Erem Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Garajda sabah kahvesini yudumlarken kaputu açıp o genleşme kabına göz atma alışkanlığı bizimkisi... Hani şu "acaba yine mi eksiltti" huzursuzluğu var ya, işte o tam olarak ruhumuzu kemiren şey.
Yıldız logolu araca biniyorsan kaputun altındaki o Alman mühendisliğine saygı duyarsın ama iş su eksiltmeye gelince o saygı yerini derin bir sessizliğe bırakıyor maalesef.
Radyatör peteklerindeki o milimetrik çatlaklar zamanla büyür, motor sıcaklığı yükseldikçe su buharlaşıp gider ve sen fark etmezsin bile...
Su pompası denilen o küçük parça bazen öyle sinsi kaçaklar yapar ki, usta bile liftte üç saat aramak zorunda kalır.
Kapağı açtığında o basınçlı havanın tıslaması var ya, işte o ses aslında motorun imdat çağrısıdır, kulak ver biraz.
Hortum kelepçeleri gevşer, kauçuk yılların verdiği yorgunlukla çatlar ve motor o kıymetli sıvıyı yavaş yavaş dışarı kusmaya başlar...
Blok contasından su sızdırma ihtimalini düşünmek bile istemiyoruz değil mi, çünkü o işin sonu hep masraf ve sanayi köşelerinde geçen sinir bozucu haftalar demektir.
Yedek su deponuzda eksilme varsa sakın "bir bardak su ekleyip yola devam edeyim" safluğuna kapılmayın, o su mutlaka bir yerlerden kaçıyor çünkü.
Genleşme kabı kapağındaki o minik supap arızalandığında basıncı tutamaz ve suyu dışarı atar, bazen bütün mesele sadece o beş kuruşluk kapaktır ha...
Mersedes’in kalbi narintir, susuz kalmaya gelmez, iki kilometre susuz gidersen o motoru kucağına alırsın benden söylemesi.
Antifriz seçiminde ucuzliğim derken radyatörün içini çürütmeyin, saf su ve kaliteli antifriz karışımı bu makinelerin can damarıdır.
Hararet ibresi normalin biraz üzerine çıktığı an sağa çekip kontağı kapatmakta tereddüt etmeyin, o saniyelik kararlar motorun ömrünü belirler.
Usta "abi normaldir bu kadar eksiltme" derse inanmayın sakın, kapalı devre çalışan Alman motoru damla su eksiltmez, nokta.
Yıldız logolu araca biniyorsan kaputun altındaki o Alman mühendisliğine saygı duyarsın ama iş su eksiltmeye gelince o saygı yerini derin bir sessizliğe bırakıyor maalesef.
Radyatör peteklerindeki o milimetrik çatlaklar zamanla büyür, motor sıcaklığı yükseldikçe su buharlaşıp gider ve sen fark etmezsin bile...
Su pompası denilen o küçük parça bazen öyle sinsi kaçaklar yapar ki, usta bile liftte üç saat aramak zorunda kalır.
Kapağı açtığında o basınçlı havanın tıslaması var ya, işte o ses aslında motorun imdat çağrısıdır, kulak ver biraz.
Hortum kelepçeleri gevşer, kauçuk yılların verdiği yorgunlukla çatlar ve motor o kıymetli sıvıyı yavaş yavaş dışarı kusmaya başlar...
Blok contasından su sızdırma ihtimalini düşünmek bile istemiyoruz değil mi, çünkü o işin sonu hep masraf ve sanayi köşelerinde geçen sinir bozucu haftalar demektir.
Yedek su deponuzda eksilme varsa sakın "bir bardak su ekleyip yola devam edeyim" safluğuna kapılmayın, o su mutlaka bir yerlerden kaçıyor çünkü.
Genleşme kabı kapağındaki o minik supap arızalandığında basıncı tutamaz ve suyu dışarı atar, bazen bütün mesele sadece o beş kuruşluk kapaktır ha...
Mersedes’in kalbi narintir, susuz kalmaya gelmez, iki kilometre susuz gidersen o motoru kucağına alırsın benden söylemesi.
Antifriz seçiminde ucuzliğim derken radyatörün içini çürütmeyin, saf su ve kaliteli antifriz karışımı bu makinelerin can damarıdır.
Hararet ibresi normalin biraz üzerine çıktığı an sağa çekip kontağı kapatmakta tereddüt etmeyin, o saniyelik kararlar motorun ömrünü belirler.
Usta "abi normaldir bu kadar eksiltme" derse inanmayın sakın, kapalı devre çalışan Alman motoru damla su eksiltmez, nokta.