyor. Akü kutup başını söküp bir süre bekletmek, sistemin kendi kendini sıfırlamasına ve hafızasını temizlemesine yardım edebilir. Denemekten zarar gelmez, bakarsınız ışık kendi kendine sönüverir.
Sensörlerin kirlenmesi de bu arızayı tetikleyen en sinsi sebeplerden biridir bana kalırsa. Özellikle hava akış ölçer ya da gaz kelebeği zamanla kurum bağlar, nefes alamaz hale gelir. Özel temizleme spreyleriyle buraları nazikçe arındırmak, motorun nefesini açacaktır.
Her şeyi yaptınız ama o inatçı ışık hala orada duruyor, size bakıyor değil mi? İşte bu noktada eldeki imkanlar tükenmiş demektir ve profesyonel bir teşhis cihazına bağlanma vakti gelmiştir. İşinin ehli bir oto elektrikçisi, bilgisayara bağlayıp nokta atışı hatayı görebilir.
Aracı bu şekilde uzun süre kullanmak, ileride daha masraflı dertler açabilir başınıza. Küçük bir sensör değişimiyle kurtulmak varken, motoru zorlamanın hiçbir manası yok sanki... En doğrusu, hafta sonu gelmeden sakin bir saatte servisin yolunu tutmak.
Ustaya gitmeden önce kaputu açıp şöyle bir göz gezdirmek hiç fena fikir olmayabilir. Bazen sadece gevşemiş bir kablo soketi, bazen de yerinden oynamış minik bir hortum bütün bu yaygaraya sebep olur. Kabloları tek tek, sakince kontrol etmekte fayda var; belki de sorun sadece temassızlıktır.
Elektronik beyin dediğimiz o kutu, bazen sıcaktan bazen de anlık bir voltaj dalgalanmasından dolayı yanlış alarm üretebiliyor. Akü kutup başını söküp bir süre bekletmek, sistemin kendi kendini sıfırlamasına ve hafızasını temizlemesine yardım edebilir. Denemekten zarar gelmez, bakarsınız ışık kendi kendine sönüverir.
Sensörlerin kirlenmesi de bu arızayı tetikleyen en sinsi sebeplerden biridir bana kalırsa. Özellikle hava akış ölçer ya da gaz kelebeği zamanla kurum bağlar, nefes alamaz hale gelir. Özel temizleme spreyleriyle buraları nazikçe arındırmak, motorun nefesini açacaktır.
Her şeyi yaptınız ama o inatçı ışık hala orada duruyor, size bakıyor değil mi? İşte bu noktada eldeki imkanlar tükenmiş demektir ve profesyonel bir teşhis cihazına bağlanma vakti gelmiştir. İşinin ehli bir oto elektrikçisi, bilgisayara bağlayıp nokta atışı hatayı görebilir.
Aracı bu şekilde uzun süre kullanmak, ileride daha masraflı dertler açabilir başınıza. Küçük bir sensör değişimiyle kurtulmak varken, motoru zorlamanın hiçbir manası yok sanki... En doğrusu, hafta sonu gelmeden sakin bir saatte servisin yolunu tutmak.