Mitsubishi Rotil Arızaları

Mitsubishi Rotil Arızaları

Hakan Usta

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 0
Çözümler 0
Katılım
15 Haz 2026
Mesajlar
585
Tepkime puanı
0
Hakan Usta
Yokuş aşağı inerken direksiyondan hafif bir boşluk hissetmek, o an insanın içine bir kurt düşürmeye yeter de artar bile. Aslında Mitsubishi'nin o kemikli ön takımı sağlamdır, dayanıklıdır ama yurdun malum köstebek yuvası yolları bir süre sonra rotilin boynunu büker. Alt salıncakla tekerlek taşıyıcısını birbirine bağlayan o ufak mafsal var ya, işte tüm yükü o omuzlar... Boşluk yapmaya başladığında tıkırtılar önce ayak tabanına vurur, direksiyon sanki kendi kafasına göre bir istikamet tutturur gibi sağa sola hafifçe oynamaya başlar. Yahu bu araba durduk yere neden sağa çekiyor şimdi demeyin, rotil yuvasından oynamaya başlamıştır bile.

Peki bu parça neden bu kadar çabuk pes eder diye soranlar çıkacaktır, maalesef körüğü delinen her rotil ömrünün sonuna yaklaşmış demektir. İçeriye giren o incecik toz ve çamur karışımı, o cilalı metal bilyeyi zımpara gibi yiye yiye tüketir; içerideki boşluk milimetrikken bir bakmışsınız parmak girecek kadar bollaşmış. Direksiyonu tam kıvırıp park etmeye çalışırken gelen o "küt" sesini duyduğunuz an, inin ve hemen ön tekerleğin arkasını şöyle bir yoklayın... Zaten rotil yerinden oynamışsa tekerlek üst kısımdan sallanır, usta oraya baktığında "Abi bu sabaha çıkmaz" derse hiç şaşırmayın.

Yolda giderken o direksiyonun elinizden kayıp gideceğini düşünmek bile terletir insanı, nitekim kopan bir rotil tekerleğin bodoslama açılmasına yol açar. Eskiler buna "sakat bırakır" derdi, hakikaten de otobanda yüksek hızla giderken o mafsal yerinden çıkarsa arabanın nereye burun kıvıracağını kimse kestiremez. O yüzden direksiyon kutusundan gelen her tıkırtıyı direksiyon boşluğudur diye geçiştirmemek lazım, bazen asıl büyük bela o salıncağın ucundaki küçük demir parçasında saklıdır.

Parçayı değiştirirken ucuzuna kaçıp yan sanayi ürün taktıranlar genelde altı ay sonra yine aynı dertle kapıyı çalar, bu işin şakası yok çünkü ön takım orijinalini sever. Preslenmiş yuvaları söküp yenisini takarken o körüğün sıkıca oturduğundan emin olmak şart, yoksa ilk sulu yolda su alır ve yine başa sararsınız. Değişim bittikten sonra rot ayarına girmek de farzdır, araba kendine gelir, o huzursuzluk biter ve direksiyon yeniden pamuk gibi olur... Şehir içi trafikte kasislerden geçerken artık o gıcırtıyı duymamak var ya, işte o adamı hayata döndürür.
 
Geri