Hamza Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Sürücü koltuğuna geçip anahtarı çevirdiğiniz an o koskoca Mercedes'in direksiyonunun beton gibi sertleştiğini hissetmek... İnsanın gerçekten canını sıkan, tam anlamıyla tadını kaçıran bir durum bu. Mercedes araçlardaki Elektrikli Direksiyon Sistemi (EPS), hidrolik pompaların o eski usül yağlı, gürültülü yapısını çöpe atıp yerine tamamen elektronik bir tork motoru ve hassas sensörler koyarak çalışıyor. Sistem harika düşünülmüş; yakıttan tasarruf ettiriyor, aracı şeritte tutuyor, park ederken parmağınızla çevirmenize izin veriyor ama iş elektroniğe binince arıza da maalesef mekanik bir sızıntıdan çok daha karmaşık hale geliyor.
Gösterge panelinde aniden beliren o kırmızı veya sarı direksiyon sembolü, arkasında devasa bir veri trafiğinin tıkandığını haber verir aslında. Sistemdeki tork sensörü, sizin direksiyona uyguladığınız en ufak kuvveti milisaniyeler içinde ölçüp kontrol ünitesine (ECU) bildirir; ECU da "Tamam, şu kadar destek verelim" diyerek elektrik motoruna komut gönderir. İşte bu iletişim zincirindeki en ufak bir voltaj dalgalanması, oksitlenmiş bir kablo soketi veya yıpranmış bir açı sensörü, bilgisayarın kendini korumaya alıp sistemi tamamen kapatmasına yol açar. Yani direksiyon aslında fiziksel olarak kırılmaz ya da kilitlenmez, sadece o muazzam elektronik destek bir anda kesildiği için size taş gibi sert gelir.
Direksiyonu çevirirken hissettiğiniz o garip takılmalar, hafif uğultular ya da anlık sertleşip geri yumuşamalar... Bunlar EPS sisteminin "Ben gidiyorum, haberin olsun" deme şeklidir. Çoğu sürücü bu belirtileri ilk zamanlar görmezden gelir, araç bir çalışıp bir kapandığında arızanın geçtiğini sanır. Oysa elektronik kart üzerindeki lehim çatlakları veya mikroişlemci hataları tam olarak böyle başlar; ısındıkça temassızlık yapar, soğuyunca düzelir gibi görünür.
Mercedes gibi yüksek teknolojili bir araçta akünün durumu direkt olarak direksiyon pamukluğunuzu belirler dersem sanırım abartmış olmam. Elektrikli direksiyon motoru, özellikle aracı durduğu yerde manevra yaptırırken aküden inanılmaz yüksek bir akım çeker. Eğer akünüz eskiyse, şarj dinamosu yeterli voltajı üretmiyorsa veya alternatörde bir dalgalanma varsa, EPS kontrol ünitesi "Burada güvenli voltaj yok" diyerek hata kodunu çakar. Bazen binlerce liralık direksiyon kutusu tamiri sanılan şey, altı üstü ömrünü tamamlamış bir akünün değişiminden ibaret çıkabilir.
Yolda giderken su birikintilerine hızlıca dalmak ya da motoru basınçlı suyla yıkatmak EPS'nin en büyük düşmanıdır diyebiliriz. Sanayide ustaların "Bu kutu su almış" dediği olay, direksiyon kutusunun alt tarafına monte edilen elektronik kartın nemle temas etmesidir. Alüminyum muhafaza her ne kadar contalarla korunsa da yılların verdiği sıcaklık değişimleri o contaları sertleştirir ve içeriye mikro düzeyde su sızmasına neden olur. Nem giren bir elektronik devre ise kısa sürede oksitlenir, sinyaller karışır ve tork motoru sapıtmaya başlar.
Peki böyle bir durumla karşılaştığınızda doğrudan tüm direksiyon kutusunu değiştirmek şart mı? Kesinlikle hayır, yetkili servisler genelde riske girmemek için komple ünite değişimini önerebilir ancak işin ehli revizyon merkezlerinde bu iş çok daha mantıklı çözülebiliyor. Sadece arızalanan elektronik kartın tamiri, tork sensörünün kalibrasyonu veya sargıları yanmış elektrik motorunun yenilenmesi gibi nokta atışı müdahalelerle sistem ilk günkü fabrikasyon hassasiyetine döndürülebilir. Buradaki tek püf nokta, aracı bilgisayara bağladığınızda çıkan hatayı doğru okuyabilen ve sadece mekanikten değil, Mercedes'in CAN-BUS iletişim protokolünden gerçekten anlayan bir ustaya teslim etmektir.
