Eren Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Göstergedeki o küçük kırmızı termometre simgesi ansızın belirdiğinde içinize ani bir ürperti düşmesi çok normal; motor bloğunun içinde işlerin çığırından çıktığını fısıldayan o ışık, aslında size son bir şans tanındığını söyler. Sürüş esnasında gözünüzün ucuyla fark ettiğiniz o minik parlama, kaputun altında bir yerlerde metalin metale tahammül sınırını aşmak üzere olduğunun, soğutma sıvısının görevini yapamadığının en net kanıtıdır. Panik yapmak yerine hemen sağa çekebileceğiniz güvenli bir alan aramak, sağ şeride doğru yumuşak bir geçiş yapmak o an hayat kurtarır. Arabayı durdurur durdurmaz kontağı hemen kapatmak mı, yoksa rölantide biraz beklemek mi ikilemi ise sürücülerin en çok hataya düştüğü yol ayrımlarından biridir. Eğer alt taraftan oluk oluk su boşalmıyorsa veya kaputtan beyaz dumanlar yükselmiyorsa, motoru bir süre rölantide çalışır durumda bırakmak mekanik parçaların aniden sıkışmasını engelleyebilir...
Soğutma sistemindeki antifriz miktarının azalması ya da devirdaim pompasının ömrünü tamamlaması gibi nedenler bu can sıkıcı tablonun baş aktörleri arasında yer alır her zaman. Motorun ürettiği o muazzam ısıyı radyatöre taşıyan hortumlardan birinde meydana gelen küçücük bir çatlak, tüm sistemin basıncını bir anda sıfıra indirerek motoru savunmasız bırakabilir. Bazen de suçlu sadece basit bir radyatör kapağıdır; sızdırmazlık özelliğini yitiren bir kapak yüzünden sistem kaynama noktasına erkenden ulaşır. Yolculuk esnasında hararet ibresinin yukarı doğru tırmanışını izlemek, adeta zamana karşı yarışılan sessiz bir gerilim filmine dönüşür. Aracın periyodik bakımlarını aksatmak, "nasılsa gidiyor" diyerek yola devam etmek bizi eninde sonunda bu kırmızı ışıkla yüzleştirecektir...
Kaputu hemen açıp radyatör kapağına yapışmak, yapılabilecek en büyük, en geri dönüşü olmayan hatalardan biridir kuşkusuz. Sistemin içinde sıkışan yüz derecenin üzerindeki su ve buhar, kapağı gevşettiğiniz an yüzünüze doğru infilak eder adeta. Motorun kendi kendine soğumasına izin vermek, en azından yarım saat boyunca o bölgeye hiç dokunmamak hem kendi sağlığınız hem de aracın selameti için şart. Beklerken bir yandan da gözünüzle radyatör yedek su deposunu kontrol edebilir, seviyenin nerede olduğunu anlamaya çalışabilirsiniz. Şayet su tamamen bitmişse ve yanınızda yedek su varsa, motor tamamen buz gibi olmadan o soğuk suyu eklemek silindir kapağını çatlatabilir...
Termostat denilen o küçük ama hayati parça görevini yapmayı bıraktığında, motorun içindeki sıcak su radyatöre ulaşıp soğuyamaz ve kısır bir döngü başlar. Vana vazifesi gören bu mekanizma sıkışıp kaldığında, gösterge panelindeki lambanın yanması sadece birkaç dakikalık bir meseledir artık. Sürücü koltuğunda otururken klimayı sonuna kadar açıp sıcak konuma getirmek, motorun üzerindeki yükü biraz olsun hafifletmek adına uygulanabilecek eski ama etkili bir acil durum taktiğidir. Kalorifer peteği küçük bir radyatör gibi davranarak motorun içindeki fazla ısının bir kısmını kabin içine üfler; içerisi hamam gibi olur belki ama motoru o ölümcül eşikten döndürebilirsiniz. Yine de bu yöntem sizi sadece en yakın servis noktasına kadar idare edecek geçici bir pansumandan ibarettir...
