Erem Usta
Kayıtlı Kullanıcı
P0072 arıza kodu, motor kontrol ünitesinin emme manifoldu mutlak basınç veya barometrik basınç sensörü devrelerinde gördüğü düşük sinyal seviyesini işaret eder; yani sistem, beklenen voltaj eşiğinin altında bir akımla karşı karşıyadır ve bu durum motorun nefes alma ritmini doğrudan baltalar. Elektronik kontrol üniteleri, yanma odasına giren havanın miktarını ve yoğunluğunu hassas bir şekilde ölçmek zorundadır ki enjeksiyon sistemi ideal hava-yakıt oranını yakalayabilsin, oysa sensörden gelen voltaj yerlerde süründüğünde beyin ne yapacağını şaşırır... Aslında her şey sensörün soketindeki minik bir oksitlenmeyle ya da kablo demetindeki kopuklukla başlar, bazen de sensörün kendisi tamamen ömrünü tamamlamıştır ve değiştirilmesi kaçınılmaz hale gelir.
Motor arıza lambasının yanmasıyla birlikte sürücünün koltuğunda hissettiği o hafif silkelenme ve gaz pedalına bastığında verdiği geç tepki, aslında motorun haşat olmuş bir veri akışıyla boğuştuğunun en net kanıtıdır; çünkü beyin doğru veriyi alamayınca güvenli mod dediğimiz kısıtlı performans haritasına geçer ve araba adeta gitmemek için direnmeye başlar. Yakıt tüketiminin aniden tavan yapması da bu yüzden, zira bilgisayar yanma odasını zengin karışımla boğarak motoru korumaya çalışır ama bu durum egzoz emisyonlarını da felç eder. Kim derdi ki binde milivolt seviyesindeki bir voltaj düşüşü, tonlarca ağırlıktaki bir makinenin tüm sürüş dinamiklerini altüst edebilir... İşte modern otomotiv mühendisliğinin en acımasız ve bir o kadar da büyüleyici gerçekliği tam olarak budur.
Teşhis aşamasında multimetre ile soket uçlarındaki referans voltajını ölçmek en mantıklı ilk adımdır, çünkü çoğu usta sensörü doğrudan çöpe atıp yenisini takmaya meyillidir fakat asıl sorun genellikle tesisatın kopuk bir yerinde saklanmaktadır. Sensörün üzerindeki kurum ve yağ birikintilerini özel bir balata spreyiyle temizlemek bazen mucizeler yaratır, fakat iç rezistansı bozulmuş bir parçayı neyle yıkarsanız yıkayın eski sağlığına kavuşturamazsınız. Piyasada parça değiştirerek arıza çözme devri artık kapanmalı, osiloskop ekranındaki sinyal dalgalarına bakarak konuşma zamanı geldi de geçiyor bile... Arızanın kaynağını tam on ikiden vurmak istiyorsanız, veri akışını canlı olarak izleyip gaz verdiğinizde sensör voltajının nasıl değiştiğini gözlemlemekten başka çareniz yok.
Motor arıza lambasının yanmasıyla birlikte sürücünün koltuğunda hissettiği o hafif silkelenme ve gaz pedalına bastığında verdiği geç tepki, aslında motorun haşat olmuş bir veri akışıyla boğuştuğunun en net kanıtıdır; çünkü beyin doğru veriyi alamayınca güvenli mod dediğimiz kısıtlı performans haritasına geçer ve araba adeta gitmemek için direnmeye başlar. Yakıt tüketiminin aniden tavan yapması da bu yüzden, zira bilgisayar yanma odasını zengin karışımla boğarak motoru korumaya çalışır ama bu durum egzoz emisyonlarını da felç eder. Kim derdi ki binde milivolt seviyesindeki bir voltaj düşüşü, tonlarca ağırlıktaki bir makinenin tüm sürüş dinamiklerini altüst edebilir... İşte modern otomotiv mühendisliğinin en acımasız ve bir o kadar da büyüleyici gerçekliği tam olarak budur.
Teşhis aşamasında multimetre ile soket uçlarındaki referans voltajını ölçmek en mantıklı ilk adımdır, çünkü çoğu usta sensörü doğrudan çöpe atıp yenisini takmaya meyillidir fakat asıl sorun genellikle tesisatın kopuk bir yerinde saklanmaktadır. Sensörün üzerindeki kurum ve yağ birikintilerini özel bir balata spreyiyle temizlemek bazen mucizeler yaratır, fakat iç rezistansı bozulmuş bir parçayı neyle yıkarsanız yıkayın eski sağlığına kavuşturamazsınız. Piyasada parça değiştirerek arıza çözme devri artık kapanmalı, osiloskop ekranındaki sinyal dalgalarına bakarak konuşma zamanı geldi de geçiyor bile... Arızanın kaynağını tam on ikiden vurmak istiyorsanız, veri akışını canlı olarak izleyip gaz verdiğinizde sensör voltajının nasıl değiştiğini gözlemlemekten başka çareniz yok.