Gösterge panelinde aniden beliren o kırmızı veya sarı direksiyon sembolü, arkasında devasa bir veri trafiğinin tıkandığını haber verir aslında. Sistemdeki tork sensörü, sizin direksiyona uyguladığınız en ufak kuvveti milisaniyeler içinde ölçüp kontrol ünitesine (ECU) bildirir; ECU da "Tamam, şu kadar destek verelim" diyerek elektrik motoruna komut gönderir. İşte bu iletişim zincirindeki en ufak bir voltaj dalgalanması, oksitlenmiş bir kablo soketi veya yıpranmış bir açı sensörü, bilgisayarın kendini korumaya alıp sistemi tamamen kapatmasına yol açar. Yani direksiyon aslında fiziksel olarak kırılmaz ya da kilitlenmez, sadece o muazzam elektronik destek bir anda kesildiği için size taş gibi sert gelir.
Direksiyonu çevirirken hissettiğiniz o garip takılmalar, hafif uğultular ya da anlık sertleşip geri yumuşamalar... Bunlar EPS sisteminin "Ben gidiyorum, haberin olsun" deme şeklidir. Çoğu sürücü bu belirtileri ilk zamanlar görmezden gelir, araç bir çalışıp bir kapandığında arızanın geçtiğini sanır. Oysa elektronik kart üzerindeki lehim çatlakları veya mikroişlemci hataları tam olarak böyle başlar; ısındıkça temassızlık yapar, soğuyunca düzelir gibi görünür.
Mercedes gibi yüksek teknolojili bir araçta akünün durumu direkt olarak direksiyon pamukluğunuzu belirler dersem sanırım abartmış olmam. Elektrikli direksiyon motoru, özellikle aracı durduğu yerde manevra yaptırırken aküden inanılmaz yüksek bir akım çeker. Eğer akünüz eskiyse, şarj dinamosu yeterli voltajı üretmiyorsa veya alternatörde bir dalgalanma varsa, EPS kontrol ünitesi "Burada güvenli voltaj yok" diyerek hata kodunu çakar. Bazen binlerce liralık direksiyon kutusu tamiri sanılan şey, altı üstü ömrünü tamamlamış bir akünün değişiminden ibaret çıkabilir.
Yolda giderken su birikintilerine hızlıca dalmak ya da motoru basınçlı suyla yıkatmak EPS'nin en büyük düşmanıdır diyebiliriz. Sanayide ustaların "Bu kutu su almış" dediği olay, direksiyon kutusunun alt tarafına monte edilen elektronik kartın nemle temas etmesidir. Alüminyum muhafaza her ne kadar contalarla korunsa da yılların verdiği sıcaklık değişimleri o contaları sertleştirir ve içeriye mikro düzeyde su sızmasına neden olur. Nem giren bir elektronik devre ise kısa sürede oksitlenir, sinyaller karışır ve tork motoru sapıtmaya başlar.
Peki böyle bir durumla karşılaştığınızda doğrudan tüm direksiyon kutusunu değiştirmek şart mı? Kesinlikle hayır, yetkili servisler genelde riske girmemek için komple ünite değişimini önerebilir ancak işin ehli revizyon merkezlerinde bu iş çok daha mantıklı çözülebiliyor. Sadece arızalanan elektronik kartın tamiri, tork sensörünün kalibrasyonu veya sargıları yanmış elektrik motorunun yenilenmesi gibi nokta atışı müdahalelerle sistem ilk günkü fabrikasyon hassasiyetine döndürülebilir. Buradaki tek püf nokta, aracı bilgisayara bağladığınızda çıkan hatayı doğru okuyabilen ve sadece mekanikten değil, Mercedes'in CAN-BUS iletişim protokolünden gerçekten anlayan bir ustaya teslim etmektir.