Silindir kapak contasının yanması, hararet uyarısını ciddiye almayan sürücülerin karşılaşacağı en masraflı ve en üzücü senaryoların başında gelir. Motor yağına su, soğutma suyuna yağ karışmaya başladığında egzozdan bembeyaz bir duman çıkmaya başlar ki bu artık yolun sonu demektir. Motor bloku aşırı sıcaktan genleşip eğildiğinde, tamir masrafları aracın kendi değerinin neredeyse yarısına kadar ulaşabilir bazen. İşte sırf bu yüzden, o minik kırmızı lamba yandığı an inatla yola devam etmek yerine bir çekici çağırmak her zaman en ekonomik karardır. Yolda kalmanın verdiği o çaresizlik hissini yaşamamak, motoru tamamen kaybetme riskinin yanında aslında oldukça devede kulak kalır...
Soğutma sistemindeki antifriz miktarının azalması ya da devirdaim pompasının ömrünü tamamlaması gibi nedenler bu can sıkıcı tablonun baş aktörleri arasında yer alır her zaman. Motorun ürettiği o muazzam ısıyı radyatöre taşıyan hortumlardan birinde meydana gelen küçücük bir çatlak, tüm sistemin basıncını bir anda sıfıra indirerek motoru savunmasız bırakabilir. Bazen de suçlu sadece basit bir radyatör kapağıdır; sızdırmazlık özelliğini yitiren bir kapak yüzünden sistem kaynama noktasına erkenden ulaşır. Yolculuk esnasında hararet ibresinin yukarı doğru tırmanışını izlemek, adeta zamana karşı yarışılan sessiz bir gerilim filmine dönüşür. Aracın periyodik bakımlarını aksatmak, "nasılsa gidiyor" diyerek yola devam etmek bizi eninde sonunda bu kırmızı ışıkla yüzleştirecektir...
Kaputu hemen açıp radyatör kapağına yapışmak, yapılabilecek en büyük, en geri dönüşü olmayan hatalardan biridir kuşkusuz. Sistemin içinde sıkışan yüz derecenin üzerindeki su ve buhar, kapağı gevşettiğiniz an yüzünüze doğru infilak eder adeta. Motorun kendi kendine soğumasına izin vermek, en azından yarım saat boyunca o bölgeye hiç dokunmamak hem kendi sağlığınız hem de aracın selameti için şart. Beklerken bir yandan da gözünüzle radyatör yedek su deposunu kontrol edebilir, seviyenin nerede olduğunu anlamaya çalışabilirsiniz. Şayet su tamamen bitmişse ve yanınızda yedek su varsa, motor tamamen buz gibi olmadan o soğuk suyu eklemek silindir kapağını çatlatabilir...
Termostat denilen o küçük ama hayati parça görevini yapmayı bıraktığında, motorun içindeki sıcak su radyatöre ulaşıp soğuyamaz ve kısır bir döngü başlar. Vana vazifesi gören bu mekanizma sıkışıp kaldığında, gösterge panelindeki lambanın yanması sadece birkaç dakikalık bir meseledir artık. Sürücü koltuğunda otururken klimayı sonuna kadar açıp sıcak konuma getirmek, motorun üzerindeki yükü biraz olsun hafifletmek adına uygulanabilecek eski ama etkili bir acil durum taktiğidir. Kalorifer peteği küçük bir radyatör gibi davranarak motorun içindeki fazla ısının bir kısmını kabin içine üfler; içerisi hamam gibi olur belki ama motoru o ölümcül eşikten döndürebilirsiniz. Yine de bu yöntem sizi sadece en yakın servis noktasına kadar idare edecek geçici bir pansumandan ibarettir...
Silindir kapak contasının yanması, hararet uyarısını ciddiye almayan sürücülerin karşılaşacağı en masraflı ve en üzücü senaryoların başında gelir. Motor yağına su, soğutma suyuna yağ karışmaya başladığında egzozdan bembeyaz bir duman çıkmaya başlar ki bu artık yolun sonu demektir. Motor bloku aşırı sıcaktan genleşip eğildiğinde, tamir masrafları aracın kendi değerinin neredeyse yarısına kadar ulaşabilir bazen. İşte sırf bu yüzden, o minik kırmızı lamba yandığı an inatla yola devam etmek yerine bir çekici çağırmak her zaman en ekonomik karardır. Yolda kalmanın verdiği o çaresizlik hissini yaşamamak, motoru tamamen kaybetme riskinin yanında aslında oldukça devede kulak kalır...