Yusuf Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Yolların tozunu yutmuş eski model ya da pırıl pırıl parlayan yeni nesil fark etmez, kaputun altındaki o kusursuz mühendislik ürünü bile bazen susar ve sadece içeriden içeriden yer bitirir kendini. Kilometre saati yükseldikçe dijital ekranda beliren o uyarı yazısı insanı aniden germeye yeter, yağ seviyesi düşük kontrol edin der usulca. Aslında Alman mühendisler bu makineleri tasarlarken her detayı inceden inceye hesaplamıştır sanırsınız, öyle ya, prestijin simgesi olan bu motorlar nasıl olur da birkaç bin kilometrede bir eksiltir o kıymetli sıvıyı.
Pistonların silindir duvarlarıyla yaptığı o bitmek bilmeyen dans, her saniye milyonlarca kez tekrarlanan metalin metale sürtünme ihtimali... İşte tam bu noktada devreye giren o incecik yağ filmi, motorun kalbinin durmaması için canla başla çalışırken buharlaşıp gidiyor adeta. Blok içerisindeki sıcaklık öyle dehşet verici boyutlara ulaşıyor ki, en kaliteli sentetik yağ bile bir noktada havaya karışıp egzozdan dışarı süzülmenin bir yolunu buluyor. Belki de sorun tamamen bundan ibaret, kim bilir...
Servis salonlarının o steril havasında ustaların yüzündeki o malumu ilân eden hafif gülümseme her şeyi özetliyor zaten. Normaldir kardeşim, bu motorlar az da olsa yakar, derler geçiştirirler; peki ya bu normalin sınırı nerede biter de felaketin kapısı aralanır işte o kısmı kimse net olarak söylemez. Sekmanlar zamanla eskir, sibop lastikleri sertleşir ve motor içindeki o gizli kaçaklar, garajın beton zeminine düşen o minik kara damlalarla kendini ele verir ya da vermez.
Kimi sürücü kilometrelerce arkasına bakmadan sadece gaza basar, kimisi de her sabah kontak çevirmeden önce kaputu açıp çubuğu peçeteyle silip kontrol etmekten paranoid bir hâle bürünür. Hangisi daha doğru acaba, sürekli tetikte yaşamak mı yoksa tamamen unutmak mı; tabii ki orta yolu bulmak en iyisi ama insan oğlu işte, şüphe düşmeye görsün içine. Araba sanki canı yanıyormuş gibi hissettirir bazen, o egzozdan süzülen maviye çalan duman var ya, işte o her şeyi ele verir aslında.
Bazen insan düşünmeden edemiyor, bu kadar kusursuz görünen bir makine nasıl olur da kendi hayat suyunu bu kadar çabuk tüketebilir diye. Belki de biz fazlasını bekliyoruz onlardan, ne de olsa demir yığını, yorulur, acıkır, susar... Düzenli aralıklarla kontrol etmek, kaliteli yağ kullanmak ve o küçük sızıntıları zamanında fark etmek belki de bütün meseleyi çözer, kim bilir.
Pistonların silindir duvarlarıyla yaptığı o bitmek bilmeyen dans, her saniye milyonlarca kez tekrarlanan metalin metale sürtünme ihtimali... İşte tam bu noktada devreye giren o incecik yağ filmi, motorun kalbinin durmaması için canla başla çalışırken buharlaşıp gidiyor adeta. Blok içerisindeki sıcaklık öyle dehşet verici boyutlara ulaşıyor ki, en kaliteli sentetik yağ bile bir noktada havaya karışıp egzozdan dışarı süzülmenin bir yolunu buluyor. Belki de sorun tamamen bundan ibaret, kim bilir...
Servis salonlarının o steril havasında ustaların yüzündeki o malumu ilân eden hafif gülümseme her şeyi özetliyor zaten. Normaldir kardeşim, bu motorlar az da olsa yakar, derler geçiştirirler; peki ya bu normalin sınırı nerede biter de felaketin kapısı aralanır işte o kısmı kimse net olarak söylemez. Sekmanlar zamanla eskir, sibop lastikleri sertleşir ve motor içindeki o gizli kaçaklar, garajın beton zeminine düşen o minik kara damlalarla kendini ele verir ya da vermez.
Kimi sürücü kilometrelerce arkasına bakmadan sadece gaza basar, kimisi de her sabah kontak çevirmeden önce kaputu açıp çubuğu peçeteyle silip kontrol etmekten paranoid bir hâle bürünür. Hangisi daha doğru acaba, sürekli tetikte yaşamak mı yoksa tamamen unutmak mı; tabii ki orta yolu bulmak en iyisi ama insan oğlu işte, şüphe düşmeye görsün içine. Araba sanki canı yanıyormuş gibi hissettirir bazen, o egzozdan süzülen maviye çalan duman var ya, işte o her şeyi ele verir aslında.
Bazen insan düşünmeden edemiyor, bu kadar kusursuz görünen bir makine nasıl olur da kendi hayat suyunu bu kadar çabuk tüketebilir diye. Belki de biz fazlasını bekliyoruz onlardan, ne de olsa demir yığını, yorulur, acıkır, susar... Düzenli aralıklarla kontrol etmek, kaliteli yağ kullanmak ve o küçük sızıntıları zamanında fark etmek belki de bütün meseleyi çözer, kim bilir.