Hamza Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Kış kapıya dayandı mı o boğaz ağrısı illa ki yoklar, beta hemolitik streptokoklar bademcik dokusuna yerleşiverir bir anda. Yutkunamazsın, ateşin fırlar; makrofajlar ve nötrofiller o bölgede hücresel düzeyde bir savaşa girişmiştir bile... Aslında akut tonsillitte ilk 48 saatteki o lökositoz tablosu vücudun kendini savunma mekanizmasıdır, panik yapmamak lazım. Hani derler ya dinlenince geçer diye, vallahi billahi yatak istirahati ve bol hidrasyon bu işin temel biyokimyasal formülüdür abi. Tabii penisilin grubu antibiyotikler veya makrolidler bakteriyel enfeksiyonu baskılamak için reçete edilir ama virüsse neye yarar...
Boğaz kültüründe üreme olmadıysa antibiyotik kullanmak bağırsak mikrobiyotasını darmadağın etmekten başka işe yaramıyor, orası kesin. Nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar (NSAİİ) prostaglandin sentezini inhibe ederek hem ödemi azaltır hem de o can yakan termoregülasyon bozukluğunu, yani ateşi dengeler. Hekimin önerdiği antiseptik spreylerin içindeki benzidamin hidroklorür ya da klorheksidin glukonat gibi etken maddeler mukozadaki lokal inflamasyonu direkt hedef alır. Hani bazen tuzlu suyla gargara yapın derler ya kocakarı ilacı gibi gelir kulağa, aslında işin aslı tamamen osmotik basınç farkı yaratarak dokudaki ödemi sıvı bazda dışarı çekmektir...
Kronikleşen vakalarda, yani yılda 4-5 kereden fazla tekrarlayan ve artık kriptik tonsillit dediğimiz o beyaz iltihap odaklarının yerleştiği durumlarda cerrahi müdahale seçeneği masaya gelir. Tonsillektomi operasyonu, soğuk bıçak diseksiyonu, elektrokoter veya plazma kinetik gibi modern termal tekniklerle bademcik kapsülünün çevre dokulardan disseke edilmesi işlemidir. Ameliyat sonrası farenks kaslarının iyileşme sürecinde o sert yiyeceklerden uzak durmak, kanama riskini minimumda tutmak hayati önem taşır. Eğer o beyaz plaklar artık lenfatik drenajı tıkayıp kronik bir odak haline geldiyse, yani organ işlevini yitirdiyse...
Peritonsiller abse geliştiğinde, yani iltihap bademcik kapsülünün dışına sızıp çevre yumuşak dokuda lokalize bir irin cebi oluşturduğunda işler biraz değişir, acil müdahale gerekir. İğne aspirasyonu veya küçük bir insizyonla o püyün boşaltılması hastayı inanılmaz rahatlatır, o trismus dediğimiz çene kilitlenmesi hali de bir anda çözülüverir. Sistemik antibiyoterapinin yanında intravenöz hidrasyon desteği, hastanın genel durumunu toparlamak adına kliniğin ilk saniyelerinde hemen uygulanır. Ne diyorduk, erken teşhis ve doğru etken madde tayini bu boğaz belasından kurtulmanın tek bilimsel ve pratik yoludur aslında.
Boğaz kültüründe üreme olmadıysa antibiyotik kullanmak bağırsak mikrobiyotasını darmadağın etmekten başka işe yaramıyor, orası kesin. Nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar (NSAİİ) prostaglandin sentezini inhibe ederek hem ödemi azaltır hem de o can yakan termoregülasyon bozukluğunu, yani ateşi dengeler. Hekimin önerdiği antiseptik spreylerin içindeki benzidamin hidroklorür ya da klorheksidin glukonat gibi etken maddeler mukozadaki lokal inflamasyonu direkt hedef alır. Hani bazen tuzlu suyla gargara yapın derler ya kocakarı ilacı gibi gelir kulağa, aslında işin aslı tamamen osmotik basınç farkı yaratarak dokudaki ödemi sıvı bazda dışarı çekmektir...
Kronikleşen vakalarda, yani yılda 4-5 kereden fazla tekrarlayan ve artık kriptik tonsillit dediğimiz o beyaz iltihap odaklarının yerleştiği durumlarda cerrahi müdahale seçeneği masaya gelir. Tonsillektomi operasyonu, soğuk bıçak diseksiyonu, elektrokoter veya plazma kinetik gibi modern termal tekniklerle bademcik kapsülünün çevre dokulardan disseke edilmesi işlemidir. Ameliyat sonrası farenks kaslarının iyileşme sürecinde o sert yiyeceklerden uzak durmak, kanama riskini minimumda tutmak hayati önem taşır. Eğer o beyaz plaklar artık lenfatik drenajı tıkayıp kronik bir odak haline geldiyse, yani organ işlevini yitirdiyse...
Peritonsiller abse geliştiğinde, yani iltihap bademcik kapsülünün dışına sızıp çevre yumuşak dokuda lokalize bir irin cebi oluşturduğunda işler biraz değişir, acil müdahale gerekir. İğne aspirasyonu veya küçük bir insizyonla o püyün boşaltılması hastayı inanılmaz rahatlatır, o trismus dediğimiz çene kilitlenmesi hali de bir anda çözülüverir. Sistemik antibiyoterapinin yanında intravenöz hidrasyon desteği, hastanın genel durumunu toparlamak adına kliniğin ilk saniyelerinde hemen uygulanır. Ne diyorduk, erken teşhis ve doğru etken madde tayini bu boğaz belasından kurtulmanın tek bilimsel ve pratik yoludur aslında.