Erem Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Vites kolundan gelen o hafif tıkırtı bazen sadece yorgun bir günün hatırasıdır bazen de yolda kalacağımızın keskin habercisi ama biz bunu hep geçiştiririz çünkü arabamızla aramızdaki o sessiz anlaşma henüz bozulmamıştır, oysa dişliler çoktan aşınmaya başlamıştır bile. Debriyaj pedalına bastığınızda hissettiğiniz o garip boşluk hissi aslında mekanizmanın size attığı imdat çığlığıdır ki bunu duymazdan gelmek en büyük lüksümüz maalesef.
Neden bu kadar sert geçiyor bu vitesler birdenbire acaba yoksa şanzıman yağı ömrünü tamamen tüketti de metal metal sürtünmeye mi başladı, kim bilir. Vites kutusundan sızan o koyu renkli damlalar garajın zemininde birikirken biz hâlâ motorun gücüne güvenip yola devam ediyoruz halbuki içerideki çarklar birbirini yiyiyor her kilometre taşında. Yağın azalması demek dişlilerin korumasız kalması demektir, bunu bilmek için usta olmaya gerek yok sadece biraz vicdan sahibi bir şoför olmak yeter de artar bile.
Geri vitese takarken yaşanan o dişli sıyırma sesi hepimizi germeye yeter de artar bile, bir keresinde o ses yüzünden az kalsın şanzımanı kucağımıza alıyorduk az daha. Senkronizatör dişlilerinin aşınması tam olarak böyle bir şeydir işte, zamanında değiştirilmeyen tek bir pul bütün sistemi çökertebilir çünkü mekanizma hata affetmez. Arabanın altından gelen o metalik uğultu hızı artırdıkça yükseliyorsa bilyaların ömrü dolmuş demektir, bunu anlamak için sanayiye gitmeye gerek yok kulak vermek yeter.
Sanki arabayı değil de başka bir şeyi sürüyoruz bu aralar, vites geçişleri o kadar kemikli ve kararsız ki insan direksiyon başında kendini yabancı hissediyor bazen. Debriyaj balatası sıfırı tükettiğinde motor bağırmasına rağmen araba hızlanmaz ya, işte o an insanın tüylerini diken diken eden o acı gerçekle yüzleştiğimiz andır. Kim derdi ki o küçük çelik yaylar bu kadar büyük bir yükü taşıyamaz duruma gelecek diye.
Neden bu kadar sert geçiyor bu vitesler birdenbire acaba yoksa şanzıman yağı ömrünü tamamen tüketti de metal metal sürtünmeye mi başladı, kim bilir. Vites kutusundan sızan o koyu renkli damlalar garajın zemininde birikirken biz hâlâ motorun gücüne güvenip yola devam ediyoruz halbuki içerideki çarklar birbirini yiyiyor her kilometre taşında. Yağın azalması demek dişlilerin korumasız kalması demektir, bunu bilmek için usta olmaya gerek yok sadece biraz vicdan sahibi bir şoför olmak yeter de artar bile.
Geri vitese takarken yaşanan o dişli sıyırma sesi hepimizi germeye yeter de artar bile, bir keresinde o ses yüzünden az kalsın şanzımanı kucağımıza alıyorduk az daha. Senkronizatör dişlilerinin aşınması tam olarak böyle bir şeydir işte, zamanında değiştirilmeyen tek bir pul bütün sistemi çökertebilir çünkü mekanizma hata affetmez. Arabanın altından gelen o metalik uğultu hızı artırdıkça yükseliyorsa bilyaların ömrü dolmuş demektir, bunu anlamak için sanayiye gitmeye gerek yok kulak vermek yeter.
Sanki arabayı değil de başka bir şeyi sürüyoruz bu aralar, vites geçişleri o kadar kemikli ve kararsız ki insan direksiyon başında kendini yabancı hissediyor bazen. Debriyaj balatası sıfırı tükettiğinde motor bağırmasına rağmen araba hızlanmaz ya, işte o an insanın tüylerini diken diken eden o acı gerçekle yüzleştiğimiz andır. Kim derdi ki o küçük çelik yaylar bu kadar büyük bir yükü taşıyamaz duruma gelecek diye.