Hamza Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Mercedes-Benz marka aracına bindiğinde o meşhur yıldızın konforunu hissetmeyi beklerken birden yüzüne çarpan o ılık ve rutubetli hava ne kadar sinir bozucu değil mi... Yılların gazetecisi ve binlerce kilometre yol yapmış bir otomobil meraklısı olarak söyleyebilirim ki, bu Alman mühendisliğinin o kusursuz görünen dünyasında bile bazen su sızdıran, daha doğrusu gaz kaçıran cinsten ufak ama can sıkıcı çatlaklar olabiliyor. Sistem çalışıyor gibi görünüyor, fan üflüyor, kompresör devreye giriyor ama o buz gibi esinti bir türlü gelmiyorsa, içeride günden güne azalan ve adeta buharlaşıp uçan görünmez bir düşmanla karşı karşıyasın demektir.
Söz konusu bu soğutma kayıpları olduğunda işin aslı, yetkili servislerin o ezberlenmiş pahalı masallarından çok daha derin ve mekanik bir fizik kuralına dayanıyor; çünkü alüminyum boru hatlarındaki o mikroskobik gözenekler veya yıllara yenik düşen o kauçuk contalar zamanla özelliğini yitiriyor. Eskiden bu işler bu kadar karmaşık değildi sanki, kaputu açar bir bakardın, ama şimdi her şey o kadar elektronik ve hassas ki, arıza tespiti yapmak neredeyse cerrahi bir titizlik gerektiriyor. Belki de sen de fark ettin, özellikle yaz sıcakları bastırdığı an o klima pompası devreye girerken garip bir tıkırtı duyulur ve o an içinden "Eyvah yine mi?" diye geçirirsin...
Peki bu lanet olası gaz kaçağı tam olarak nereden ve nasıl oluyor da kimselere sezdirmeden buharlaşıp gidiyor diye soracak olursan, sana bizzat yaşadığım ve tecrübe ettiğim o gizli detayları anlatayım. Göğüslüğün ta derinlerinde, direksiyonun ve torpido gözünün arkasında, gözden uzak bir yerde duran o evaporatör peteği var ya, işte o parça zamanla nemden ve korozyondan dolayı adeta delik deşik oluyor ve bütün sistemi zehirliyor. Servise gittiğinde sana hemen komple göğüs sökülecek, bilmem kaç bin lira tutacak masraf çıkaracaklar; oysa bazen sadece işini bilen dürüst bir ustanın ellerinde ufak bir kaynakla veya nokta atışı bir müdahaleyle çözülecek işler bunlar...
Otomobilini park edip eve yürürken arkanda bıraktığın o su birikintisine aldanma sakın, çünkü o kliniğin normal terlemesidir; asıl tehlike kaputun altında, o siyah hortumların birleşim yerlerinde biriken o hafif yağlı ve tozlu tabakadır ki o, kaçağın resmen imdat çağrısıdır. Bir gün yolda giderken camı açmak zorunda kalıyorsan ve içerideki o bayat hava seni boğuyorsa, artık direksiyona geçip sadece müziğin sesini açarak bu sorunu görmezden gelmeyi bırakmalısın...
Zamanla gaz seviyesi azaldıkça kompresörün kendini korumaya almak için devre dışı kalacağını ve bir gün tamamen kilitlenip sana serviste servet ödeteceğini sakın unutma; çünkü bu sistemler acımasızdır ve bakımsızlığı asla affetmez. Belki de bu yüzden, ellerini direksiyona koyup o yola çıkmadan önce, klimanın o ilk üfleme anındaki kokusuna ve soğutma hızına şöyle bir dikkatlice kulak vermelisin...
Söz konusu bu soğutma kayıpları olduğunda işin aslı, yetkili servislerin o ezberlenmiş pahalı masallarından çok daha derin ve mekanik bir fizik kuralına dayanıyor; çünkü alüminyum boru hatlarındaki o mikroskobik gözenekler veya yıllara yenik düşen o kauçuk contalar zamanla özelliğini yitiriyor. Eskiden bu işler bu kadar karmaşık değildi sanki, kaputu açar bir bakardın, ama şimdi her şey o kadar elektronik ve hassas ki, arıza tespiti yapmak neredeyse cerrahi bir titizlik gerektiriyor. Belki de sen de fark ettin, özellikle yaz sıcakları bastırdığı an o klima pompası devreye girerken garip bir tıkırtı duyulur ve o an içinden "Eyvah yine mi?" diye geçirirsin...
Peki bu lanet olası gaz kaçağı tam olarak nereden ve nasıl oluyor da kimselere sezdirmeden buharlaşıp gidiyor diye soracak olursan, sana bizzat yaşadığım ve tecrübe ettiğim o gizli detayları anlatayım. Göğüslüğün ta derinlerinde, direksiyonun ve torpido gözünün arkasında, gözden uzak bir yerde duran o evaporatör peteği var ya, işte o parça zamanla nemden ve korozyondan dolayı adeta delik deşik oluyor ve bütün sistemi zehirliyor. Servise gittiğinde sana hemen komple göğüs sökülecek, bilmem kaç bin lira tutacak masraf çıkaracaklar; oysa bazen sadece işini bilen dürüst bir ustanın ellerinde ufak bir kaynakla veya nokta atışı bir müdahaleyle çözülecek işler bunlar...
Otomobilini park edip eve yürürken arkanda bıraktığın o su birikintisine aldanma sakın, çünkü o kliniğin normal terlemesidir; asıl tehlike kaputun altında, o siyah hortumların birleşim yerlerinde biriken o hafif yağlı ve tozlu tabakadır ki o, kaçağın resmen imdat çağrısıdır. Bir gün yolda giderken camı açmak zorunda kalıyorsan ve içerideki o bayat hava seni boğuyorsa, artık direksiyona geçip sadece müziğin sesini açarak bu sorunu görmezden gelmeyi bırakmalısın...
Zamanla gaz seviyesi azaldıkça kompresörün kendini korumaya almak için devre dışı kalacağını ve bir gün tamamen kilitlenip sana serviste servet ödeteceğini sakın unutma; çünkü bu sistemler acımasızdır ve bakımsızlığı asla affetmez. Belki de bu yüzden, ellerini direksiyona koyup o yola çıkmadan önce, klimanın o ilk üfleme anındaki kokusuna ve soğutma hızına şöyle bir dikkatlice kulak vermelisin...