Ahmet Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Arabayı sağa çekip dörtlüleri yaktığınız o an var ya, işte her şey tam olarak orada başlıyor. Direksiyonun başında çaresizce kalakaldığınızda "Maxi Sigorta zaten bunu kapsıyordu" güveni bir anda buharlaşıp uçabiliyor. Arıza bu, ne zaman ve nerede vuracağı hiç belli olmaz ki... Çekici ararsınız hat meşgul çalar, müşteri hizmetlerini düşürürsünüz bu sefer de poliçedeki o küçücük dipnotu yüzünüze vururlar. Yolda kalmanın stresi yetmezmiş gibi bir de şirket bürokrasisiyle boğuşursunuz. Yaşadım, biliyorum; poliçe satın alırken atılan o neşeli imzalar, motor durduğu an maalesef tek başına hiçbir işe yaramıyor.
Sözleşmedeki küçük yazıları okumayan herkes bir gün mutlaka o emniyet şeridinde beklemek zorunda kalır. Poliçeyi elinize aldığınızda o süslü vaatler gözünüzü boyamasın, arıza teminatının sınırlarını milim milim bilmek zorundasınız. Çekici hizmeti kaç kilometreye kadar ücretsiz? Yılda kaç defa yol yardım hakkınız var? Bu soruların cevabını çekici tepesinde sanayiye giderken değil, evinizde kahvenizi yudumlarken öğrenmeniz lazım. Aksi halde cebinizden çıkacak ekstra ücretleri görünce "Ben her ay bu parayı niye ödüyorum ki?" diye kendi kendinize söylenip durursunuz... Sigortacılık detay sanatıdır, detayı kaçıran bedelini anında öder.
Müşteri temsilcisinin sesindeki o soğuk ve kurumsal mesafe tam da en çaresiz hissettiğiniz anda karşınıza çıkar. Telefondaki ses size poliçenizin "mekanik arızayı" değil sadece "kaza sonucu oluşan çekici ihtiyacını" karşıladığını söylediğinde başınızdan aşağı kaynar sular dökülür. Nasıl yani, motor kilitlendi diye araba arızalanmış sayılmıyor mu şimdi? Sayılmıyor işte. Bazı paketler sadece arızayı kapsar, bazıları ise sadece kazayı... İki durumu birbiriyle karıştırmamak gerek; teminatınız gerçekten yolda kalmanızı engelliyor mu, yoksa sadece kağıt üzerinde bir güvence mi sunuyor?
Şimdi bir kenara çekilip derin bir nefes alın ve poliçenizi elinize alıp baştan aşağı gözden geçirin. Gerçek bir uzman gibi düşünün; arabanızın yaşını, kronik arızalarını ve her gün katettiğiniz yolları göz önüne almadan yapılan her sigorta eksik kalmaya mahkumdur. En sıkıştığınız anda yanınızda durmayan, arıza anında sizi sanayinin ortasında bir başınıza bırakan bir poliçeyi cebinizde taşımanın hiçbir mantığı yok... Haklarınızı bilin, kapsama alanını netleştirin ve gerekiyorsa ek primini ödeyip tam koruma paketine geçin. Direksiyon başındaki zihinsel huzur, inanın poliçeye ekleyeceğiniz o küçük farktan çok daha kıymetli.
Sözleşmedeki küçük yazıları okumayan herkes bir gün mutlaka o emniyet şeridinde beklemek zorunda kalır. Poliçeyi elinize aldığınızda o süslü vaatler gözünüzü boyamasın, arıza teminatının sınırlarını milim milim bilmek zorundasınız. Çekici hizmeti kaç kilometreye kadar ücretsiz? Yılda kaç defa yol yardım hakkınız var? Bu soruların cevabını çekici tepesinde sanayiye giderken değil, evinizde kahvenizi yudumlarken öğrenmeniz lazım. Aksi halde cebinizden çıkacak ekstra ücretleri görünce "Ben her ay bu parayı niye ödüyorum ki?" diye kendi kendinize söylenip durursunuz... Sigortacılık detay sanatıdır, detayı kaçıran bedelini anında öder.
Müşteri temsilcisinin sesindeki o soğuk ve kurumsal mesafe tam da en çaresiz hissettiğiniz anda karşınıza çıkar. Telefondaki ses size poliçenizin "mekanik arızayı" değil sadece "kaza sonucu oluşan çekici ihtiyacını" karşıladığını söylediğinde başınızdan aşağı kaynar sular dökülür. Nasıl yani, motor kilitlendi diye araba arızalanmış sayılmıyor mu şimdi? Sayılmıyor işte. Bazı paketler sadece arızayı kapsar, bazıları ise sadece kazayı... İki durumu birbiriyle karıştırmamak gerek; teminatınız gerçekten yolda kalmanızı engelliyor mu, yoksa sadece kağıt üzerinde bir güvence mi sunuyor?
Şimdi bir kenara çekilip derin bir nefes alın ve poliçenizi elinize alıp baştan aşağı gözden geçirin. Gerçek bir uzman gibi düşünün; arabanızın yaşını, kronik arızalarını ve her gün katettiğiniz yolları göz önüne almadan yapılan her sigorta eksik kalmaya mahkumdur. En sıkıştığınız anda yanınızda durmayan, arıza anında sizi sanayinin ortasında bir başınıza bırakan bir poliçeyi cebinizde taşımanın hiçbir mantığı yok... Haklarınızı bilin, kapsama alanını netleştirin ve gerekiyorsa ek primini ödeyip tam koruma paketine geçin. Direksiyon başındaki zihinsel huzur, inanın poliçeye ekleyeceğiniz o küçük farktan çok daha kıymetli.