Kerim Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Sanayide ustaların kaputun başına geçip "Ateşleme var mı, yakıt geliyor mu?" diye tek tek baktığı o eski güzel günleri hepimiz özlemle anıyoruz belki ama devir artık elektronik devri. Günümüz araçlarında direksiyonun altına gizlenmiş o küçük OBD soketi, adeta arabanın kara kutusu gibi çalışarak sistemdeki binlerce veriyi saniyeler içinde önümüze döküveriyor. Peki, sabahın köründe kontağı çevirdiğinizde o gıcık "tık" sesinden başka hiçbir reaksiyon alamadığınızda, o çok güvendiğimiz teşhis cihazları marş motorunun pes ettiğini şak diye söyleyebilir mi? İşin aslı, OBD dedektörleri doğrudan marş motorunun mekanik kolunu ya da aşınmış kömürlerini bir sensörle izlemez; daha çok sistemdeki voltaj düşüşlerini, marş sinyalinin beyne ulaşıp ulaşmadığını ve akünün o anki direncini ölçerek bize resmin bütününü sunar. Yani cihaz ekranında doğrudan "Marş motoru mefta" yazısını göremezsiniz belki ama akü voltajının marş anında sıfıra yaklaşması veya marş rölesi devresinde bir kopukluk tespiti, tecrübeli bir göz için arızanın tam da orayı işaret ettiğini net şekilde kanıtlar...
Birçok sürücünün en çok yanıldığı nokta, OBD cihazının her derde deva bir sihirli değnek olduğunu sanmasıdır. Oysa marş sistemi dediğimiz yapı, büyük oranda yüksek akımla çalışan, mekanik dişlilerin ve bakır sargıların birbirine sürtündüğü oldukça kaba ama bir o kadar da hassas bir elektrik-mekanik kombinasyonudur. Kontağı çevirdiğiniz an ECU dediğimiz motor kontrol ünitesi marş rölesine bir tetik sinyali gönderir ve OBD cihazı işte tam bu noktada, yani sinyalin iletildiği an ile sınırlı bir teşhis yapabilir. Röle tetiklendiği halde marş kolu dişliye geçmiyorsa ya da kömürler bittiği için elektrik akımı dairesel harekete dönüşmüyorsa, bilgisayar ekranında doğrudan bir mekanik arıza kodu belirmeyebilir. Bazen sadece "Marş Motoru Kontrol Devresi Düşük" veya "Ateşleme Sinyal Hatası" gibi dolaylı bir uyarı görürsünüz ve gerisini sizin, yani konuya biraz hakim bir sürücünün ya da usta bir gözün birleştirmesi gerekir.
Arabanın başına geçip o küçük cihazı bağladığınızda, aslında bir nevi dedektiflik oyununun içine girmiş olursunuz. ECU ekranında marşla ilgili bir hata kodu görmemeniz, marş dinamosunun sapasağlam olduğu anlamına kesinlikle gelmez, aksine arızanın mekanik bir kilitlenme veya aşınma kaynaklı olduğuna işaret eder. Akünüzün voltajı normalken kontağı çevirdiğiniz an OBD ekranındaki voltaj değerinin aşırı bir şekilde çökmesi, marş motorunun sıkıştığına ve akımdan devasa bir yük çekmeye çalıştığına dair en büyük ipucudur. Tersi bir senaryoda, yani kontağı bastığınızda voltajda hiçbir kıpırdanma olmuyorsa, marş otomatiğine elektrik bile gitmiyordur ki bu da bizi doğrudan kablo tesisatına ya da kömürlerin tamamen bittiği gerçeğine götürür... İşte bu yüzden sadece koda bakıp parça değiştirmek yerine, parametreleri okumak ve sistemin nasıl tepki verdiğini süzmek hayati önem taşır.
