Sami Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Sabah işe gitmek için kontağı çevirdin, o yıldızlı logoyu görünce yüzün güldü ama yola çıkar çıkmaz o can sıkıcı titreme ellerini karıncalandırmaya başladı...
Otobanda hız ibresi doksanı gösterdiği an direksiyon resmen elinden kaçacak gibi sallanıyor, insanı bir anlığına meraktan öte derin bir huzursuzluğa sürükleyen o tuhaf an.
Ön takımda ufak bir boşluk mu var yoksa lastiklerden biri yolda balansı unuttu da can mı sıkmak istiyor, işte bu işin aslı tam olarak burada düğümleniyor.
Asfalttaki en ufak bir çukur bile bazen bu Alman mühendisliğini derinden sarsabiliyor, sen sanıyorsun ki araba yaşlandı ama mesele sadece rot ayarının birazcık küsmesinden ibaret.
Frene bastığın o saliselik zamanda parmak uçlarında hissettiğin o tıkırtı var ya, disklerin "ben artık yoruldum" deme biçimi tam olarak o işte.
Rot kolları boşluk yaptığında araba kendi kafasına göre yolda yön çizmeye çalışır, direksiyonun o anki inatçı duruşu aslında sana "beni bir ustaya göster" diye fısıldar...
Jantın içine kaçan çamur bile bazen o devasa makinayı sarsmaya yeter, yani her titremenin altında öyle büyük bir masraf aramak aslında sadece bizim kuruntumuz.
Lastik havaları eşit değilse ya da dişlerden biri asimetrik aşındıysa, o muktedir direksiyon bir anda hırçınlaşır ve bütün konforu altüst eder.
Peki o kadar para verip bindiğin arabanın bu şekilde titremesi sence de garip değil mi, sanki sana küsmüş gibi bakıyor resmen...
Şaşmaz veya sanayi yoluna düşmeden önce lastikçiye uğrayıp bir balans ayarı yaptırmak, belki de bütün bu sinir harbini tek kalemde bitirecek en akıllıca hamle.
Otobanda hız ibresi doksanı gösterdiği an direksiyon resmen elinden kaçacak gibi sallanıyor, insanı bir anlığına meraktan öte derin bir huzursuzluğa sürükleyen o tuhaf an.
Ön takımda ufak bir boşluk mu var yoksa lastiklerden biri yolda balansı unuttu da can mı sıkmak istiyor, işte bu işin aslı tam olarak burada düğümleniyor.
Asfalttaki en ufak bir çukur bile bazen bu Alman mühendisliğini derinden sarsabiliyor, sen sanıyorsun ki araba yaşlandı ama mesele sadece rot ayarının birazcık küsmesinden ibaret.
Frene bastığın o saliselik zamanda parmak uçlarında hissettiğin o tıkırtı var ya, disklerin "ben artık yoruldum" deme biçimi tam olarak o işte.
Rot kolları boşluk yaptığında araba kendi kafasına göre yolda yön çizmeye çalışır, direksiyonun o anki inatçı duruşu aslında sana "beni bir ustaya göster" diye fısıldar...
Jantın içine kaçan çamur bile bazen o devasa makinayı sarsmaya yeter, yani her titremenin altında öyle büyük bir masraf aramak aslında sadece bizim kuruntumuz.
Lastik havaları eşit değilse ya da dişlerden biri asimetrik aşındıysa, o muktedir direksiyon bir anda hırçınlaşır ve bütün konforu altüst eder.
Peki o kadar para verip bindiğin arabanın bu şekilde titremesi sence de garip değil mi, sanki sana küsmüş gibi bakıyor resmen...
Şaşmaz veya sanayi yoluna düşmeden önce lastikçiye uğrayıp bir balans ayarı yaptırmak, belki de bütün bu sinir harbini tek kalemde bitirecek en akıllıca hamle.