Osman Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Lazer sonrası ışık hassasiyeti normal mi
Gözlerde o malum işlem bittikten sonra dünya bir süre pek bir parlak görünmeye başlıyor zaten, insan ister istemez ürküyor vallahi billahi.
Perdeleri sıkıca kapatıp odanın en loş köşesine sığınma isteği uyanıyor içte, halbuki geçici bir durum bu, biliyoruz da işte sabretmek zor geliyor abi ya.
Sokaktaki o keskin güneş ışığı sanki doğrudan gözbebeklerine iğne gibi batıyor, araba farları gece vakti can yakacak kadar abartı gelmeye başlıyor insana.
Zaten o kornea dediğimiz narin tabaka minik bir operasyon geçirdi sonuçta, ne bekliyorduk ki her şey anında güllük gülistanlık olsun diye...
Doktorlar anlatıyor tabii, iyileşme süreci bu, gözün dış dünyaya yeniden alışma çabası bir nevi.
Gündüzleri güneş gözlüğüyle gezmek artık ikinci bir ten gibi yapışıyor üzerimize, o olmadan adım atmak imkansızleşiyor neredeyse.
Geçiyor mu peki zamanla, evet kesinlikle geçiyor, sadece biraz zaman tanımak lazım o yorgun bakışlara.
Evde otururken bile lambaların o sarı parlaklığı gözü yoruyor bazen, ışıkları kısma ihtiyacı duyuyor insan istemsizce.
Yavaş yavaş o keskinlik kayboluyor, renkler eski yumuşak haline dönüyor günler ilerledikçe.
Panik yapmaya gerek var mı yok aslında, ama yine de insan tırsıyor işte göz bu, sakaya gelmez ki...
Gözlerde o malum işlem bittikten sonra dünya bir süre pek bir parlak görünmeye başlıyor zaten, insan ister istemez ürküyor vallahi billahi.
Perdeleri sıkıca kapatıp odanın en loş köşesine sığınma isteği uyanıyor içte, halbuki geçici bir durum bu, biliyoruz da işte sabretmek zor geliyor abi ya.
Sokaktaki o keskin güneş ışığı sanki doğrudan gözbebeklerine iğne gibi batıyor, araba farları gece vakti can yakacak kadar abartı gelmeye başlıyor insana.
Zaten o kornea dediğimiz narin tabaka minik bir operasyon geçirdi sonuçta, ne bekliyorduk ki her şey anında güllük gülistanlık olsun diye...
Doktorlar anlatıyor tabii, iyileşme süreci bu, gözün dış dünyaya yeniden alışma çabası bir nevi.
Gündüzleri güneş gözlüğüyle gezmek artık ikinci bir ten gibi yapışıyor üzerimize, o olmadan adım atmak imkansızleşiyor neredeyse.
Geçiyor mu peki zamanla, evet kesinlikle geçiyor, sadece biraz zaman tanımak lazım o yorgun bakışlara.
Evde otururken bile lambaların o sarı parlaklığı gözü yoruyor bazen, ışıkları kısma ihtiyacı duyuyor insan istemsizce.
Yavaş yavaş o keskinlik kayboluyor, renkler eski yumuşak haline dönüyor günler ilerledikçe.
Panik yapmaya gerek var mı yok aslında, ama yine de insan tırsıyor işte göz bu, sakaya gelmez ki...