Bir sabah ansızın yolda kaldığınızda ve aracınız çalışmamak için direndiğinde, paniğe kapılmadan önce o küçük test cihazını bağlayıp canlı verileri izlemek size hem zaman hem de ciddi miktarda para kazandırır. Eğer marş basmıyorsa ama OBD ekranında krank mili sensöründen devir sinyali okuyabiliyorsanız, bilin ki marş motoru aslında dönmeye çalışıyor ama motoru çeviremiyordur. Sanayiye gittiğinizde ustaya sadece "Araç çalışmıyor" demek var, bir de "Marş rölesi tetikleniyor, voltaj düşüyor ama marş motoru dönmüyor, muhtemelen kömürler veya otomobilde sorun var" demek var. Aradaki bu küçük bilgi farkı, gereksiz yere sağlam parçaların değişmesini engeller ve nokta atışı tamir yapılmasını sağlar. Neticede teknolojiyi doğru okumak, o çok sevdiğimiz otomobillerimizin dilinden anlamanın ve cebimizi korumanın en kestirme yoludur.
Birçok sürücünün en çok yanıldığı nokta, OBD cihazının her derde deva bir sihirli değnek olduğunu sanmasıdır. Oysa marş sistemi dediğimiz yapı, büyük oranda yüksek akımla çalışan, mekanik dişlilerin ve bakır sargıların birbirine sürtündüğü oldukça kaba ama bir o kadar da hassas bir elektrik-mekanik kombinasyonudur. Kontağı çevirdiğiniz an ECU dediğimiz motor kontrol ünitesi marş rölesine bir tetik sinyali gönderir ve OBD cihazı işte tam bu noktada, yani sinyalin iletildiği an ile sınırlı bir teşhis yapabilir. Röle tetiklendiği halde marş kolu dişliye geçmiyorsa ya da kömürler bittiği için elektrik akımı dairesel harekete dönüşmüyorsa, bilgisayar ekranında doğrudan bir mekanik arıza kodu belirmeyebilir. Bazen sadece "Marş Motoru Kontrol Devresi Düşük" veya "Ateşleme Sinyal Hatası" gibi dolaylı bir uyarı görürsünüz ve gerisini sizin, yani konuya biraz hakim bir sürücünün ya da usta bir gözün birleştirmesi gerekir.
Arabanın başına geçip o küçük cihazı bağladığınızda, aslında bir nevi dedektiflik oyununun içine girmiş olursunuz. ECU ekranında marşla ilgili bir hata kodu görmemeniz, marş dinamosunun sapasağlam olduğu anlamına kesinlikle gelmez, aksine arızanın mekanik bir kilitlenme veya aşınma kaynaklı olduğuna işaret eder. Akünüzün voltajı normalken kontağı çevirdiğiniz an OBD ekranındaki voltaj değerinin aşırı bir şekilde çökmesi, marş motorunun sıkıştığına ve akımdan devasa bir yük çekmeye çalıştığına dair en büyük ipucudur. Tersi bir senaryoda, yani kontağı bastığınızda voltajda hiçbir kıpırdanma olmuyorsa, marş otomatiğine elektrik bile gitmiyordur ki bu da bizi doğrudan kablo tesisatına ya da kömürlerin tamamen bittiği gerçeğine götürür... İşte bu yüzden sadece koda bakıp parça değiştirmek yerine, parametreleri okumak ve sistemin nasıl tepki verdiğini süzmek hayati önem taşır.
Bir sabah ansızın yolda kaldığınızda ve aracınız çalışmamak için direndiğinde, paniğe kapılmadan önce o küçük test cihazını bağlayıp canlı verileri izlemek size hem zaman hem de ciddi miktarda para kazandırır. Eğer marş basmıyorsa ama OBD ekranında krank mili sensöründen devir sinyali okuyabiliyorsanız, bilin ki marş motoru aslında dönmeye çalışıyor ama motoru çeviremiyordur. Sanayiye gittiğinizde ustaya sadece "Araç çalışmıyor" demek var, bir de "Marş rölesi tetikleniyor, voltaj düşüyor ama marş motoru dönmüyor, muhtemelen kömürler veya otomobilde sorun var" demek var. Aradaki bu küçük bilgi farkı, gereksiz yere sağlam parçaların değişmesini engeller ve nokta atışı tamir yapılmasını sağlar. Neticede teknolojiyi doğru okumak, o çok sevdiğimiz otomobillerimizin dilinden anlamanın ve cebimizi korumanın en kestirme yoludur.